10 Ağustos 2012 Cuma

ılluminati Tanrı ve Simgeleri

        Burada illuminati simgelerini tek tek anlatacağız :

     
 1.  Ra tanrısı
     
        Bence illuminatini en önemli simgesidir. Ra eski Mısırda uzun süre devlet tanrısı kabul edilmiştir. Mısır tarihinde yeri önemlidir. İnanılan diğer tüm tanrılar Ra'nın bir yansıması olarak kabul edilir. Ra şekilde görüldüğü gibi şahin kafalı insan vücutlu bir tanrıdır. Karşımıza çokça çıkan tek göz simgesi de Ra' nın gözüdür.




2. Tek göz

        Yukarıda da belirttiğimiz gibi tek göz Ra' nın gözüdür. Ra bu gözle tüm Dünyayı görür, olup biten her şeyden haberdardır. İlluminatinin en çok kullanınlan simgesi Ra gözüdür .



      3.Piramit

        Piramit Mısırın en büyük piramiti olan Keops piramitidir. Mason felsefesinde bayağı yer edinmiştir. Bazı iki boyutlu çizimlerde piramit üçgen olarak kullanılır. Üçgen bazen gözle birleştirilip başka bir simge oluşturulur. Amerikan 1 dolarının üstünde üstü kesik bir piramit, piramitin tepesinde Güneş , Güneşin içinde tek göz bulunur.






4. Güneş

        Güneş illuminati de tek başına kullanılmayan önemli bir simgedir. Güneş göz ve piramitle beraber kullanılır. Güneş sembolü özellikle kolye ve yüzüklerde çok kullanılır.







     5.Baphomet

        Baphomet başta put olarak biliniyordu, şimdiki kaynaklarda ise şeytan olarak bilinir. (Çift cinsiyetli olması şeytan olarak gösterenlerin, delilidir.) Vücut yapısı itibarı ile belden aşağısı erkek gövdesi kadın kafası ise koçtur. Mason ayinelerinde baş köşeyi baphomet alır. Elleri ile oluşturduğu hareket mısır hiyerogkiflerini andırır. Bazı kaynaklara göre mısır hiyeroglifleri mason simgeleri ile yüklüdür.





6. 666 Şeytani Sayı

       Kaynaklara göre 666 sayısının çıkış amacı şeytanın oğlunun Dünya ya 6 Haziran saat 6 da geleceğidir. İncil'de söz edilen 666 sözünün Dünyanın sonunu getireceğine inanılır. Asıl ilgi çekici olan ibranice 666 sayısının www olarak yazılmasıdır. Beners Lee adlı bilgisayar profesorü html yi geliştirdi ve www ismini internete o verdi. 2004 yılında kraliçeden sir ünvanını aldı. Bazı kaynaklara göre Lee bir yahudi ve internete 666 yı internete bu seeple verdiğidir.
      666 sayısı başparmak ve işaret parmağı birleştirlip diğer parmakların sırayla açılmasıyla oluşur. Altta oluşan yuvarlak 6 sayısının alt kısmı üstteki 3 parmak ise 6 sayılarının üst kısımlarıdır. Böylece 3 altı oluşur bu da 666 dır.

       Bu resimde ise hem tek göz hem de 666 hareketi vardır.




  7. Damalı zemin 

Damalı zemin boyutlar arası geçişi ifade eder. Boyut dediğimiz nedir peki ? Boyut yaşadığımız alandır örneğin biz 3. boyuttayız cinler ise 4.boyuttadır. Masonik inançlara göre bu zeminde geçişler olabilmekte. Tabi ki bu böyle değildir. Çünkü biz onları başka yerlerde de görebiliriz.






Bu makalemiz de sadece temel çok çok önemli simgeleri anlattık. İlluminati hakkında daha fazla bilgi için diğer makalelerimize bakınız.


203 yorum:

  1. Off kafayı yiyeceğim böyle giderse.. :/

    YanıtlaSil
  2. Hayırdır kardeşim .. problem nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. illüminati kilisenin baskısından ve eziyetlerine isyan eden bilim ve sanatadamları tafafından kurulmuş bir gizli kardeşlik toplulugudur ki biliyorsun ortaçagda bir çok bilimadamı yaptıkları keşiflerle kilisenin tanrı inancını sarstıgınıönesürüp (galileo en çarpıcı örnektir)yakılmalarına kadar varmıştır. bu insanların kiliseye düşmanlıgı vardır haklıdırlarda ama bunu Allah din düşmanlıgı olarak karıştırmamak lazım. kelime anlamı aydınlanmışlar olan insanlıga bir çok keşifle hizmet eden bı insanları resmen tapınakçı-mason yapıp hayatlarını insanlıga hizmet ve evrenin dünyanın sırlarını çözmeye adamış kişileri keçilere tapıp dünya yönetmeye çalışmakla yaftalıyorsun ya helal olsun diyorum. Kfayı çok takmış akadaşlar için söyliyeyim illuminati ve tapınakçılık(güncellenmişi masonluk)aynı şey değildir.Bu piramit,tek göz özllikle keçibaşlı deccal masonların simgeleridir.Evet tapınakçıların soyları eski mısır a kadar dayanır mısır da köle olan yahudilerin mısır kültüründen ve mistik güçlerinden etkileşimleri olmustur ve kabalizm böyle dogmustur daha sonra hz.süleyman ve onun efsaneleri onları onun tapınagına yöneltmiş(Süleymanın hazineleri-Süleymanın tapınagı)burası haçlı seferlerinden itibaren bir merkez olmuştur. tapınak şövalyeleri kısa zamanda öyle güçlenmişler ki avrupa da krallara devletlere söz gçirmeye başlamışlardır. daha sonrasapkınlıkları yüzünden daıtılıp yer altına çekilmişler ve kollara ayrmışlardır.gül-haçlar,masonlar gibi. youtube da tapınak şövalyeleri diye aratın bir çok bilgiye ulasabilirsnz

      Sil
    2. Illuminati hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını öğrenmiş olduk. Git Google'a Illuminati yaz ve çıkan linklerden detaylı olarak Illuminati'nin ne olduğunu ve neyi amaçladığını öğren. Ben sana kısaca açıklayayım. Illuminati'nin amacı, Yeni Dünya Düzeni'ni kurmaktır. Bu düzenin amacı, bildiğim kadarıyla, insanların nüfusunu çok az bir seviyeye getirmek ve tek devlet oluşturmak. Ve ayrıca bu örgütün amacı tüm dinleri yok etmektir. Illuminati de bir din olarak bilinir. Illuminati hakkında YouTube'da bilimum video, internette bilimum bilgi olmasına rağmen bilgi sahibi olmaman ilginç. Piramit ve tek göz Illuminati'nin temel simgesidir. Madem piramit ve tek göz masonların simgesi de, madem hayatlarını insanlığa hizmet ve evrenin, dünyanın sırlarını çözmeye adamış kişiler, dünyayı yönetmeye çalışmıyor da, o zaman neden neredeyse her dizide, her filmde üçgen işareti, tek göz görüyoruz? Bunu bir açıkla hele. Ya da madem bu adamlar hayatlarını insanlığın hizmetine adamış, iyi adamlar da ve dünyayı yönetmiyorlar da, o zaman neden dünyada gerçekleşen bir sürü felaketler bu adamların kurduğu örgütün kartlarında yer alıyor? Illuminati kartlarını bir araştır. 11 Eylül saldırısı bu kartlarda yer alıyor. Ve Illuminati üyelerinin Baphomet'e taptığını bir tek bu adam söylemiyor. Şurda da yazıyor aynı şey.

      http://halitsari.blogspot.com/2012/07/illuminati-kavramlar-ve-terimler.html

      Sil
    3. offff yha peki bunun baş ı kimdir ?

      Sil
    4. Uğur İskender kardeşim. İllumunatiyi hakkında birşey bilmiyorsun ve google'dan öğren diyorsun? Oraya yazanlardan senin benim gibi insanlar ve bilgileri kısıtlı ve bir çoğu yalandan ibaret. Kendinizi bilgili görerek başkalarını bilgilendirmeye çalışmadan önce objektiflik konusunun üstünden yeniden geçiniz. Bilgi kitaptadır, internette değil. Kitap dediklerimde maydonozun yanında satılanlar değil.Gülünç duruma düşmayin.İyi günler dilerim.

      Sil
  3. Heran Sıyırabilirim Sıkıntıdan Çok Kafama Taktım Bu Konuyu Arkadaş Napsak Biz Bu Dünyayı Kurtarsak Demeye Başladım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynı benim kafa amk :D

      Sil
    2. bncede ya bsi yapılmalı

      Sil
    3. yanlış düşünme zaten onlar az olduğu için bu kadar bizlerle uğraşıyor ve sakın düşünmekten araştırmaktan vazgeç ve bazı filmler onlara karşıt mesela oblivion izle ama önce bazı terimleri öğrenmelisin ve sana şunu söyleyeyim hiç merak etme inancın nedir bilmem ama zafer islamın'dır bunu sakın unutma "ALLAH C.C. Nurunu tamamlayacaktır İnşallah" Ama bizimde elimizden geleni yapmamız bu konuda şart bunuda unutma ve sana tavsiyem "sakın ama sakın sisteme uyma" araştır öğren bil ve Kur'an ın emri oku oku oku . . . Herkeze selamlar

      Sil
    4. ora da yazılanların hepsi doğru. allah ın yazısını değiştiremezsin. dünyayı kurtaracak olan hz. mehdidir. herkes 2 büyük savaş oldu, 3. sü nü bekliyor. 1. dünya 2. dünya. peki ya ÇANAKKALE. şunu iyice anlayın ''DECCAL'' de ''Hz. MEHDİ'' de dünya da. kıyamet alametlerinin yarısından fazlası gerçekleşti. O gün yakındır. Kılıcınızı dövmeye başlayın. çün ki; O gün hiçbir ateşli silah ÇALIŞMAYACAK. busözler benim değil ALLAH ( c.c.) nun SÖZLERİDİR. ''SAYGILAR ''

      Sil
    5. len oğlumne cahilsiniz ya sinir bozuyosunuz, adam ne ugrascak senin Allahınla senle yok yok tekgözlü ra ile. dünyada tek bi şeytan var o da para. sende dahil herkez onun hizmetkarı,hala yok mehdiyle yok deccalle ugrasıyosun.he şey teknoloji blim,hasta oldun mu doktora mı imama mı gidiyosun. adamların derdi yeni enerji kaynagı ya da çorbalı bi keşif yapıp rantı kapmak siz de yiyin birbirinizi şii-sunni diye. göm iyice derine göm o kafanı en büyük boydan tak at gözlüğünü ,öümcekkafalılar sizi

      Sil
    6. Bende senin gibi düşünüyorum ama böle düşünmemizi de illimunati istiyor bilerek onların büyük oldugunu ve bizim çaresiz oldugumuzu kafamıza sokuyorlar.

      Sil
  4. Kafayı yicem ya taktım bu meseleye ya bu mesele bence çözülmeli ama bu illuminatinin heryerde adamları filan var yane baktım araştırdım birsürü yerden baktım bunlar resmen şeytan ya tüm dünyayı ele geçirmişler nerdeyse her filmde her dizide onların bir parmağı var ya kardeş bunlar dünyayı gizliden gizliden ele geçirmişler ama haberimiz yok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yanlışın var her dizide olamazlar sadece medyaya sahip olduklarını sanıyorlar unutma ki onların planı üstüne daha büyük plan vardır"ALLAH C.C."'ın planları daha üstündür emin ol mesela neden dünyada eskiden bu kadar insan yoktuda şimdi bu kadar insan var sebebi araştır sakın unutma sisteme uyma yani; "doğ,büyü,çalış,(para kazan kazandır) onlara tabi ol gerçi onlardan olman için onlar gibi doğman gerek ve öl" bu sistemdir bu sisteme uyma ve oku kur'anın dediği gibi oku oku oku . . .

      Sil
    2. kardeş dünya ya da yuvarlak diyolar . inanmıyorsundur gerçi boş muabbet bunlar sen aç stv yi küçük kıyameti izle, sakın gece tırnagını kesip de günaha da girme.

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Dünya Egemenliği

      İlluminati "Türkan" sayfasından

      Simgeler bu sayfada olduğu için, bu konunun aslında buraya yazılması gerekiyordu:

      SATRANÇ - DAMALI ZEMİN

      Şeytan ve cinleri bütün savaşların arka plandaki görünmez kışkırtıcılarıdırlar. Onlar bütün dünyayı kontrolleri altında tutarak insanların savaşmalarını sağlayan asıl güçlerdir. Ve satranç oyunu da bunu anlatır zaten. Bunun yalnızca bir oyun şekli olmadığını, Şeytan'ın dünya düzeniyle ilgili bir anlamının olduğunu satrançla ilgili sayılardan görebiliriz. Önce sayıları ve anlamlarını sıralayalım:

      Bir satrançta tam 64 adet kare vardır. Ve bunlar 2 adet 32 şeklinde karşılıklı dururlar. Bir piramitte Şeytan'ın derecesi 33 ve iki piramitte de 66'dır. Yani düz ve ters piramitte. Bu durumda üstteki yönetici olarak Şeytan'ın dışındaki alan 2 adet 32'den oluşur. Bu durum satranç tahtasında gösterilir. Satranç tahtasının yarısı 32 bölümlüdür ve 1 adet oyuncusuyla 33 olur. Diğer yarısı da aynı sayıyı verir. Öyleyse her iki bölüm alttaki ve üstteki piramiti temsil etmiş olur.

      Dünya - Alttaki piramit: 32 ve 1 Şeytan = 33

      Cinler - Üstteki piramit: 32 ve 1 Şeytan = 33

      Satrançta bir oyun sahası olması için 32 karelik bölümün yarısı kullanılır. Bu şekilde taş sayısı 16 olur. Karşıda da yine başka bir 16 taş daha vardır. Her iki taş, yani düşman grubun toplamı yine 32 sayısını verir. Bu da yine tek bir piramitin Şeytan hariç olmak üzere sayısını vermiş olur. Her taş grubunun birer Şahı, Veziri ve piyonları yani askerleri, atları yani savaş araçları vs. bulunur. Demek ki, her iki grup iki farklı ülkeyi temsil eder. Yukardaki iki oyuncu da birbirlerini yenmek için bunların hareketlerini denetlerler.

      Kitabı Mukaddes Şeytan'ı Dünya'nın Hükümdarı olarak tanıtır. Çünkü kendisine bu izin Tanrı tarafından verilmiştir. Ancak Şeytan bütün işleri tek başına yapmaz. Şeytan'ın üstteki ters piramitle temsil edilen cin teşkilatı belirli bir örgütlenme düzeni içerisinde Şeytan adına iş görürler. Onlar Şeytan'a Vekillik etmiş olurlar, yani Şeytan'ın Vekilleridirler ve Velayet onlardadır.

      Şeytan'ın düzeni iki piramitle temsil edilse de, birçok kere TEK BİR PİRAMİTİN kullanıldığını da görürüz. Bu normal bir şekilde duran ALTTAKİ PİRAMİTTİR. Bu durumda sayıları şu şekilde yerleştirmek gerekir:

      1 Şeytan, 16 cinlerden oluşan teşkilat, 16 insanlardan oluşan teşkilat. Toplam 33:

      1: Piramitin en üstünde ŞEYTAN

      16: Şeytan'dan sonra altta CİNLERDEN OLUŞAN ÖRGÜT

      16: Cinlerden sonra en altta İNSANLARDAN OLUŞAN ÖRGÜT, yani Canavar 666.

      İki ülke birbiriyle savaşarak çarpıştığında, bu arka plandaki cin yöneticilerin de birbirleriyle savaştığı demek değildir elbette. Onlar, tıpkı satranç tahtasında oyun oynayan iki oyuncu gibi aşağıdaki oyunun seyrini düzenlerler. Yine de, bütün her şeyin bunların istediği gibi şekilleneceğini düşünmemek gerekir. Çünkü Tanrı'nın her kişiye ve ulusa işlerine göre karşılık vermesi, adaleti ve ayrıca amacı vs. söz konusudur. Bunlar ise epeyce açıklama gerektiren bir konudur. Şurası kesin ki, Tanrı kişiler hakkında nasıl bir yargıda bulunuyorsa, ulusların işlerinde de öyle yargıda bulunur ve yaptıklarına göre tam bir karşılık verir. Çünkü adalet bunu gerektirir.

      Yeremya 32:19
      Tasarıların ne büyük, işlerin ne güçlü! Gözlerin insanların bütün yaptıklarına açıktır. Herkese davranışlarına, yaptıklarının sonucuna göre karşılığını verirsin.

      Yeremya 51:56
      Çünkü Babil'e karşı bir yok edici çıkacak; Yiğitleri tutsak olacak, Yayları paramparça edilecek. Çünkü RAB karşılık veren bir Tanrı'dır, Her şeyin tam karşılığını verir.

      Romalılar 12:19
      Sevgili kardeşler, kimseden öç almayın; bunu Tanrı'nın gazabına bırakın. Çünkü şöyle yazılmıştır: "Rab diyor ki, 'Öç benimdir, ben karşılık vereceğim.' "

      Sil
    2. https://www.youtube.com/watch?v=5K00pcysqWw Satranç ve savaş

      https://www.youtube.com/watch?v=go6tnNpXfRQ Satranç ve savaş

      https://www.youtube.com/watch?v=TWEqXxq1Jmg - Satranç ve savaş

      Dünya bir piramitle temsil edilir ve bu piramitin tabanı kare şeklindedir. Bu kare şekil 4 köşesiyle bütün yeryüzünü temsil eder. 4 köşeli yıldız da yine Dünya'yı temsil eder. Yine, bir pusulanın dört ucu aynı anlama gelir. Bunun uçları kuzeyi, güneyi, doğuyu ve batıyı gösterecek şekildedir. Bu şekliyle karenin dikey görünümü çapraz bir duruş sergiler. Gamalı haç ta yine bu piramitin tabanını simgeleyen bir semboldür. Çok sayıda yapraklara sahip olan GÜL çiçeği de yine aynı anlama gelir. Yalnız sembolik olarak 32 yapraklıdır. Dünya ve Yöneticisi toplamda 33 sayısıyla temsil edilir. Yani 1 yönetici Şeytan hariç tutulduğunda kalan sayı 32 olur. Bu durumda Dünya, 1 ABD dolarındaki piramitin alt kısmıdır ve sayı sembolü 32'dir. Üstündeki kesik kısım da 1 kişi olarak Şeytan'ı temsil etmiş olur. Şeytan 33. dereceyle en üstte piramitin efendisidir ve özellikle çift başlı bir kartalla simgelenir.

      Şeytan iki başlı bir kartal olarak iki piramitin efendisidir. Yani hem cinlerden oluşan teşkilatının, hem de insanlardan oluşan. Ama bu konu yine bir yönüyle satranç oyununa da uyar. Çünkü, Şeytan yönetimini cinlerden oluşan teşkilatı aracılığıyla sürdürüyor olsa da, aslında simgesel olarak iki başıyla tek bir yöneticidir. Bu durumda satrançtaki karşılıklı iki oyuncunun da, tek bir kişi olarak Şeytan'ı temsil ettiği düşünülebilir. Çünkü satrançta 32 + 32 = 64 kare bulunur. Buna bir de çift başlı kartal eklendiğinde sayı 64 + 2 = 66 olarak Şeytan'ın sembol sayısını oluşturur.

      Ama satranç aynı konuyu piramitin tabanını kullanarak yatay bir düzlem olarak ele alır. Haliyle bütün her şeyin bir sembolle anlatılması mümkün değildir ve satranç oyunu da bu konunun her yönünü ele almaz. Çünkü simgelerin anlatma gücünün bir sınırı vardır. Satranç özellikle Şeytan ve cinlerin "cosmic" yönetimleri altında Dünya'daki savaş ve çatışma ortamlarını anlatır. "KAOSTAN GELEN DÜZEN" - "ORDO AB CHAO" ifadesiyle anlatılmak istenen de zaten aslında bunlardır.

      https://www.google.com.tr/search?q=ordo+ab+chao&espv=2&biw=1024&bih=475&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ei=8M8lVJeyA4WkygP_4oLIAg&ved=0CBoQsAQ - ORDO AB CHAO

      "Kaostan Gelen Düzen"e Armageddon savaşıyla son verilecek. Armageddon'da "DAĞDAN KESİLİP GELEN TAŞ" bu düzeni oluşturan bütün unsurları paramparça edecek.

      https://www.youtube.com/watch?v=b981viH1w5U - Satranç savaşlarını ve Kaostan Gelen Düzen'i "DAĞDAN KESİLİP GELEN TAŞ" ortadan kaldıracak

      http://www.jw.org/tr/yay%C4%B1nlar/kitaplar/kimin-kontrol%C3%BCnde-bro%C5%9F%C3%BCr/d%C3%BCnya-kimin-kontrol%C3%BCnde/ Dünya Kimin Kontrolünde?

      KRALLIK - "Dağdan Kesilip Gelen Taş"

      Sil
  6. abi ra tanrısına inandığını söylüyor illuminati batıl bir inanç olmuyormu ozaman herkez neden var diyor illuminatiye bu konuyu takip edemiyecem ama saçma geldi bana

    YanıtlaSil
  7. İşte Anonymous Hacker Grubu Bu Örgütle Savaşmaktadır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. onlarda bu örgüte üye 2 tanesi cıa ajanı olduğu ortaya çıktı

      Sil
  8. zihin kontrolü ile dünya insanlara ibadetsiz hatta inançsız yaşamanın normal olduğu aşılanıyor. Yeni DÜnya Düzeni kurulmasına az kaldı, eğer birlik olup bizlere aslında ne yapıldığını anladığımızı belli etmezsek daha da ileri gidecekler. herşeye bu ne yeeeaaa? diye yorum yapmak yerine, objektif olup olayları ve walt disney'i, masonları, illuminatiyi, özellikle zihin kontrolünü araştırın. bu yazıyı bulan, okuyan her genç belirli bir kültür ölçüsüne sahiptir bence. lütfen araştırmaya üşenmeyelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum araştırılmalıdır ve şunu söyleyeyim hiç bir zaman kuramazlar ondan emin olabilirsiniz. onların elinde olsa şu dakika kurarlardı ama hiçbirşey onların elinde değildir çünkü her şey ALLAHIN elinde ve bilgisi kontrolünde sadece kimin imansız inançsız kafir o deneniyor yoksa cehennem olmazdı dimi yani demem oki ne yaparlarsa yapsalar ki dünyayı ele geçirdiler ne olacak sana şöyle söyleyeyim aynı semud kavmi gibi olur bak bunlarıda araştırın sakın olaki onların hakim olacağına da inanmayın onlar hiç birşey yapamayacak kadar acizler Ve İNŞALLAH Zafer islamın olacaktır. . . Saygılar selamlar . . .

      Sil
  9. Ben ' hiç ilgim olmayan birşeyi yaptım geçen gün , birşey beni resmen dürttü ve bir arkadaşımın 5 yaşındaki kızkardeşinin elindeki çocuk magazinini alıp incelemeye başladım ve WİNKS adındaki bir çizgi film karakterine bile büyücülük hikayelerinden birini oturtmuş olduklarını gördüm ve en şok verici olanıysa arka sayfalardaki bir burçlar kısmıydı, ilgimi çeken bizim bildiğimiz koç, başak, aslan kova gibi burçlar yerine farklı isimler kullanılmış olmasıydı , içimden gelen ses bunları incele diyordu, adlarını bir yere yazıp incelemeye aldığımda; içimden gelen sesin boşa olmadığını ortaya çıkardı, zira burç adı altında ' pagan tanrılarının ve simgelerinin isimlerini kullanmışlardı !! 5 yaşındaki çocuklara inmiş durumdalar BİLGİNİZE !!

    YanıtlaSil
  10. kafayı yemeye hiç gerek yok, yanlız degiliz milyonlarca kişi var aydınlatılması bilgilendirilmesi gereken. Her genç ailesine anlatsa ögrendiklerini aslında hersey çözülür insanlar bilinçlenir. Bizdeki tek sorun herseye booş ver gözüyle bakmamız arkadaş. Eski ötürdügüm semt te bir marangoz amca vardı 2 arkadasımla bırlıkte aksamları onun yanına giderdik ve muhabbet ederdik bize masonları illuminatiyi ve tepedekilerden bahsederdi o günden bu güne çok yol kat ettik bilgili ve donanımlı insanlarız sadece bilgi paylaşımı yapılmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. siz annenize ailenize anlatın diyosunuzda inanıyorlarmı dalga geçip deli dediler bana

      Sil
  11. bu yazıları görünce sinirden patlıyorumm..her seyin en iyisini en dogrusunu allah bilir..zaten bu illuminati denen saçmalığı bi insan başlatmş.nefsine uymuş inançları olmayan bir insan.müslüman olan kimse bu zırvalıklara inanmasın..illuminatinin amacı insanların kafasını karştrmak kötülklere çekmek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşlar bu kadar ÜZMEYİN KENDİNİZİ,
      Allahın izniyle hak yanlışı yenecektir,
      Onlara sadece sapıklıklarında iyice bulanmaları için zaman veriliyor,

      Sil
  12. bazı veb sıtelerınede gırdım bazı bılgıler cok korkunc.Mesala kuruma ıhanet edenler olduruluyormus :( mesala mj :(

    YanıtlaSil
  13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  14. olum lan bunlar dunyayı ele geçiriolar

    YanıtlaSil
  15. Dünyadaki herkesin tek bayrak, tek dil, tek millet olması fikri bende kendimi bildim bileli vardı zaten. Ben o yüzden çok yabancı bakmadım bu fikre. Bu şekilde dünyada ne savaş kalır ne açlık. Bazı yorumlarında abartılı olduğunu düşünüyorum ayrıca. Şeytana tapmalar falan bence insanların her zaman yaptığı gibi abartması.

    YanıtlaSil
  16. Dünya Egemenliği

    Yorum alıntı:

    "Adsız says:

    2 Şubat 2013 09:54

    Ben ' hiç ilgim olmayan birşeyi yaptım geçen gün , birşey beni resmen dürttü ve bir arkadaşımın 5 yaşındaki kızkardeşinin elindeki çocuk magazinini alıp incelemeye başladım ve WİNKS adındaki bir çizgi film karakterine bile büyücülük hikayelerinden birini oturtmuş olduklarını gördüm ve en şok verici olanıysa arka sayfalardaki bir burçlar kısmıydı, ilgimi çeken bizim bildiğimiz koç, başak, aslan kova gibi burçlar yerine farklı isimler kullanılmış olmasıydı , içimden gelen ses bunları incele diyordu, adlarını bir yere yazıp incelemeye aldığımda; içimden gelen sesin boşa olmadığını ortaya çıkardı, zira burç adı altında ' pagan tanrılarının ve simgelerinin isimlerini kullanmışlardı !! 5 yaşındaki çocuklara inmiş durumdalar BİLGİNİZE !! "

    Öncelikle şunu belirteyim. Bunların arkasında gizli bir örgüt var. Ama gerçekte bütün bunları yapanlar Şeytan ve cinlerinden oluşmuş bir örgüttür. Bunların amacı bütün HERKESİ KENDİLERİNE BENZETMEKTİR. Bütün bunlara çocuklar da dahildir. Winx denilen karakterler KIZ ÇOCUKLARI için belirlenmiş bir tuzaktır. Oğlan çocukları için de başka çeşitleri var. Bunları biraz açacak olursak şöyle:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. YA HEM DİYOLARKİ SAYILARI ÇOK AZ HEM DE HERYERLERDELER DUNYAYI ELE GEÇIRMISLER DIYOLAR İNSANON KAFASINI KARISTIRIYOLAR. BU ÖRGÜTÜN AMACI TAM OLARAK NEDİR AYRICA...

      Sil
  17. Dünya Egemenliği

    WİNX CLUB: Ya da kısaca Winx Girls. Buradaki Winx gerçekte WİNGS'tir. Yani kanatlılar. Bu karakterler cinleri temsil eder. Ama cinlerin kadın kılığına girenlerini. Bunlara halk dilinde PERİ KIZLARI deniliyor. Gerçekte peri kızları diye bir şey yok tabi ki, ama cinler kadın kılığına girerek insanlardan erkeklerle cinsel ilişkiler kurdukları için ortaya bu terim çıkmış. Gerçekte bu cinler melektirler. Bunlar tufandan 150 yıl kadar önce, güzel kızlarla cinsel yaşam sürmek amacıyla yeryüzüne gelmiş meleklerdir. O zamanlar kendilerine erkek şeklindeki madde bedenler yaparak bunu gerçekleştirmişlerdi. Tufan geldiğinde ve diğer insanlar boğulduklarında, bunlar madde bedenlerini yeniden ruh bedenlerine döndürerek göğe döndüler. Tanrı bunların bir daha maddeleşememeleri için onlara özel bir engel getirdi. Tanrısal kaynaklı bir güç onların maddeleşmelerine engel olmaktadır. Fakat Tanrı bunları Şeytan'la birlikte ilerde cezalandıracağı zamana kadar sınırlı bir serbestlik tanıdı; tıpkı Şeytan'a olduğu gibi. Onlar sonunda yok edileceklerini bildiklerinden, bütün insanların da kendileriyle birlikte yok olmalarını istiyorlar. İnsanları doğrudan öldürmek gibi bir izinleri de yoktur. Amaçları insanları Tanrı tarafından yok edilecek hale getirmektir. Bunu başarabilmenin yolu da, insanları yozlaştırmaktan geçmektedir. Bu yüzden genç, yaşlı, çocuk, erkek, kadın farketmeksizin herkesi yozlaştırma peşinde var güçleriyle çalışıyorlar. Wings kızları konusuna gelelim.

    Wings kızları gerçekte "Kanatlı Kızlar" demektir. Kanatlılar kimleri temsil ediyor? Melekleri ve burada ise cinleri kastediyor. Cinler de birer melektirler ve kanat uçabilmeyi temsil etmek açısından vardır. Yani cinler kız çocuklarına kendi cinsel tutumlarını aşılamak istiyorlar. İstiyorlar ki, küçük kızlar bu tip karakterler yoluyla bunlara özensinler, açık saçık giyinsinler ve cinselliğe odaklansınlar. Yani ahlaksız olsunlar. Kızlar ahlaksız olursa, erkeklerin de ahlaksız olması zaten garantidir. Fazla uzatmayalım ve oğlan çocuklarına gelelim:

    Seks konusunda gerekenler yapıldı. Şimdi ise ŞİDDET konusunda bazı örnekler sunmak gerekir. Çünkü cinlerin başta gelen en önemli özellikleri, sadistliktir. Onlar şiddeti teşvik ederler ve insanların acı çekmelerinden zevk duyarlar. Öyleyse oğlan çocuklarını da kendilerine benzetmek için onlara uygun ŞİDDET KARAKTERLERİ yaratmak gerekir. Örneğin Spiderman, Batman ve bunun gibi sayısız karakterler. Çocuklar bunları küçük yaşta benimsemeliler ki, bu kötülük ruhu daha küçük yaşta onların karakterlerinin değişmez bir parçası olsun. Okul çocukları ne yapıyorlar? Çantalarında, defterlerinde hangi resimler var? Hep bu tür karakterler.

    Küçük çocukların kişilikleri henüz gelişme aşamasındadır. Ve küçük yaşta öğrenilen tutum ve davranışlar kalıcı olabilir. Bunlar ilerdeki yaşta da etkisini gösterirler. Okullarda çocuklar arasında ne görüyoruz? ŞİDDET. Kız çocukları bile şiddete eğilimli olabiliyorlar. Öyleyse özellikle kız çocukları için SEKS unsurunu, oğlan çocukları için de ŞİDDET unsurunu kullanırsan, SONUÇTA ONLARI YOZLAŞTIRMAYI BAŞARIRSIN. Ve başarıyorlar da!

    Cinler küçük büyük herkesi ARMAGEDDON'a hazırlıyorlar!
    Yine alıntısını yaptığım yorum için devam:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  18. Dünya Egemenliği

    Arkadaki ejderha Şeytan'ı temsil ediyor. Önde de kanatlı bir kız.

    http://www.google.com.tr/search?q=wings&hl=tr&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ei=ljJwUcewBsGtPMjHgMgE&ved=0CAcQ_AUoAQ&biw=1024&bih=483#hl=tr&tbm=isch&sa=1&q=winx+club&oq=winx&gs_l=img.1.1.0l10.21552.21552.2.27738.1.1.0.0.0.0.316.316.3-1.1.0...0.0...1c.1.9.img.RopHrxUppCM&bav=on.2,or.r_qf.&bvm=bv.45373924,d.ZWU&fp=8faf03e1c26a6ff1&biw=1024&bih=483&imgrc=HLbwgDzCO-3qGM%3A%3Bf2bT8QwqBSSkmM%3Bhttp%253A%252F%252Fwww.deviantart.com%252Fdownload%252F102142715%252FWinx_Club__Bloom__New_Concept__by_kommandoshiranui.jpg%3Bhttp%253A%252F%252Fgreenbuildersupply.org%252Fmodules%252Fcom_rsform%252Fwinx-club-bloom-and-sky-810.html%3B2065%3B2568


    Bu resimdeki karakterin göğsünde ne var? Evet bir TERS PİRAMİT ve içinde de kocaman bir S harfi:

    TERS PİRAMİT: Cinleri temsil eder.
    S (harfi): Şeytan'ı temsil eder (Satan: S-atan)

    http://www.google.com.tr/search?q=wings&hl=tr&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ei=ljJwUcewBsGtPMjHgMgE&ved=0CAcQ_AUoAQ&biw=1024&bih=483#hl=tr&tbm=isch&sa=1&q=batman&oq=batman&gs_l=img.1.0.0l10.2233708.2237830.4.2247515.14.12.0.1.1.1.314.1772.3j4j2j1.10.0...0.0...1c.1.9.img.lEAg8aqmTlg&bav=on.2,or.r_qf.&bvm=bv.45373924,d.ZWU&fp=8faf03e1c26a6ff1&biw=1024&bih=483&imgrc=VlcfD8spLZuu6M%3A%3Ba1OuQx_yT9KUMM%3Bhttp%253A%252F%252Fimages4.fanpop.com%252Fimage%252Fphotos%252F16500000%252FBlack-Lantern-Batman-dc-comics-16567005-1810-2560.jpg%3Bhttp%253A%252F%252Fwww.fanpop.com%252Fclubs%252Fdc-comics%252Fimages%252F16567005%252Ftitle%252Fblack-lantern-batman%3B1810%3B2560

    Bu resimleri kendiniz de GÖRSELLER şeklinde arayabilirsiniz. Aklınıza gelenleri tek tek yazın. Topluca resimlerden görürseniz insanların hep bunların etrafında şekillendirildiğini rahatlıkla görebilirsiniz. Hollywood filmlerinin çoğunda 3 önemli özellik vardır. RUHÇULUK, CİNSELLİK, ŞİDDET. Ve bunların bazıları da Oscar ödülleri alır ya da büyük hasılat yapar!

    winx
    batman
    spiderman

    Ve gençlerin internet kafelerde hangi oyunları oynadıklarını da bir düşünün. Hep şiddet üzerine değil mi? Hayır. Ayrıca RUHÇULUK ta var. Yani bütün örnekler cinlere aittirler.

    Cem Karaca - Bindik Bir Alamete...

    Bindik Bi Alamete Gedeyoz Gıyamete (2x)
    Amanieyynn..
    Yol dediğin yol gibi
    Ulaşmalı bir yere
    Biz dön baba dönelim
    Geliyoz aynı yere
    Bu döngü kısır döngü
    Başı varda sonu yok
    Dönüyom dönemiyom
    Sonunda bir cıgış yok
    Amanieyynn...
    Bindik Bi Alamete Gedeyoz Gıyamete (2x)
    Amaneeinn..
    Yerel ve genel seçim
    Seçin bakalım seçin
    Ki dön baba dönelim
    Aynı yere gelelim
    Çete çeteye çatmış
    Çete çete içinde
    Battık buruna kadar
    Cafer getir peçete
    Amanieyynn...
    Bindik Bi Alamete Gedeyoz Gıyamete (2x)
    Nush ile uslanmam ben
    Etmeli beni tekdir
    Tekdirden anlamazsam
    Artık hakkım kötektir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır, Türk'üm. Bu alıntılar Kitabı Mukaddes'in İncil olarak adlandırılan kısmından alıntılardır. Tanah (Tevrat ve Zebur) dediğin kısım da bu kitabın bir parçası. İnsanların inançlarına ve dillerine göre ayrı ayrı adlandırılmışlar. Bunlar sonradan yapılan ayrımlar. Kitabı Mukaddes eski bir ifade şeklidir, yeni ifade şekliyle Kutsal Kitap deniliyor.

      http://www.jw.org/tr/yay%C4%B1nlar/kutsal-kitap/nwt/kitaplar/ Kutsal Kitap - Yeni Dünya Çevirisi

      Alıntıların yerleri:

      Matta 8

      Luka 8

      Markos 1

      Kötü ruhi varlıkların, yani Şeytan ve cinlerin nasıl ortaya çıktıklarını, amaçlarını ve kullandıkları hileli yöntemleri ele alan kısım. Burada konuyla ilgili temel bilgiler bulunuyor:

      Ruhi Varlıklar Bizi Nasıl Etkiler?

      http://www.jw.org/tr/kutsal-kitab%C4%B1n-%C3%B6%C4%9Frettikleri/sorular/ Şeytan ve Cinler

      Şeytan Gerçekten Var mı?

      Cinler Gerçekten Var mı?

      Şeytan'ı Tanrı mı Yarattı?

      Tanrı Şeytan'ı Neden Yok Etmiyor?

      Şeytan Nerede Yaşar?

      Şeytan İnsanları Kontrol Edebilir mi?

      -----------------------------

      "As (high levels) satanist we were told that the illuminati at the top were very powerful satanic spiritual beings, which is not entirely false because the people who are in the illuminati are possessed by these beings."

      Ex Satanist High Priest Stephen Dollins

      ------

      "(Yüksek seviyede) satanistler olarak bize, İlluminati'nin zirvesinde çok güçlü şeytani ruhi varlıkların olduğu söylendi. Şöyle ki, bu tamamen yanlış değildir, çünkü İlluminati'deki insanlar bu varlıklar tarafından kontrol edilirler - ele geçirilmişlerdir (cine tutulmuş - possessed)."

      Eski Satanist Başrahip Stephen Dollins

      http://www.youtube.com/watch?v=EyuyeIVbwOM

      Sil
  19. arkadaşlar ben bir hocaya sordum hocadan kastım dini anlamdaki hocalar insan içine şeytan veya cin girer mi diye tabi ki hayır dedi yani

    Adsız says:
    18 Nisan 2013 11:18
    Dünya Egemenliği

    WİNX CLUB: Ya da kısaca Winx Girls. Buradaki Winx gerçekte WİNGS'tir. Yani kanatlılar. Bu karakterler cinleri temsil eder. Ama cinlerin kadın kılığına girenlerini. Bunlara halk dilinde PERİ KIZLARI deniliyor. Gerçekte peri kızları diye bir şey yok tabi ki, ama cinler kadın kılığına girerek insanlardan erkeklerle cinsel ilişkiler kurdukları için ortaya bu terim çıkmış. Gerçekte bu cinler melektirler. Bunlar tufandan 150 yıl kadar önce, güzel kızlarla cinsel yaşam sürmek amacıyla yeryüzüne gelmiş meleklerdir.


    bu arkadaşın dediğine kesinlikle inanmıyorum kötü cinler de var ama böyle olduklarını düşünmüyorum bu konunun araştırılması lazım benimki sadece bir düşünce ama yanlışlık paya çok az.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya Egemenliği

      Cinler insanlara musallat olurlar. Yine de bu yüzden korkmaya gerek yok, çünkü hiçbir güç Tanrı'nın gücüne karşı koyamaz. İsa sayısız kere cinleri kovmuştur. Bunlardan bazıları daha ayrıntılı olarak kayıtlıdırlar. Ve bu ayrıntılar bizlere bu konularda bazı önemli bilgileri verirler.

      Cinler İsa'ya yalvardılar; çünkü İsa'nın onları "Dipsiz Derinlikler"e gönderme yetkisine sahip olduğunu biliyorlardı. Burası onların vakti gelince gidecekleri yerdir ve onlar da bunu biliyorlar. Bu yüzden İsa'ya "VAKTİNDEN ÖNCE" kendilerini buraya göndermemesi için yalvardılar. ONLARIN DİPSİZ DERİNLİKLERE GİTME VAKTİ ARMAGEDDON'DA GELECEK.

      Matta 8:

      28 İsa gölün karşı yakasında Gadaralılar'ın memleketine vardı. Orada O'nu mezarlık mağaralardan çıkan iki cinli karşıladı. Bunlar öyle tehlikeliydi ki, kimse o yoldan geçemiyordu. 29 İsa'ya, “Ey Tanrı'nın Oğlu, bizden ne istiyorsun?” diye bağırdılar. “Buraya, VAKTİNDEN ÖNCE (Armageddon'dan önce) bize işkence etmek için mi geldin?”
      ----

      İsa, cinleri kendi gücüyle değil, "Kutsal Ruh" adı verilen Tanrı'nın Ruhu da denilen Tanrı'ya ait bir güçle çıkarıyordu. Cinler bu güce hiçbir şekilde karşı koyamazlar.

      Luka 8

      26 Celile'nin karşısında bulunan Gerasalılar'ın memleketine vardılar. 27 İsa karaya çıkınca kentten bir adam O'nu karşıladı. Cinli ve uzun zamandan beri giysi giymeyen bu adam evde değil, mezarlık mağaralarda yaşıyordu. 28 Adam İsa'yı görünce çığlık atıp önünde yere kapandı. Yüksek sesle, “Ey İsa, yüce Tanrı'nın Oğlu, benden ne istiyorsun?” dedi. “Sana yalvarırım, bana işkence etme!” 29 Çünkü İsa, kötü ruha adamın içinden çıkmasını buyurmuştu. Kötü ruh adamı sık sık etkisi altına alıyordu. Adam zincir ve kösteklerle bağlanıp başına nöbetçi konulduğu halde bağlarını paralıyor ve cin tarafından ıssız yerlere sürülüyordu.

      30 İsa ona, “Adın ne?” diye sordu.
      O da, “Tümen” diye yanıtladı. Çünkü onun içine bir sürü cin girmişti. 31 CİNLER, DİPSİZ DERİNLİKLERE GİTMELERİNİ BUYURMASIN DİYE İsa'ya yalvarıp durdular.

      32 Orada, dağın yamacında otlayan büyük bir domuz sürüsü vardı. Cinler, domuzların içine girmelerine izin vermesi için İsa'ya yalvardılar. O da onlara izin verdi. 33 Adamdan çıkan cinler domuzların içine girdiler. Sürü dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğuldu.

      34 Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. 35 Bunun üzerine halk olup biteni görmeye çıktı. İsa'nın yanına geldikleri zaman, cinlerden kurtulan adamı giyinmiş ve aklı başına gelmiş olarak İsa'nın ayakları dibinde oturmuş buldular ve korktular. 36 Olayı görenler, cinli adamın nasıl kurtulduğunu halka anlattılar. 37 O zaman Gerasa yöresinden gelen bütün kalabalık büyük bir korkuya kapılarak İsa'nın yanlarından ayrılmasını rica ettiler. O da geri dönmek üzere tekneye bindi.

      38-39 Cinlerden kurtulan adam İsa'nın yanında kalmak için O'na yalvardı. Ama İsa, “Evine dön, Tanrı'nın senin için neler yaptığını anlat” diyerek onu salıverdi. Adam da gitti, İsa'nın kendisi için neler yaptığını bütün kentte duyurdu.
      ----

      Markos 1:

      21 Kefarnahum'a girdiler. Şabat Günü İsa havraya gidip öğretmeye başladı. 22 Halk O'nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu. 23-24 Tam o sırada havrada bulunan ve kötü ruha tutulmuş bir adam, “Ey Nasıralı İsa, bizden ne istiyorsun?” diye bağırdı. “Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, Tanrı'nın Kutsalı'sın sen!”

      25 İsa, “Sus, çık adamdan!” diyerek kötü ruhu azarladı. 26 Kötü ruh adamı sarstı ve büyük bir çığlık atarak içinden çıktı.

      27 Herkes şaşıp kaldı. Birbirlerine, “Bu nasıl şey?” diye sormaya başladılar. “Yepyeni bir öğreti! Kötü ruhlara bile yetkiyle buyruk veriyor, onlar da sözünü dinliyor.” 28 Böylece İsa'yla ilgili haber, Celile bölgesinin her yerine hızla yayıldı.
      ----

      Sil
    2. yahudi misin ? bu aldıkların tanah tan mı?

      Sil
  20. Dünya Egemenliği

    İstersen yine başkalarına da sorabilirsin. Bu konuda tek bir kişiye danışma. Cinler bir kişinin içine girebilirler. Ve çıkartılabilirler de. İsa peygamber birçok kişiden cinleri çıkartmıştır. Cinler maddeden olmadıkları için bir kişinin içine de girebiliyorlar. O yüzden bazı videolar cine tutulan kişileri gösteriyorlar. Normalde hocalar öyle demezler. Bunu hocalar da kabul eder. Hatta bazı hocalar yada başka kişiler cinleri çıkardıklarını da iddia ederler. Hatta Gürcistan'da bununla ilgili bir de hastane bile açmışlar. Bu hastanede cinleri çıkarmaya çalışıyorlarmış. Kullandıkları yöntem arasında sopa bile var. Ama bu sopa işini pek anlamadım. Cini sopayla korkutmaya mı çalışıyorlar acaba? Vuracak olsan nereye vuracaksın? Sonra sopa cine değerse kızabilir de! Şaka bir yana Dünya'nın her yerinde cine tutulan insanlar var. İstersen biraz daha araştır.

    Kötü cinler var diyorsun. Demek ki sen bazı cinlerin iyi olduğunu düşünüyorsun. Tamam ama bence emin ol. Nasıl emin olacaksın? İyi araştır. Cinlerin "ışık meleği" kılığına girebileceklerini de unutma. Yani kendilerini iyiymiş gibi gösterebilirler. Ama bunu aldatma amacıyla yaparlar. Ben sana burada birçok şey yazabilirdim, ama pek de bunları yazmak istemiyorum aslında. Ama istersen sadece bazı küçük bilgiler verebilirim. Gerçi vereceğim bilgiler senin öğrendiklerine ters gelecek ama ne yapalım, artık sen değerlendireceksin.

    Bazı melekler Şeytan'ın da etkisiyle MÖ 25. yüzyılda yeryüzüne gelip erkek şeklinde maddeleştiler. Sonra da seçtikleri insan kızlarıyla yaşamaya başladılar. Bunun sonucunda melez (Babaları melek, anneleri insan) çocuklar meydana geldiler. Bu çocuklar normal insanlardan çok çok daha iri dev adamlar haline geldiler. Bu devler insanlara baskı yapıp şiddet uygulamaya başladılar. Bunun yüzünden diğer insanlar da şiddete yönelmeye başladılar. En sonunda dünya şiddetle doldu. Ama bu insanlar bir yandan da günlük hayatlarını sürdürüyorlardı. Evleniyorlar, yiyip içiyorlardı, yani uyarılara aldırış etmiyorlardı. Tanrı bu kötülüklere daha fazla göz yummak istemediği için, Nuh'a sandık şeklinde, üç katlı bir gemi yapmasını ve cinslerine göre (türlerine göre değil) her hayvandan ikişer tane gemiye almasını istedi. Örneğin yüzlerce köpek TÜRÜ vardır. Ama Nuh'un tek bir türden iki tane alması yetiyordu. Çünkü bir cinsin genetik yapısından bütün türler zamanla ortaya çıkabiliyordu.

    Derken MÖ 2370 yılında tufan başladı. Bütün dağların tepelerini örttü. Ama o zaman dağlar bu kadar yüksek değildi. Aynı zamanda denizlerin dipleri yani vadiler de o kadar alçak değildiler. Tufandan önce atmosferde kalın bir su tabakası vardı. Bunun tam nasıl olduğunu bilmiyoruz, belki tufan öncesinde kalın ve sıcak bir buhar tabakası bugünkü bulutların da çok çok üzerinde bulunuyordu. Her nasılsa bu tabaka nedeniyle kutuplar soğuk olmuyor ve ekvator da çok sıcak olmuyordu. Yani Sibirya'da ılıman bir iklim vardı. Tufan suları dökülünce iklim aniden soğudu ve örneğin Sibirya'da yaşayan mamutlar sularda boğuldular ve dondular. Bugün bu hayvanları buzların arasından çıkartıyorlar. Bunlar fosiller gibi değiller. Birdenbire ölüp donmuşlar, bazıları daha ot yerken ölmüş. İnternette ararken SİBİRYA MAMUT yazmak yeterli. Tufan sularının ağırlığıyla yeryüzü şekilleri değişti, dağlar yükseldiler ve ovalar alçaldılar.

    104. Mezmur 6-9

    Engin suları ona giysi gibi giydirdin
    Ve sular dağlar üzerinde duruyordu.
    Sen azarlayınca sular kaçmaya başladı,
    Sen gürleyince telaşa kapıldılar,
    Ve onlar için hazırladığın yerlere kaçtılar.
    DAĞLAR YÜKSELMEYE,
    OVALAR ALÇALMAYA BAŞLADI.
    Önlerine sınır koydun; öteye geçmesinler,
    Yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.

    YanıtlaSil
  21. Dünya Egemenliği

    Tufan'da Nefilim denen devler ve diğer bütün insanlar da öldüler. Sadece Nuh ve ailesi sağ kaldılar. İşte o zaman bu yeryüzüne gelerek, kadınlarla cinsel yaşam süren bu melekler tekrar göğe dönmek zorunda kaldılar. Tanrı bunları cezalandırdı ama kesin infazlarını ilerde Şeytan'la hesap göreceği zamana kadar erteledi. Bu melekler de sonunda infaz edileceklerini bildiklerinden Şeytan'la işbirliği yapmaya başladılar. Bunlar maddeleşerek insanlarla cinsel ilişki kurma peşinde olduklarından dolayı da, bunların maddeleşmelerini engelledi. Artık bu melekler insan şeklinde görünebilseler bile, gerçek anlamda maddeleşemezlerdi. Yine de bu melekler bu arzularından vazgeçmiş değiller. Onlar ruh bir bedene sahipler ve istedikleri kişilere öyle ya da böyle görünebilirler. Görünmeseler bile yine de bazı kişilerle cinsel ilişki kurma peşindeler. Onlar hala bazı kişilere, örneğin bazı kadınları cinsel yönden rahatsız edebiliyorlar. Ya da bazen de kadın şeklinde görünerek, erkeklerle cinsel ilişki kurmak isteyebiliyorlar. Halk arasında bununla ilgili bilgileri bulmak mümkündür. Ben böyle birini tanıdım. Bu adam kendi başına geleni anlattı. Yani bu adama bir cin, peri kızı gibi gelip ilişkiye girmiş. Eskiden mahallemizdeki bir kadın da yine cinler tarafından cinsel ilişki amacıyla rahatsız ediliyordu. Böyle olaylar orada burada bazı kişilerin başına gelebiliyor.

    Cinlerin bir amacı seks yapmak olsa da tek amaçları bu değildir. Onlar aynı zamanda sadisttirler ve insanlara eziyet etmekten zevk alırlar. Bir diğer alan ise, onların insanları aldatmak istemeleridir. Örneğin insanları bazı yalanlarla kandırırlar. Cinler ölmüş insanların taklidini yaparlar ve bazı kişilerin rüyalarına girip, taklidini yaptıkları ölmüş akrabalarını yaşıyormuş gibi gösterirler. Şeytan ve cinler, insanların ölünce ruhlarının yaşadığına inanmaları için bunları yaparlar. Daha başka birçok aldatmacaları vardır.

    İnsanlar bunlardan korunmak için örneğin GÖZ boncuğu takarlar. Göz sembolü nerede var? İlluminati'de yok mu? Var. Ayrıca cinlerden korunmak için yazdıkları duaları ÜÇGEN katlayıp boyunlarına MUSKA olarak asarlar. Boyunlarına astıklarında bu üçgen şekil neye benzer? TERS PİRAMİT gibi mi olur? Ters piramit cinleri temsil eder. İlluminati ve böyle örgütlerde bu üçgenler yok mu? Var. Artık bunları iyi bir araştırmak lazım değil mi?

    Ama cinlerden kurtulmanın yolu bence bir kağıttan medet ummak yerine, Tanrı'ya yakınlaşmaktan geçer. Bunun yolu da sözleri kağıda yazmak yerine Tanrı'ya kendi sözlerinle anlatmaktır. İşte buna dua etmek deniyor. Ama duan kağıda yazılmış bir şeyi okumaktan ibaret olursa, o zaman da yine kağıttan medet ummuş olmuyor musun? Yani içinden geldiği gibi kendi sözlerinle konuşacaksın. Yoksa basmakalıp olur. Bak burada ruhi varlıklar anlatılıyor. Ayrıca ölüler nerede bulunuyor diye bir konu da var. Buradan ölülerin ruhlarının yaşayıp yaşamadığına da bir bakabilirsin.


    http://www.jw.org/tr/yayınlar/kitaplar/Kutsal-Kitap-Ne-Öğretiyor/Ruhi-Varlıklar-Bizi-Nasıl-Etkiler/

    http://www.jw.org/tr/yayınlar/kitaplar/Kutsal-Kitap-Ne-Öğretiyor/Ölüler-Nerede-Bulunuyor/

    http://www.jw.org/tr/yayınlar/kitaplar/Kutsal-Kitap-Ne-Öğretiyor/Tanrının-Amacı-Bu-muydu/


    Dev adam fosilleri:

    http://www.genesis6giants.com/index.php?s=568


    http://s6.zetaboards.com/Free_Thinkers/search/2/?c=3&mid=165460&month=3&year=2011

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya Egemenliği

      Yaratılış 6:1-22:

      Böylece, yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı; kızları da oldu. Ve Tanrı oğulları bu kızlarla ilgilenmeye başladılar; kızların güzel olduğunu gördüler ve beğendiklerinden kendilerine eşler aldılar. Bunun üzerine Yehova şöyle dedi: "Etten kemikten insana ruhum sonsuza dek katlanmayacak. Bu yüzden onun sadece yüz yirmi yıllık bir vakti kaldı."

      O zamanlar ve daha sonraları yeryüzünde Nefilim (Anlamı, "Yere Serenler") vardı. Tanrı oğullarının insan kızlarıyla ilişkilerinden çocuklar doğuyordu; bunlar o devrin kudretli ve şöhretli adamlarıydı.

      Sonunda Yehova baktı ki, yeryüzünde insanın kötülüğü iyice çoğalmıştı ve yüreği hep kötü düşüncelere eğilimliydi. Dolayısıyla Yehova yeryüzünde insanı yaratmış olduğu için üzüldü ve yüreği acı doldu. Ve Yehova şöyle dedi: "Yarattığım insanları yeryüzünden silip atacağım; insandan evcil hayvana, topraktaki diğer hayvanlardan gökteki kanatlılara dek her şeyi silip atacağım, çünkü onları yarattığıma üzüldüm." Fakat Nuh Yehova'nın onayını kazanmıştı.

      Nuh'un hayatını anlatan kayıt budur.

      Nuh doğru bir adamdı. Yaşadığı dönemin insanları arasında lekesiz biriydi. Nuh Tanrı'nın yolunda yürüdü. Zamanla Nuh'un Sam, Ham ve Yafet adında üç oğlu oldu. Dünya Tanrı'nın gözünde bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu. Tanrı dünyaya baktı, çok bozulmuştu, çünkü tüm insanlık yoldan çıkmıştı.

      Bunun üzerine Tanrı Nuh'a şöyle dedi: "Artık tüm insanlığın sonu geldi, çünkü onların yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu; bu nedenle onların ve yeryüzünün üzerine yıkım getireceğim. Kendine reçineli ağaçtan (gofer ağacı-muhtemelen servi) bir gemi (sözcük anlamıyla "sandık", sandık şeklinde gemi) yap. Gemide bölmeler yapacaksın; iç ve dış yüzünü ziftle kaplayacaksın. Gemiyi şöyle yapacaksın: Uzunluğu üç yüz arşın, eni elli arşın ve yüksekliği otuz arşın olacak. Gemiye bir ışıklık (tsohar: pencere ya da açıklık) yapacaksın; geminin yanlarını çatının bir arşın aşağısında bitireceksin. Geminin kapısını yan tarafına koyacaksın ve içinde alt kat, ikinci kat ve üçüncü kat yapacaksın.

      Ve Ben, yeryüzüne tufan getireceğim; gök altında, içinde hayat kuvveti (hayat ruhu-ruah) olan tüm canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her şey yok olacak. Fakat seninle bir ahit yapıyorum. Sen gemiye gireceksin; seninle birlikte oğulların, karın ve gelinlerin de girecek. Ve seninle birlikte hayatta kalmaları için her tür canlıdan gemiye birer çift getireceksin, erkek ve dişi olacaklar. Hayatta kalmaları için, kanatlıların her cinsinden, evcil hayvanların her cinsinden ve yerin diğer hayvanlarının her cinsinden birer çift, gemiye, senin yanına gelecek. Ayrıca, her tür yiyecekten yanına al ve depola. Bunlar senin için ve onlar için yiyecek olacak."

      Nuh Tanrı'nın tüm emirlerini yerine getirdi. Tam söylendiği gibi yaptı.
      ----

      http://www.genesis6giants.com/index.php?s=568

      http://s6.zetaboards.com/Free_Thinkers/search/2/?c=3&mid=165460&month=3&year=2011

      http://macedoniandimension.wordpress.com/2012/09/17/the-nephilim-giants/

      Sandık biçimli gemi

      Sil
  22. Ben korkuyorum ya bu topluluğun müslümnaları öldürdüğü söyleniyor

    YanıtlaSil
  23. Dolar işaretide onlara ait olabilir mi?Ben bir yerden duymuştumda

    YanıtlaSil
  24. Dünya Egemenliği

    Bazı kişiler İlluminati'nin 12, bazıları 13, yine başkaları 10 aileden oluştuğunu iddia ediyorlar.

    İlluminati içinde gerçekten de pek çok aileler olabilir. Bu ailelerin içinde adları sık sık söylenen aileler olabilir. Bu yüzden bu yukarda verilen bilgiler de tümüyle yanlıştır diyememeyiz. Ama insanların burada yanıldıkları çok önemli bir yanlış var.

    İNSANLAR AİLE KAVRAMINI ANLAMIYORLAR. ONLAR BİZ BİR AİLEYİZ DİYORLAR AMA İNSANLAR HALA "BİR"DEN FAZLA AİLELERDEN BAHSEDİYORLAR.

    İLLUMİNATİ'DEKİ AİLE KAVRAMI İLE İNSANLARIN ANLADIKLARI AİLE KAVRAMI ÇOK FARKLIDIR. BU YÜZDEN SAYISI BİRİ AŞAN BİR AİLEDEN SÖZ EDİLEMEZ. ÇÜNKÜ:

    İLLUMİNATİ'DE AİLELER YOK.

    İLLUMİNATİ'DEKİ AİLELER, TEK BİR AİLENİN İÇİNDEKİ ÇOCUKLAR GİBİDİRLER.

    İLLUMİNATİ TEK BİR AİLEDİR.
    İLLUMİNATİ TEK BİR AİLEDİR.
    İLLUMİNATİ TEK BİR AİLEDİR.

    İLLUMİNATİ'DE TEK BİR BABA VARDIR.

    İLLUMİNATİ'DE TEK BİR ANNE VARDIR.

    İLLUMİNATİ'DE SAYISIZ ÇOCUKLAR VARDIR.

    Sembollerle anlatılan şeyleri HARFİ anlamda anlayanlar büyük bir yanılgı içindeler. Buradakilerin anlamı MECAZİDİRLER.

    BABA: ŞEYTAN
    ANNE: TÜM ÖRGÜT
    ÇOCUKLAR: ŞEYTAN'IN YOLUNDAN GİDEN BÜTÜN İNSANLAR

    1. Yuhanna 5:19 Biz Tanrı'dan olduğumuzu biliyoruz, fakat BÜTÜN DÜNYA KÖTÜ OLANIN ELİNDE BULUNUYOR.

    BABA: BÜTÜN DÜNYA BABA ŞEYTAN'IN ELİNDE BULUNUYOR.

    Yuhanna 8:44 Siz babanız İblis'tensiniz ve babanızın arzularını yerine getirmek istiyorsunuz. O başlangıçtan beri katildi. Gerçeğe bağlı kalmadı. Çünkü onda gerçek yoktur. Yalan söylemesi doğaldır. Çünkü o yalancıdır ve yalanın babasıdır.

    ÇOCUKLAR: BABALARININ ARZULARINI YERİNE GETİREN İNSANLAR.


    TANRI'NIN ÇOCUKLARI

    İBLİS'İN ÇOCUKLARI

    Yuhanna 8:

    31-32 İsa kendisine iman etmiş olan Yahudiler'e, “Eğer benim sözüme bağlı kalırsanız, gerçekten öğrencilerim olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak” dedi.

    33 “Biz İbrahim'in soyundanız” diye karşılık verdiler, “Hiçbir zaman kimseye kölelik etmedik. Nasıl oluyor da sen, ‘Özgür olacaksınız’ diyorsun?”

    34 İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim, günah işleyen herkes günahın kölesidir” dedi. 35 “Köle ev halkının sürekli bir üyesi değildir, ama oğul sürekli üyesidir. 36 Bunun için, Oğul sizi özgür kılarsa, gerçekten özgür olursunuz. 37 İbrahim'in soyundan olduğunuzu biliyorum. Yine de beni öldürmek istiyorsunuz. Çünkü yüreğinizde sözüme yer vermiyorsunuz. 38 Ben Babam'ın yanında gördüklerimi söylüyorum, siz de babanızdan işittiklerinizi yapıyorsunuz.”

    39 “Bizim babamız İbrahim'dir” diye karşılık verdiler.
    İsa, “İbrahim'in çocukları olsaydınız, İbrahim'in yaptıklarını yapardınız” dedi. 40 “Ama şimdi beni –Tanrı'dan işittiği gerçeği sizlere bildireni– öldürmek istiyorsunuz. İbrahim bunu yapmadı. 41 Siz BABANIZIN YAPTIKLARINI YAPIYORSUNUZ.”

    “Biz zinadan doğmadık. Bir tek Babamız var, o da Tanrı'dır” dediler.

    42 İsa, “Tanrı Babanız olsaydı, beni severdiniz” dedi. “Çünkü ben Tanrı'dan çıkıp geldim. Kendiliğimden gelmedim, beni O gönderdi. 43 Söylediklerimi neden anlamıyorsunuz? Benim sözümü dinlemeye dayanamıyorsunuz da ondan. 44 SİZ BABANIZ İBLİSTENSİNİZ VE BABANIZIN ARZULARINI YERİNE GETİRMEK İSTİYORSUNUZ. O başlangıçtan beri KATİLDİ. Gerçeğe bağlı kalmadı. Çünkü onda gerçek yoktur. Yalan söylemesi doğaldır. Çünkü o YALANCIDIR ve yalanın babasıdır. 45 Ama ben gerçeği söylüyorum. İşte bunun için bana iman etmiyorsunuz. 46 Hanginiz bana günahlı olduğumu kanıtlayabilir? Gerçeği söylüyorsam, niçin bana iman etmiyorsunuz? 47 Tanrı'dan olan, Tanrı'nın sözlerini dinler. İşte siz TANRI'DAN OLMADIĞINIZ İÇİN dinlemiyorsunuz.”

    YanıtlaSil
  25. Dünya Egemenliği

    İlluminati amacı:

    "Amacınız Ne ?' Diye Soranlar Oluyor. Biz 1776'dan Berri Aynı Hedef İçin Uğraşan, Her Birinden Ne Kadar Uzakta Da Olsak BİR Aileyiz. Ve Hedefimize Çok Yaklaştık.. ! YENİ DÜNYA DÜZENİ ! İnanmayanlar Görecek: '' Ve Yukarıdan Süzülen Işık Gözümü Alıyordu.Şüphesiz Ki Bu AYDINLANMIŞLAR'ın İşi..! ''
    Deşifre Edilmekten Hoşlanırız ! Büyüklüğümüzü Ve Gücümüzü Görürler ! Ayrıntıda Gizliyiz ! Herkes Göremez , Fark Edemez Ama Size Dokunuruz..! Kısaca Böyle Tanımlanırız AYDINLANMIŞ'lar Olarak ! İnanan Yükselir , İnanmayan Kendi Bilir !"

    http://ttheilluminati.blogspot.com/


    İLLUMİNATİ "BİR AİLE" DİR.

    AİLE: BABA + ANNE + ÇOCUKLAR


    BABA: ŞEYTAN

    ANNE: BÜTÜN ÖRGÜT = ÜSTTEKİ PİRAMİT + ALTTAKİ PİRAMİT

    ÇOCUKLAR: CİNLER + İNSANLAR = BABA'NIN ARZULARINI YAPANLAR


    ANNE: ÜSTTEKİ PİRAMİT = CİNLER (ŞEYTAN'A KATILAN MELEKLER)

    ANNE: ALTTAKİ PİRAMİT = İNSANLAR (ŞEYTAN'A KATILAN İNSANLAR)

    ANNE: ÜSTTEKİ PİRAMİT + ALTTAKİ PİRAMİT = BÜTÜN ÖRGÜT BABA'NIN ARZULARINI YERİNE GETİRİR

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://sevgilimoronlar.blogspot.com/2012/03/illuminati-ile-ilgili-spirituel-soru-ve.html

      "...

      S: Eğer sisteminiz bir üçgen olarak Din, Politika ve Şirket şeklinde olursa, hangi bölümde daha ağır basıyorsunuz ve bu hiç tarihte değişti mi?

      C: İlk olarak AİLENİN YAPISINI anlamalısınız. Geniş açıdan bakılınca SOY aslında EVİN kendisinden daha önemli değildir ve EV de AİLENİN kendisinden daha önemli değildir. AİLE HEPSİDİR. Hangi ev veya soy olduğunun bir önemi yok, BİZ HEPİMİZ BİR AİLEYİZ. İsterseniz bunu BİR VÜCUT olarak algılayın. Bir ev vücudun hayati bir organını ya da uzvunu teşkil eder. Herşeyin pürüzsüz yürümesi için tüm organların birbiri ile bağlantıda çalışması gerekir ve bu "tüm" de bizim bölünmeyen sadakatimizdir. Dediğim gibi TÜM SOYLARIMIZ ASLINDA SADECE BİR AİLE. Bizim düzenimizi sizin zannettiginiz gibi sadece bu üç alan (Din, Politika, Şirket) üzerinden izah etmek çok zordur.

      S: Hangi Aile şu an en baştakisi.... Rockefeller mi? (AİLEYİ ANLAMAMIŞ)

      (SORU SORAN AİLE KONUSUNU HİÇ ANLAMIYOR. CEVAP TA ONA UYGUN BİÇİMDE VERİLİYOR.)

      C: Hangi ailenin yönettiğini bilmenin sizin için hiçbir pratik kullanımı yok. Önemli olan HEPSİNİN TEK AİLE ÇATISI ALTINDA ÇALIŞIYOR OLMALARI. Çekirdek olarak tanımlayabileceğiniz 13 tane aile var (13 SEMBOLÜ) ve bu ailelerden oluşmuş olan diğer yan soylar/aileler de var. Diyelim ki, 13 ana renk var ve siz de bu renkleri birbirleri ile karıştırarak birçok farklı renk spektrumu oluşturuyorsunuz. Şunu da tekrar edeyim rekabet yok, sadece aile var. Yani evlerin evlere karşı sürdürdügü bir rekabet yok, ancak yaşadığımız dünyanın da "it iti yer" düzenine sahip olduğunu da unutmayalım. Herkes yukarılara tırmanmaya uğraşır (PİRAMİT). Ailemizin düzeni de buna bağlı olarak işler.

      ..."

      AİLE: ŞEYTAN'IN TARAFINDAKİLERDEN OLUŞAN BİR AİLE. (İKİ PİRAMİT VE MARDUK = A-V-M-ARDUK.)

      AİLE = 33 (A - Alttaki piramit) + 66 (WM - Marduk) + 99 (V - Üstteki piramit)

      EV: ŞEYTAN'IN DÜZENİNİN ÇEŞİTLİ KOLLARI. (ORGANLAR, UZUVLAR)

      SOY: ŞEYTAN'IN TARAFINDAKİLERİN TÜMÜ (MA-SONS)

      BİREY: ŞEYTAN'IN TARAFINDAKİ TÜM SOYUN BİREYLERİ (MA-SON)


      ASİ KARTAL

      ÖZGÜR KARTAL - HÜR MA

      BABA PRESİDENT MARDUK'UN İKİ PİRAMİTİN ORTASINDAKİ MEKANI: RESİDENT EVİL

      İKİ PİRAMİTİN TEPESİNDE İKİ KOLTUĞU VAR. KOLTUK NUMARASI 33 (2 X 33 = 66)

      33 = 1 (Altı köşeli yıldıza göre KARTAL) + (Alttaki piramit) 32

      Sil
  26. Dünya Egemenliği

    Yaratılış 3:15 Seninle kadını, ONUN SOYUYLA SENİN SOYUNU
    Birbirinize düşman edeceğim.
    Onun soyu senin başını ezecek,
    Sen onun topuğuna saldıracaksın.”

    İKİ SOY VAR:

    KADININ SOYU
    YILANIN SOYU

    YILANIN SOYU: ŞEYTAN'IN ÇOCUKLARI (MA-RDUK'UN OĞULLARI-SONS)
    KADININ SOYU: TANRI'NIN ÇOCUKLARI

    KADIN: TANRI'NIN ÖRGÜTÜ (MELEKLER + 144.000 KİŞİ + MİKAİL)

    Vahiy 12:

    1 Gökte olağanüstü bir belirti, güneşe sarınmış bir kadın göründü. Ay ayaklarının altındaydı, başında on iki yıldızdan oluşan bir taç vardı. 2 Kadın gebeydi. Doğum sancıları içinde kıvranıyor, feryat ediyordu. 3 Ardından gökte başka bir belirti göründü: Yedi başlı, on boynuzlu, kızıl renkli büyük bir ejderhaydı bu. Yedi başında yedi taç vardı. 4 Kuyruğuyla gökteki yıldızların (meleklerin) üçte birini sürükleyip yeryüzüne attı (cinler haline geldiler). Sonra doğum yapmak üzere olan kadının önünde durdu; kadın (krallığı) doğurur doğurmaz ejderha çocuğu yutacaktı. 5 Kadın bir oğul (krallık), bütün ulusları demir çomakla güdecek bir erkek çocuk doğurdu. Çocuk hemen alınıp Tanrı'ya, Tanrı'nın tahtına götürüldü. 6 Kadınsa çöle kaçtı. Orada bin iki yüz altmış gün beslenmesi için Tanrı tarafından hazırlanmış bir yeri vardı.

    7-8 Gökte savaş oldu. Mikail'le melekleri ejderhayla savaştılar. Ejderha kendi melekleriyle birlikte karşı koydu, ama gücü yetmedi. Bu yüzden gökteki yerlerini yitirdiler. 9 Büyük ejderha –İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı saptıran o eski yılan– melekleriyle birlikte yeryüzüne atıldı. 10 Bundan sonra gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum:

    “Tanrımız'ın kurtarışı, gücü, egemenliği
    Ve Mesihi'nin yetkisi şimdi gerçekleşti.
    Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı,
    Onları Tanrımız'ın önünde gece gündüz suçlayan
    Aşağı atıldı.
    11 Kardeşlerimiz Kuzu'nun kanıyla
    Ve ettikleri tanıklık bildirisiyle
    Onu yendiler.
    Ölümü göze alacak kadar
    Vazgeçmişlerdi can sevgisinden.
    12 Bunun için, ey gökler ve orada yaşayanlar,
    Sevinin!
    Vay halinize, yer ve deniz!
    Çünkü İblis zamanının az olduğunu bilerek
    Büyük bir öfkeyle üzerinize indi.”

    13 Ejderha yeryüzüne atıldığını görünce, erkek çocuğu doğuran kadını kovalamaya başladı. 14 Yılanın önünden çöle, üç buçuk yıl[a] besleneceği yere uçup kaçabilmesi için kadına büyük kartal kanatları verildi. 15 Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı. 16 Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti. 17 Bunun üzerine ejderha kadına öfkelendi. Kadının soyundan geriye kalanlarla, Tanrı'nın buyruklarını yerine getirip İsa'ya tanıklıklarını sürdürenlerle savaşmaya gitti. 18 Denizin kıyısında dikilip durdu.

    YanıtlaSil
  27. Dünya Egemenliği

    YENİ DÜNYA DÜZENİ

    TEK DÜNYA
    TEK DİN
    TEK DÜZEN
    BAŞKENT KUDÜS
    BAŞKENT SİYON

    İlluminati bütün bunları yapmaya yaklaştığını söylüyor. Merkezi Kudüs olacakmış. Siyon ise buradaki Siyon dağıdır.

    "İNANMAYANLAR GÖRECEK"

    Evet inanmayanlar bunun gerçek olduğunu görecekler. Çünkü Kitabı Mukaddes TAM DA BUNU SÖYLÜYOR.

    PEKİ BU YENİ DÜNYA DÜZENİNİ KİM KURACAK?

    YENİ DÜNYA DÜZENİ TANRI'NIN KRALI VE DİĞER 144.000 YARDIMCILARI TARAFINDAN KURULACAK BİR DÜZENDİR.

    TEK DÜNYA YÖNETİMİ
    TEK DİN
    TEK DİL
    TEK ADİL DÜZEN
    BAŞKENT GÖKTEKİ SİYON
    YÖNETİM MERKEZİ GÖKTEKİ KUDÜS - YENİ YERUŞALİM
    KRALI: İSA (BAŞMELEK MİKAİL)
    KRAL İSA: MESİH = ATANMIŞ KRAL
    YARDIMCI KRALLAR: 144.000 KİŞİ

    BAŞKENT HİÇBİR ŞEKİLDE YERDEKİ SİYON DEĞİLDİR: Yerdeki Siyon'un temsili görevi Mö. 600'lerde çoktan bitti. YERDEKİLER HEP GÖKTEKİ ASILLARINI TEMSİL ETMİŞLERDİR.

    Konu demek ki, aslında Kitabı Mukaddes'teki bir konuyla ilgilidir. Aslında bu zaten kitabın TEMEL KONUSUDUR. Vahiy kitabı bunların detaylarını verir. GÖKTEKİ KRALLIK Şeytan'ın ESKİ DÜNYA DÜZENİ'NE SON VERECEK ve YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ KURACAKTIR.

    BÜTÜN KONU BUNLARIN ETRAFINDADIR.

    Peki öyleyse neden İlluminati AYNI ŞEYDEN bahsediyor?
    Neden "YENİ DÜNYA DÜZENİ" gelecek diyor?
    Neden bu "YENİ DÜNYA DÜZENİ"ni kendilerinin getireceğinden sözediyorlar?

    Çünkü BABA (ŞEYTAN) İLE ANNE (CİN KISMI) ÇOCUKLARINI BU ŞEKİLDE OYALIYOR.

    ÇOCUKLAR ZAFERİN KENDİLERİNE AİT OLACAĞINI ZANNEDİYORLAR.

    BABA KENDİ İNSAN ÇOCUKLARINI KANDIRIYOR.

    Vahiy 14

    1 Sonra Kuzu'nun Siyon Dağı'nda durduğunu gördüm. O'nunla birlikte 144 000 kişi vardı. Alınlarında kendisinin ve Babası'nın adları yazılıydı. 2 Gökten, gürül gürül akan suların sesini, güçlü gök gürlemesini andıran bir ses işittim. İşittiğim ses, lir çalanların çıkardığı sese benziyordu. 3 Bu 144 000 kişi, tahtın önünde, dört yaratığın ve ihtiyarların önünde yeni bir ezgi söylüyordu. Yeryüzünden satın alınmış olan bu kişilerden başka kimse o ezgiyi öğrenemedi. 4 Kendilerini kadınlarla (sahte dinlerle) lekelememiş olanlar bunlardır. Pak kişilerdir. Kuzu nereye giderse ardısıra giderler. Tanrı'ya ve Kuzu'ya ait olacakların ilk bölümü olmak üzere insanlar arasından satın alınmışlardır. 5 Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.

    YanıtlaSil
  28. Dünya Egemenliği

    http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/117769/bir-ekonomik-tetikcinin-itiraflari

    ABD onlarca yıldır bir imparatorluğu sürdürdü. Peki ABD bunu nasıl yapmış, film bunu anlatıyor? Ya da gerçekte kim yapmış? Filmin sonunda şu sorular soruluyor:

    "Fakir halkı, Madison Bulvarı'nın (Wall Street) çıkarı uğruna alın teri fabrikalarına mahkum eden, AÇGÖZLÜLÜK ve YOZLAŞMA SİSTEMİNİ NASIL DURDURURUZ?

    Veya manipülasyon uğruna, sahte terörist eylemler düzenleyen MÜHENDİSLERİ - NASIL DURDURURUZ?

    Veya daha baştan sömürülmüş sosyal yapılar ortaya koyan bir SİSTEMİ - NASIL DURDURURUZ?

    Veya kendini korumak ve eksiklerini kapatmak uğruna, pek çok özgürlüğü sistematik bir şekilde elimizden alan ve insan haklarını ihlal eden bir SİSTEMİ - NASIL DURDURURUZ?

    Dış İlişkiler Konseyi, Üçlü Komisyonu, Bilderberg Grubu ve bunlar gibi demokratik olmayan biçimlerde oluşmuş, hayatımızın politik, finansal, sosyal öğelerini kontrol eden, ÜSTÜ ÖRTÜLÜ BİR SÜRÜ KURUM İLE NASIL BAŞA ÇIKARIZ?

    Cevabı bulmak için, ÖNCE BUNLARIN ALTINDA YATAN GERÇEK SEBEPLERİ BULMAMIZ GEREKİR. GERÇEK ŞUDUR Kİ, BENCİL, YOZ, GÜÇ VE KARA (kazanca) DAYALI BU GRUPLAR SORUNUN GERÇEK KAYNAĞI DEĞİLDİRLER. ONLAR SADECE BELİRTİLERİDİR."

    SORULAR ÇOK GÜZEL DE, CEVAP NEREDE? CEVAP YOK.
    ONLAR CEVAPLARI BULAMIYORLAR. NEDEN? ÇÜNKÜ CEVAPLARIN KAYNAĞI HOŞLARINA GİTMİYOR. ONLAR BİLEN BİR İNSAN ARIYORLAR. BUNLARI ÇÖZEBİLECEK BİR İNSAN, İNSAN, İNSAN... YUKARDAN CEVAP OLMAZ...

    NEYSE ZAMAN VARSA ARAŞTIRABİLİRLER. BELKİ CEVABI BULURLAR. AMA ZAMAN HIZLA AKIYOR!

    Evet filmin sonunda çok doğru bir tespit yapılmış ama CEVABI BULMAK İÇİN HALA ARAŞTIRMALIYIZ diyor. BU DÜNYA SİSTEMİNİ OLUŞTURAN UNSURLARIN TEK TEK ASIL SORUN OLMADIĞINI söylüyor. Ve bu çok doğrudur. Çünkü BÜTÜN SİSTEMİN ARDINDA BÜTÜN BUNLARI TEK ELDEN YÖNETEN EN ÜSTTEKİ BİR YÖNETİM VAR. PİRAMİTİN EN ÜSTÜNDEKİLERDEN OLUŞAN YÖNETİM.

    İnsanlar bazı ailelerin, ya da bazı kuruluşların adını veriyorlar ve en üstte bunların bulunduğuna inanıyorlar. Yine de kuşkuları bitmiyor ve hala daha EN ÜSTTEKİLERİ bulmak istiyorlar. Ama sorunun GERÇEK KAYNAĞI ise filmin sonunda da yine belirtildiği gibi BU GRUPLAR ya da AİLELER değillerdir. SORUNUN ASIL KAYNAĞI EN ÜSTTEKİ BAŞKA BİR GRUPTA YATMAKTADIR.

    GÖRÜNMEZ KÖTÜ RUH VARLIKLAR BU SORUNLARIN GERÇEK KAYNAĞIDIRLAR.

    Vaiz 5:8:
    Bir yerde yoksullara baskı yapıldığını, adaletin ve doğruluğun çiğnendiğini görürsen şaşma; çünkü üstü gözeten daha üst biri var, onların da ÜSTLERİ var.

    Efesliler 6:12:
    ÇÜNKÜ MÜCADELEMİZ ETTEN KEMİKTEN İNSANLARLA DEĞİL, GÖKTEKİ KÖTÜ RUHLARDAN OLUŞAN KUVVETLERLE, YÖNETİMLERLE, OTORİTELERLE, BU KARANLIĞIN DÜNYA HÜKÜMDARLARIYLADIR.

    W: Wall
    S: Street

    W: Marduk (M <-> W)
    S: Satan

    YanıtlaSil
  29. Dünya Egemenliği

    Roger Morneau ile röportaj: (R: Roger, S: Soru soran)

    http://www.youtube.com/watch?v=lqjLhFFn8-I

    R: "Suratından okunuyor bir seansa katılmaktan korkuyorsun" dedi. "Seni tanıyorum. Geleceğini biliyorum" dedi. Ondan sonra da gemideyken ne kadar cesur olduğumu söylemeye başladı. Bunun gibi şeyler. "Aynı adam değilsin" dedi, "Değiştin, korkaksın". Bunu demesi yetti. "Ne zaman seansa gidiyoruz?" dedim. Bir cumartesi günü ilk gidişimdi. Montreal'da çok güzel bir medyum bayanın evine gittik. Orada yirmi davetli vardı. Ben de onlardan biriydim. Ruhlarla konuşmaya başladı. Çeşitli insanlara ruhların söylediklerini iletti. Bir adam "6 ay önce ölen arkadaşımla görüşmek istiyorum ama onu görmek istemiyorum" dedi. Sadece konuşmak istiyordu. "Çünkü arkadaşımla benim yerine konuşmana güven duymuyorum" dedi. Medyum "ruhla irtibata geçeyim" dedi. "Ruh seninle konuşacak" dedi ve geniş bir erkek sesi mekanda duyuldu. "Merhaba Frank" dedi. "Beni istemen ne güzel" dedi. Biraz konuştular. Bittikten sonra, Frank "ölülerin ruhlarıyla konuşmak dünyanın en güzel şeyi" dedi. Daha sonra medyum, bu gece bizi çok özel bir sürprizin beklediğini söyledi. Ruh açık bir şekilde şekil bulacaktı. Birkaç dakika bekledik. Ondan sonra büyük bir rüzgar binaya çarptı. Duvarın içinden - ışıklar çok parlaktı - şey gibilerdi ışıklar. Bir kaç tane ayaklı lamba vardı. Bu yarı saydam varlık doğrudan duvarın içinden çıktı.

    S: O anda nasıl hissettin?

    R: Sanki kalbim bir anlık durmuştu. Çok garip bir histi. Çok güzel bir gecelik giymiş bir hanımdı. Uçuyordu. "Canım kardeşim Mary, beni çağırman ne de güzel oldu" dedi. Mary bayılıp sandalyeden yere düştü. Onu kaldırdılar ve ruh kayboldu. Bu işin başlangıcıydı.

    S: Bu işe böyle bulaştınız.

    R: Evet. Bu işin başlangıcıydı. Belirli bir zaman sonra insan aklının ilginç bir yanı var. Bir çok dehşete alışabilirsiniz. Başlangıçta sizi korkutan bir çok şeye alışabilirsiniz ve bunlar zamanla size normal ve sıradan gelecektir.

    S: Yani doğaüstüyle temas kimseyi rahatsız etmeyecek derecede normal ve olağan gelmeye başlayabilir demek istiyorsunuz.
    R: Evet. Daha doğrusu, yaptıkça daha az rahatsız edici oluyor.
    S: Evet. Nasıl hissettiniz?
    R: Ondan sonra bir gizli örgüte üye oldum. Ruhlara tapınıyorlardı.

    S: Roger, peki bu seanslardan ne şekilde farklıydı?

    R: Seanslar o kadar sizi içine çekmiyor. Ancak eğer ruhlara tapınan bir gizli örgüte üye olursanız, özellikle de üst seviye ruhlar sizi davet ettiyse oradan canlı çıkamazsınız. Arkadaşım ve ben buna bulaşmıştık ve ne yapacağımızı bilmiyorduk. Çok ünlü bir bando lideri de vardı.

    S: Caz müzisyeni.

    R: Evet. Çok ünlü. Bir gece onunla bir seansa katıldık. Eşi de vardı.

    S: Roger, bir lokantadaydınız. Ne oldu?

    R: Orada oturup en sevdiğimiz alkollü içecekleri içiyorduk. Konuşurken grup şefi şunu dedi. "Ben güç istiyorsam, gücün kaynağına giderim." "Sizce nasıl bu kadar ünlü oldum sanıyorsunuz" dedi. Ben de şunu dedim: "Şanslı olmalısın." "Şans diye birşey yoktur" dedi. "Ya sizin için çalışan bir güç vardır bir yerlerde, ya da bu dünyada bir yere gelemezsiniz. Benim iş alanımda en azından." Oradan da ruhlara tapınmaktan konuşmaya başladık.

    Devamı var.

    YanıtlaSil
  30. Dünya Egemenliği

    Roger Morneau ile röportaj: (R: Roger, S: Soru soran)

    http://www.youtube.com/watch?v=lqjLhFFn8-I

    Röportajın devamı:

    S: Bahsettiği şeyler konusunda ilginizi çekti mi?

    R: Evet. Yani "SÖZÜM ONA ÖLÜLERİN RUHLARI OLANLAR GERÇEKTE İFRİT RUHLAR" dedi. "Düşmüş meleklerdir. Çok güzel varlıklar."

    S: Bir anda söyledi!

    R: Aynen öyle.

    S: Öyle dediğinde rahatsız etmedi mi?

    R: Biraz şok etti tabii. İlk defa duyuyorsunuz. Size söyleniyor. "Önünüz çok parlak, çünkü gizli örgütümüzün baş papazına üstatın sizin için çok özel planları olduğunu söylemiş."

    S: Üstatla kimden bahsediyordu?

    R: Aa, Şeytan. Biz de ne demek istediğini merak ettik. "Bak biz ruhlara tapınıyoruz" dedi. "Biz Lusifer ve bütün meleklerine tapınıyoruz. Cennetten kovuldukları zamanki kadar güzeller. Evrende yaşayanlar arasında büyük bir yanlış anlaşılma oldu. Üstadımız yanlış anlaşıldı ve Tanrı hata yapan insanlarla yaptığı gibi onunla ne yapacağını bilemedi. Yani savaştayız. İyi kötüye karşı. Biz de kötü tarafız ama o kadar da kötü değiliz. İyi ve kötünün arasındaki meseleye şöyle bakıyorum" dedi. "Birisi Tanrı'ya inanır. Biri de Lusifer'e. Siyaset gibi.

    S: Büyük çelişki gerçek demek ki. Siz de öbür taraftan birisiyle konuşma fırsatı buldunuz.

    R: Bu kişiler İsa'nın bu gezegene büyük güç ve ihtişamla dönmeyeceğine inandırılıyorlar. Bu gezegenin her şeyinden vazgeçecek; çünkü baş papaz bir keresinde İsa'nın bu gezegendeki her şeyin kanunlar vasıtasıyla Şeytan'ın olduğunu bildiğini söyledi. O vakitte öyle dedi. Siz yeni olanlar için ruhları memnun etmenin en iyi yolunun İsa'nın ve kilisesinin her şeyini aşağılamak olduğunu söyledi. Hıristiyan ilahileri söylerler. Ancak Hıristiyan sözlerle değil. Birçoğunu değiştirdiler. İyi bir şekilde değil. Küfrün bir şekli. Rock müzik dünyasının gizemi bu. Çalanların haçları var. Küpe şeklinde haçlar vb. Küfrün bir şekli. İsa'yla alay ediyorlar. Anladınız mı? Ruhlar insanlara bunu yaptırıyor. Bu tip sembolleri giymekten zevk alırsınız, hıristiyanlara İsa'yı hatırlatan haç gibi. Hayatımın üstadı size "Tanrılara" ibadet odasını göstermenin vaktinin geldiğini ilham etti. Şekil bulan ruhların fotoğraflarını çekip resimlerini yaptılar. Belki de yüzlerce vardı.

    http://www.youtube.com/watch?v=lqjLhFFn8-I

    YanıtlaSil
  31. Dünya Egemenliği

    Roger Monreau ile röportaj: 2. Bölüm (devamı)

    http://www.youtube.com/watch?v=NzIt4B2_ghU

    R: ... "Hayatımın üstadı size 'Tanrılara' ibadet odasını göstermenin vaktinin geldiğini ilham etti." Şekil bulan ruhların fotoğraflarını çekip resimlerini yaptılar. Belki de yüzlerce vardı.

    S: O odaya girdiğinde nasıl hissettin?

    R: Bu insanların güce sahip olduğunu hissettim. Hem de oldukça çok.

    S: Bu ilgini çekti mi?

    R: Evet ve Hayır.

    S: Karışık duygularınız vardı?

    R: Karışık duygularım vardı. Çünkü belirli bir yere kadar her şey bize güzel gözüküyordu. Kulağımıza güzel geliyordu. Ancak ben Hıristiyan bir ailenin içinde yetiştirildim. Babam eğer kötü şeyler yaparsam hesabını vereceğimi söylerdi. Bu dünyada her şeyin bir karşılığı var. Bu düşünce aklıma yerleşti. Bu ruhlarla uğraşırken nerede hesabını vermeye başlayacağımızı düşündüm.

    S: Sizi biraz gerdi yani?

    R: Evet.

    S: Ona rağmen devam ettiniz.

    R: “Bu işten çıkış yok.” Bize böyle deniliyordu.

    S: Öyle biliyordunuz.

    R: Evet.

    S: Korktuğunuz için ilerliyordunuz yani.

    R: Evet korktuğumuz için, çünkü baş papaz üstadın hayatımız için özel planları olduğunu söylüyordu. Kimse örgüte ruhlar tarafından çağırılmadan giremiyordu. Bu oldukça açıktı.

    S: Roger, gerçekte çok güçlü ifrit ruhlar tarafından seçkin ve özel bir insan topluluğuna davet edildiniz.

    R: Montreal’daki bu insanlar, papazın bahsettiği örgütün, dünya çapında binlerce ruhlara tapan örgütler olmasına rağmen bu örgütün “elit” olduğunu söylüyorlardı. Biz üstat ve melekleri hakkındaki gerçeği biliyorduk. Şeytani gözükmüyorlar, çok güzel varlıklar ve tapınaktaki resimlerde de öyle gözüküyorlardı.

    S: Bu şükür celselerine katıldığınızda neler yapılıyordu?

    R: Birçok başarı hikayesi anlatılıyor. Üstat benim için şunu yaptı, bunu yaptı.

    S: Bu ruhlara tapınma sizi kişisel olarak ne zaman etkilemeye başladı Roger?

    R: Çok uzun sürmeden papaz bize artık ruhlara güvenmemiz gerektiğini ve bizim için bir şey yapma hakkını vermemizi söyledi. “Seçebileceğiniz bir takım hediyeler var” dedi.

    S: Ruhlar dini liderleri etkileyebilmek için bütün zamanlarını harcayacaklardır. Pazar günü kutsallığını gösterebilmek için, Pazar gününü kutsal göstereceklerdir. (SUNDAY – GÜNEŞ GÜNÜ - MARDUK GÜNÜ) Ondan sonra devletler kanunlar çıkaracaktır. Ruhların tavsiyelerini dinlemeyen insanlar ne olacak diye sorduğumuzda, papaz “hiç sorun olmaz” dedi. Hükümetler, inansalar ya da inanmasalar da insanları uymaya zorlayacaklardır. Bütün büyük ve küçük devletler Güneş’e tapınmaya bulaşmışlardır. Yeniden olacağını söyledi. Güneşe tapınmak yerine Pazar’ı kutsal sayacaklardır. (GÜNEŞ: RA = MARDUK = TAMMUZ) Bu söylevini asla unutmayacağım. Üstat, insanlar kime (Tanrı’ya) inandıklarını sansalar bile, Şeytan’ın otoritesini ve gücünü kazandığı günün kutsallığı kabul edildiği sürece güç kazanmaktadır demişti.

    Devamı var...

    YanıtlaSil
  32. Dünya Egemenliği

    Roger Monreau ile röportaj: 2. Bölüm (devamı)

    http://www.youtube.com/watch?v=NzIt4B2_ghU

    R: Takip edeceğimiz üç tane ilke var. “LUSİFER, İNSANLARI ŞEYTAN’IN VE MELEKLERİNİN OLMADIĞINA İNANDIRMALIYIZ” dedi. (“Lucifer says, we have make sure that humans get to belive, that Satan and his angels do not exist.”)

    S: Bu ilginç Roger, çünkü ülke çapında yapılan yeni okuduğum bir araştırmada, insanların % 75’nin gerçek ve somut bir Şeytan’a inanmadığını belirtmişti. Ama öyle biri var?

    R: Evet.

    R: Bu üç ilkeden ikincisi, insanların akıllarına hükmetmenin bir yolu olan hipnotizmi gizlilikten çıkarıp, insanlığın yararına yeni bir bilim olarak sunmaktı. (MIND CONTROL – HİPNOZ – MEDİTASYON – RABITA -YOGA) Hipnotizmi gizlilikten çıkarıp, insanların yararına bir bilim olarak tanıttıklarında, ünlüleri, öğretmenleri, kabiliyetli insanlara harika şeyler yaptırarak, örneğin sözüm ona insanları zamanda geri gönderip önceki hayatlarını göstererek kullanacaktı. (REENKARNASYON) Tabii seans bittiğinde söz konusu kişi kadim tarih hakkında hiçbir şey bilmeyecek ve transta bahsettiği kişiler 2-4000 sene evvel bir şeyler yapmış olacaktır. Ancak bu onların planıydı. BU SAYEDE TOPLUMDA BÜYÜK ALDATMAYA KARŞI SARSILMAZ BİR GÜVEN OLUŞTURACAKLARDI. (REENKARNASYONA SARSILMAZ BİR GÜVEN) Mistisizmle batıyı Hıristiyanlıktan uzaklaştıracaklar…
    S: Üç ilke şunlar yani: O’nun (Şeytan’ın) ve meleklerinin var olmadığına insanları inandırmak. İkincisi: İnsanların akıllarını tamamen ele geçirmek. (TOTAL MIND CONTROL) Üçüncü ilke nedir?

    R: Kitabı Mukaddes’i yakmadan yok etmek.

    S: Peki o konudaki planı neydi?

    R: O konuda mı? O çok ilginçti işte. (Eski tarihte) Büyük Konsül toplantısından sonra ŞEYTAN’IN CHARLES DARWİN’E BİREBİR EVRİM TEORİSİ İLKELERİNİ DİKTE EDECEĞİNE KARAR VERİLMİŞTİ. Lusifer’in kendisi tarafından eğitim aldı. Düşmüş Lusifer. O ZAMANDA ŞEYTAN VE RUHANİ DANIŞMANLARI, EĞER BİR İNSAN EVRİM TEORİSİNE İNANIRSA, HAYATINDA KİTABI MUKADDES’İN YARATILIŞ HAFTASINI, İNSANIN DÜŞÜŞÜ (fikri - evrimin tersi) VE KURTULUŞ İSTEĞİNİ TAMAMIYLA YOK EDECEĞİNİ ANLIYORLARDI. Evrim teorisini öğreten her kimse O DİNİ İNANIŞIN ÖNEMLİ BİR RAHİBİ SAYILIYORDU. Bu teorinin her öğreticisi ruhlar tarafından önemli bir kişi olarak algılanıyor ve Şeytan’ın kendisi tarafından ona özel bir karşılık ayrılıyor. BİRİSİNİ İNANDIRARAK RUHANİ KÖRLÜK, İKNA VE DÖNÜŞTÜRME İLE BÜYÜK GÜÇ ELDE EDİYORLAR. Üç kapasite.

    R: Bunlar İYİ VE KÖTÜ ARASINDAKİ DAVA kapanmadan önce, dünyanın (insanların) çoğunluğunu elde etmeye sağlayacak olan büyük plandır. Özgün bir şekilde yapılacak. Bu büyük plan. İnsanlar bu fikirleri yutacak. Çünkü ruhlar, ifritler, kendilerini uzak gezegenlerden ve galaksilerden gelen ve onları , dikkat edip, ciddi bir önlem alınmazsa dünyanın yok olacağına karşı uyarmaya gelen varlıklar olarak tanıtacaklar. (UFO - ATLANTİS - AGARTA)

    YanıtlaSil
  33. mentalizmin illuminati ile alakası varmıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. M-IND M-ASTER

      W <-> M

      ŞEYTAN VE CİNLERİN DÜNYAYI YÖNETMEKTE KULLANDIKLARI BAŞLICA ARAÇ ZİHİN KONTROLÜDÜR ZATEN. ZİHİN KONTROLÜ OLMADAN İNSANLAR YÖNLENDİRİLEMEZLER. ANCAK ZİHİN KONTROLÜYLE BİRÇOKLARINA İLHAMLAR VERİLEBİLİR. ZİHİNLERİ BU ETKİLER ALTINDAKİ KİŞİLER DE, ALDIKLARI İLHAMLARA GÖRE HAREKETE GEÇİP ÇEŞİTLİ ALANLARDA ÜRETKEN OLURLAR. BU ALANLARIN ARASINDA SANAT VE EĞLENCE DÜNYASI DA VAR ELBETTE.

      BU BİNA SANAT OLSUN DİYE Mİ BÖYLE YAPILMIŞ?

      W SEVENLER YALNIZCA BUNLAR MI?

      W - PROGRAM KONUĞU

      Sil
  34. Dünya Egemenliği

    Yukardaki röportaj gerçekte çok kısa olmasına rağmen, birçok önemli konuda değerli bilgiler veriyor. Gerçi bu bilgilere muhtaç olmasak da, bu bilgiler doğrudan bu ruhlarla temas kurmuş birinden olması dikkat çekicidir. Her ne kadar başka insanlar da bir şekilde ruhlarla temas kuruyor olsalar da, genellikle onların durumunda, temas kurdukları ruhlar (cinler) bu insanları kandırıyorlar. Aslında gerçekte bu Roger Monreau'daki üst düzey ruhlar ki, aralarında Şeytan'ın da olduğu söyleniyor, burada bile bir miktar yalan var. O kadar da olacak. Çünkü kullandıkları bu insanları, Şeytan'ın güçlü olduğu ve İsa'nın gelmeyeceği güvencesini vererek rahatlatmak önemlidir. Bu arada bu örgütteki insanlar Şeytan'ı ÜSTAT = MASTER (M: M-ARDUK) olarak adlandırıyorlar. Bu röportajda ortaya çıkanlardan bazılarını ele alırsak, örneğin şu yalanlar ve konular var:

    YALAN 1: İNSANLARIN RUHLARI YAŞAMAYA DEVAM EDER.

    R: Bir adam "6 ay önce ölen arkadaşımla görüşmek istiyorum ama onu görmek istemiyorum" dedi. Sadece konuşmak istiyordu. "Çünkü arkadaşımla benim yerine konuşmana güven duymuyorum" dedi. Medyum "ruhla irtibata geçeyim" dedi. "Ruh seninle konuşacak" dedi ve geniş bir erkek sesi mekanda duyuldu. "Merhaba Frank" dedi. "Beni istemen ne güzel" dedi. Biraz konuştular. Bittikten sonra, Frank "ölülerin ruhlarıyla konuşmak dünyanın en güzel şeyi" dedi. Daha sonra medyum, bu gece bizi çok özel bir sürprizin beklediğini söyledi. Ruh açık bir şekilde şekil bulacaktı. Birkaç dakika bekledik. Ondan sonra büyük bir rüzgar binaya çarptı. Duvarın içinden - ışıklar çok parlaktı - şey gibilerdi ışıklar. Bir kaç tane ayaklı lamba vardı. Bu yarı saydam varlık doğrudan duvarın içinden çıktı.

    S: O anda nasıl hissettin?

    R: Sanki kalbim bir anlık durmuştu. Çok garip bir histi. Çok güzel bir gecelik giymiş bir hanımdı. Uçuyordu. "Canım kardeşim Mary, beni çağırman ne de güzel oldu" dedi. Mary bayılıp sandalyeden yere düştü. Onu kaldırdılar ve ruh kayboldu. Bu işin başlangıcıydı.
    ...

    S: Bahsettiği şeyler konusunda ilginizi çekti mi?

    R: Evet. Yani "SÖZÜM ONA ÖLÜLERİN RUHLARI OLANLAR GERÇEKTE İFRİT RUHLAR (cinler)" dedi. "Düşmüş meleklerdir. Çok güzel varlıklar."

    S: Bir anda söyledi!

    R: Aynen öyle.

    S: Öyle dediğinde rahatsız etmedi mi?

    R: Biraz şok etti tabii. İlk defa duyuyorsunuz. Size söyleniyor.

    Elbette biraz şok edecektir, çünkü önceki dininde kendisine, insanın ölünce ruhunun yaşamaya devam edeceği yalanı öğretilmişti. Evet Şeytan ve cinler sahte dinsel inançlarla insanları aldatırlar. İLLUMİNATİ NEDİR? sayfasında ruhun ne olup olmadığı konusunun detayları zaten yazılı. Bu yüzden biz burada sadece işin özüne değinsek yeterlidir.

    RUHUN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ BİR CİN YALANIDIR.
    CİNLER ÖLMÜŞ KİŞİLERİN TAKLİDİNİ YAPARLAR.
    BU YALANI SAHTE DİNSEL İNANÇLAR OLARAK BENİMSETMİŞLERDİR.
    BU YALAN BİRÇOK BAKIMDAN ŞEYTAN VE CİNLERE HİZMET EDER.
    BU YALAN İLK DEFA HAVVA'YA DA SÖYLENMİŞTİ.
    HAVVA'YA: "KESİNLİKLE ÖLMEZSİNİZ" YALANI.
    SONRAKİLERE: "KESİNLİKLE RUHUNUZ ÖLMEZ" YALANI.

    YanıtlaSil
  35. Dünya Egemenliği

    Birinci yalan olan ruhun ölmezliği inancıyla yakından bağlantılı olduğu için doğrudan reenkarnasyon konusuna gelelim. Buradaki sıralama önemli değil.

    YALAN 2: REENKARNASYON. ÖLEN BİR KİŞİ TEKRAR TEKRAR BAŞKA BEDENLERLE DÜNYAYA GELİR.

    R: ... Hipnotizmi gizlilikten çıkarıp, insanların yararına bir bilim olarak tanıttıklarında, ünlülere, öğretmenlere, kabiliyetli insanlara harika şeyler yaptırarak, örneğin sözüm ona insanları zamanda geri gönderip önceki hayatlarını göstererek kullanacaktı. (REENKARNASYON) Tabii seans bittiğinde söz konusu kişi kadim tarih hakkında hiçbir şey bilmeyecek ve transta bahsettiği kişiler 2-4000 sene evvel bir şeyler yapmış olacaktır. Ancak bu onların planıydı. BU SAYEDE TOPLUMDA BÜYÜK ALDATMAYA KARŞI SARSILMAZ BİR GÜVEN OLUŞTURACAKLARDI. (REENKARNASYONA SARSILMAZ BİR GÜVEN) Mistisizmle batıyı Hıristiyanlıktan uzaklaştıracaklar…

    Cinler bunu nasıl yapıyorlar. Reenkarnasyon inancının verilebilmesi için tek bir yöntem yok. Yukarda transtan söz ediliyor. Bir kişi transa girdiğinde, gerçekte bir cinin kontrolü altına girmiş oluyor. Ve bu arada cin transtaki kişiyi kullanarak, geçmişte yaşamış bir kişinin taklidini yapıyor ve izleyenler, öndeki kişinin aynı zamanda geçmişte de yaşamış biri olduğunu sanıyorlar. Başka bir uygulama da, cinlerin uyurken bazı kişilerin zihinlerine sahte bilgileri yerleştirme yöntemidir. Bu durum hipnoz yapılan kişilerde de görülür. Diyelim bir kişinin ruhsal bir sorunu vardır ve bir doktara gider. Doktoru "sizin çocukluğunuza gitmemiz gerekiyor" falan der. Elbette ki her doktor böyle ruhçuluk yöntemlerini kullanmaz. Hipnozla tedavi etmeye çalışan kişi, hipnoz yaparak bu kişinin geçmişini ortaya çıkarmaya çalışır. Hipnoz yoluyla transa giren kişi geçmişe ait bazı konulardan bahseder. Örneğin geçmişte çok kötü bir olay yaşamıştır. Örneğin bu hastanın başından geçmişte çok kötü bir olay geçmiştir ve trans halindeyken bunu hatırlamış olur. Sonra transtan çıkınca, doktoru bu hastaya sorunun kaynağını bulduğunu söyler. Hastanın şimdiki ruhsal sıkıntıları geçmişte yaşadığı bu kötü olaya dayanmaktadır! Hasta doktora ruhsal sıkıntım var diyerek gelmişti. Derdi bir taneydi, şimdi ise bu derdine bir de ilave olarak geçmişinde yaşadığını düşündüğü sahte bir kötü anı eklenmiş oldu!

    Burada bizim konumuz bilincin etkilenmesi konusu ve aldatmacalar. Yukardaki örnekteki gibi olduğunu varsaydığımız bir durumun aslı ise bambaşkadır. Gerçekte hipnozla transa giren kişi bir cinin kontrolü altına girmiştir. Cin ise bu kişinin derdine dert katmak için, sadistçe bir yalanı bu kişiye trans anında aktarır. Hasta gerçekte bunları yaşamamış olmasına rağmen, zihninde bu türden hatıralar belirmiştir. Ama hepsi yalandır. Şimdi transtan çıkmış olsa da artık belleğine yerleşmiş olan bu sahte anıları gerçek sanmaktadır.

    CİNLER İNSANLARIN ZİHİNLERİNE SAHTE BİLGİLERİ AKTARIP KAYDETTİKLERİNDE, ORTAYA "SAHTE ANILAR" ÇIKAR.

    YanıtlaSil
  36. Dünya Egemenliği

    Reenkarnasyon inancını oluşturmanın daha farklı yöntemleri de vardır. Yukarıda bir hasta örneği verilmişti. Bu örneğin reenkarnasyonla da yakından ilgisi vardır. Diyelim ki, aynı hasta kişiye trans halindeyken yine bazı bilgiler veriliyor olsun. Ama bu kez verilen bilgiler tümüyle yalan olmasın. Transa giren kişiye geçmişte yaşadığı bazı olaylar, yerler, kişiler vs. hatırlatılıyor. Burada hatırlanan bütün anılar gerçektir. Ama burada da yine farklı bir yalan sözkonusudur. ÇÜNKÜ KİŞİ, BÜTÜN BU ANILARI GEÇMİŞTE YAŞAMIŞ FARKLI BİR KİŞİ OLARAK HATIRLAMAKTADIR. Örneğin diyelim ki, bu kişi geçmişte başka bir şehirde yaşamış ve trafik kazasında ölmüş biri olduğu bilgisini hatırlıyor olsun. Bu kişi uyanınca şaşırıyor ve merak edip araştırıyor. Araştırmaları gerçekten doğru çıkıyor ve hatırladığı bilgilerin gerçek olduğunu görüyor. Gerçekten de başka bir şehirde, geçmiş zamanda böyle biri yaşamış ve bir trafik kazasında ölmüş. Kendisi de bu kişinin ruhunu reenkarnasyon yoluyla almış! İşte yalan bu. Bu yalan daha çok genellikle küçük çocuklar kullanılarak yapılan bir yalandır. Örneğin küçük bir çocuk 3-4 yaşlarına geldiğinde bazı şeylerden bahsetmeye başlar. Kendisinin aslında geçmişte yaşayıp ölmüş başka biri olduğunu söyler. Ana-babası bu ölmüş kişiyi araştırmaya başlayınca da, bunun gerçekten doğru olduğunu görürler! Küçük bir çocuk bütün bunları nasıl anlatabilir? Çocuk doğru bilgileri vererek doğruyu, ama çocuğa bu sahte bilgileri aktaran bir cin ise yalan bir şeyi söylemiştir! Böylece cinler, bir çocuğun zihnine uyurken kaydettikleri yalan bilgilerle, sadece çocuğu değil, çocuğun etrafındaki bütün bu insanları da kandırmış oluyorlar. Peki kaç kişi kandırabiliyorlar acaba? Reenkarnasyon inancına ne kadar kişi inanıyor? Budizm ve Hinduizm inancına kaç kişi inanıyor? Hindistan'da, Çin'de ve bütün uzak doğu da ne kadar insan yaşıyor, az mı? Demek ki cinler işlerinde oldukça başarılılar!

    REENKARNASYON İNANCI ZİHNE KAYDEDİLEN SAHTE BİLGİLERLE, SAHTE ANILARLA OLUŞUR.

    DEJAVU:

    Dejavu konusu da bir bakıma yine bu reenkarnasyon olayına benzer. Yine burada da bazı geçmişte yaşanmışlık duyguları vardır. Burada da yine benzer aldatmacaların olduğunu görebiliriz. İnsanlar bir olayı sanki geçmişte de yaşadıklarını düşünürler. Bu şekilde hem reenkarnasyon gibi inançlar desteklenmiş olur. Diğer yandan da kader ile ilgili bir takım düşünceler verilebilir. İnsanlar şöyle düşünebilirler?

    ACABA BÜTÜN BUNLARI YAŞAYACAĞIM KADERİMDE Mİ YAZILIYDI DA, BU OLAYLARI YAŞADIM?

    BEN DAHA BU OLAYLARI YAŞAMAMIŞKEN, NASIL OLUR DA BUNLARI HATIRLARIM?

    HERHALDE KADERİMDEN BİR SAHNEYİ OYNAMIŞ OLDUM.

    YA DA YOKSA GEÇMİŞTE DE BAŞKA BİRİSİ OLARAK MI BUNLARI YAŞADIM DA, ACABA BU YÜZDEN Mİ ANILAR KARIŞIYOR?

    Artık çözsün çözebilirse! Fikirler üretip dursun!

    Düşünceler ve yorumlar çok farklı olabilir. Bazıları bunun kaderle ilgisi olabileceğini, başkaları da reenkarnasyonla ilgisinin olabileceğini düşünebilirler. Oysa ne kader ne de reenkarnasyon bir gerçektirler. Her şeyi tam açıklayamazsak da, sonuçta cinlerin bu tip akıl oyunları yapabilme yeteneklerinin olduğunu biliyoruz. Yöntemler çeşitli olabilir, insanların zihinlerine gelecekte yaşayacakları bir iki anı yerleştirilebilir ve daha sonra da uygun bir zamanda benzer bir olayı yaşamaları sağlanabilir. Kişi benzer bir olayı yaşadığında da belki de bu zihninde böyle bir çağrışıma yol açmaktadır.


    YanıtlaSil
  37. Dünya Egemenliği

    Bir arkadaş şöyle sormuş:

    "Adsız says:
    9 Mayıs 2013 11:52
    mentalizmin illuminati ile alakası varmıdır?"

    Mentalizmle tam neyi kastettiğini anlayamadım aslında. Herhalde zihin kontrolünü demek istiyorsun sanırım. Bu zihin kontrolünün illuminatiyle ilgisi var mıdır? Asıl soru da bu.

    Şimdi yukarda bir video vermiştim:

    http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/117769/bir-ekonomik-tetikcinin-itiraflari

    Bu videodaki kişi, kendisini bir ekonomik tetikçi olarak adlandırıyor ve deyim yerindeyse, günah çıkarıyor. Ama video da temelde şu da söyleniyor. Acaba gerçekte bütün bunları yapan kim, Abd'yi gerçekte kim yönetiyor? Kişiler mi, şirketler mi, aileler mi? En sonunda şunlar söyleniyor:

    "Cevabı bulmak için, ÖNCE BUNLARIN ALTINDA YATAN GERÇEK SEBEPLERİ BULMAMIZ GEREKİR. GERÇEK ŞUDUR Kİ, BENCİL, YOZ, GÜÇ VE KARA (kazanca) DAYALI BU GRUPLAR SORUNUN GERÇEK KAYNAĞI DEĞİLDİRLER. ONLAR SADECE BELİRTİLERİDİR."

    Yani sonuçta SORUNUN GERÇEK KAYNAĞININ BAZI GRUPLAR OLMADIĞINI söylüyor. Peki acaba sorunun kaynağı İLLUMİNATİ denen bir örgüt mü? Biz buna kendimizden bir ad veremeyiz. Ama bütün bunların arkasında Şeytan ve cinlerinin olduklarından emin olabiliriz. Ben şöyle düşünüyorum. Ortaçağda Katolik kilisesi çok bağnazlıklar ve kötülükler yaptı. Sadece onlar da değil, Martin Luther protestanlığı kurdu. Sözde reform yapan bu kişi de Katolik kilisesinin engizisyonlarını aratmayacak işkenceler yaptırdı. Her iki mezhep onlarca yıl birbirleriyle savaştılar. Bu karanlık çağlar ise yüzlerce yıl sürdü. En sonunda bazı insanlar dinlerden nefret ettiler. Bunlardan bazıları başka oluşumlar aramaya başladılar. İnsanların iyiliğine olacak yöntemleri, düşünceleri ortaya çıkararak bu yolda ilerlemek istediler. Belki de İlluminati denen örgütün ilk çıkışı böyle iyi amaçlara dayanıyordu. Bizler bunları tam net olarak bilemeyiz. Fakat bir şey var ki, Şeytan ve cinler için bazı kişileri ve oluşumları kendi amaçları doğrultusunda oluşturarak kullanmak hiç te zor değildir. Bu yüzden böyle bir örgütün doğrudan kötü ruh varlıkların denetiminde olduğunu kabul edebiliriz. Adının illuminati olup olmaması önemli değil. ÖNEMLİ OLAN, DÜNYAYI GİZLİ BİR ÖRGÜTÜN YÖNETİYOR OLMASIDIR.

    Bu yüzden konu "mentalizm" ise aslında bunun konunun özü olduğunu söyleyebiliriz. Ama şunu ilk başta belirtelim. İNSANLAR BUNU YAPAMAZLAR. ZİHİN KONTROLÜ İNSANLARIN YAPABİLECEĞİ BİRŞEY DEĞİLDİR. İnsanların bu konuda yapabilecekleri şeyler, sadece bazı sözü edilen teknikleri kullanmaktan öteye geçemez. Ama yine de bu insanların arkalarında cinlerin olduğunu söyleyebiliriz. Ama bir takım insanlar yönlendirilirler ve insanlara bazı fikirleri aşılarlar. Bazıları film çevirirler, bazıları kitaplar yazarlar, bazıları resim yaparlar, bazıları heykel yaparlar, bazıları felsefeler üretirler, bazıları ideolojiler üretirler. Birçok insan, başka insanlara yol göstersinler diye KULLANILIRLAR. Bu insanlar, gerçekte kendileri de bu işlerin arkasında Şeytan ve cinlerin olduğunu çoğunlukla bilmezler. Kendi zihinleri de kontrol altındadır ve geniş kitleleri yönlendirecek fikirleri ve etkileri vardır. Yani Şeytan önce bazı kişileri körleştirirler ve onları kullanarak kitleleri körleştirirler. Yukarda Roger Monreau adlı adamın söylediklerine kulak verin derim. Adam yalan söylemiyor.

    YanıtlaSil
  38. Dünya Egemenliği

    Sorulan soruya cevap vermeye devam edelim.

    "Adsız says:
    9 Mayıs 2013 11:52
    mentalizmin illuminati ile alakası varmıdır?"

    Bak buna en üstten gizli bir örgütü iyi tanıyan biri ne diyor:

    R: Bu üç ilkeden ikincisi, insanların akıllarına hükmetmenin bir yolu olan hipnotizmi gizlilikten çıkarıp, insanlığın yararına yeni bir bilim olarak sunmaktı. (MIND CONTROL – HİPNOZ – MEDİTASYON – RABITA -YOGA) Hipnotizmi gizlilikten çıkarıp, insanların yararına bir bilim olarak tanıttıklarında, ünlüleri, öğretmenleri, kabiliyetli insanlara harika şeyler yaptırarak, örneğin sözüm ona insanları zamanda geri gönderip önceki hayatlarını göstererek kullanacaktı. (REENKARNASYON) Tabii seans bittiğinde söz konusu kişi kadim tarih hakkında hiçbir şey bilmeyecek ve transta bahsettiği kişiler 2-4000 sene evvel bir şeyler yapmış olacaktır. Ancak bu onların planıydı. BU SAYEDE TOPLUMDA BÜYÜK ALDATMAYA KARŞI SARSILMAZ BİR GÜVEN OLUŞTURACAKLARDI. (REENKARNASYONA SARSILMAZ BİR GÜVEN) Mistisizmle batıyı Hıristiyanlıktan uzaklaştıracaklar…

    Demek ki "zihin kontrolü" çok önemli. Zihin kontrolünün bir kısmı insanları MEDİTASYON, YOGA, RABITA, HİPNOZ gibi yöntemleri kullanmaya teşvik ederek yapılır. Zihin kontrolünün ikinci bir kısmı ise zihni bu yöntemlerle değilde, SAHTE FİKİRLERLE KÖRLEŞTİREREK yapılır. Bunun örneklerinden bazıları da yine yukardaki videoda bulunuyor. Ama biz buradan bütün bunları ortaya çıkarırsak, bu uygun olmayacaktır. Çünkü İNSANLAR BU SAHTE FİKİR VE İNANÇLARLA KİLİTLENMİŞLERDİR. Şeytan bu insanlara bunları yaparken oldukça etkilidir. SAHTEKARLARIN SESİ YÜKSEK ÇIKTIĞINDAN, DOĞRUYU SÖYLEYENLERİN BAĞIRIŞI DUYULMAZ. Bütün medya, para, olanaklar insanların aldatılması yönünde seferber edilir. İnsanlara sahte yalan şeyleri doğrudan ya da dolaylı olarak aşılamak için var güçleriyle çalışırlar. Ama yine unutmayalım, asıl yapanlar cinlerdir. Bizler bazı şeyleri açıkça görsek bile, açıkça dile getiremeyiz. ÇÜNKÜ ŞEYTAN İNSANLARI TANRI'YA TAPINDIKLARINA İNANDIRTMIŞTIR. GERÇEKTE İSE KENDİSİNE TAPINDIRMAKTADIR VE İNSANLAR BUNUN FARKINDA DEĞİLDİRLER. ZİHİNLERİ KİLİTLENMİŞTİR. AÇMAK İSTEYENLERİ DÜŞMAN GÖRECEKLERDİR. Yaptıkları şeyler, kullandıkları semboller, daha söylenemeyecek sayısız şey hep Şeytan'ın onlara doğru diye öğrettiği şeylerdir. Aslında bir yandan da bu kişilere doğruyu göstermek gerekmiyor. Çünkü onların seçim hakkı var. Aldatılmak onların da hakkı. İnsanlar ruhun ölmediğine inanma hakkına sahipler. İsterlerse reenkarnasyona da inanabilirler. Daha birçok inanç ve uygulamalar vardır. Ama bunlar tabudurlar YANİ KİLİTLİDİRLER. Neden? Tanrı neden bunları ortaya çıkarmıyor?

    2. Selanikliler 2:9-12 Fakat bu kanunsuz adam (mecazi adam), Şeytan'ın kontrolünde gerçekleştirdiği işler aldığı destekle varlığını sürdürürken, etkileyici işler, sahte alametler, şaşılacak şeyler gerçekleştirerek, her türlü hileye başvurarak, YOK OLMAYA GİDEN KİŞİLERİ ETKİLEYECEK. Aslında o kişiler, kendilerini kurtarabilecek olan hakikat sevgisine içlerinde yer vermemelerinin karşılığını görürler. BU NEDENLE TANRI, YALANA İNANMALARINA YOL AÇAN ALDATICI BİR GÜCÜN ONLARI ETKİLEMESİNE İZİN VERİYOR Kİ, HEPSİ YARGILANABİLSİN. Çünkü onlar hakikate inanmadılar, tersine KÖTÜLÜKTEN ZEVK ALDILAR.

    Demek ki, bazı insanlar aldatılmaya layıklar. Çünkü zaten onlar hakikati sevmiyorlar. Yalanı seviyorlar, öyleyse bu aldanmayı seviyorlar anlamına gelmiyor mu? Cinler bu insanları aldatmak amacıyla zihin kontrolünü uyguluyorsa, onlar da yalanı seviyorlarsa inanacaklardır. Cinler ölmüş dedesini rüyasında gösteriyorsa, inanırlar. Tamam belki artık buna inanmazlar ama yine de sayısız başka şeylerle aldanmaya devam eder. Yemler çok, biri olmazsa öteki var.

    YanıtlaSil
  39. Dünya Egemenliği

    İlluminati söz konusu edildiğinde öncelikle Şeytan ve Şeytan'ın Melekleri olarak da adlandırılan cinleri hesaba katmak en başta gelir. Bunlar dikkate alınmadığında insanlar bu tip konuları asla doğru bir şekilde değerlendiremezler. Ama Şeytan ve cinleri çok zeki ve kurnazdırlar. Onlar sözüm ona bilgili ve aydın kişiler de içinde olmak üzere, genel olarak insanları kendilerinin olmadığına inandırmayı en iyi yol olarak görmüşlerdir.

    İNSANLAR ÖN PLANDA KUKLALARI GÖRÜRLER VE ARKADAKİ GERÇEK AMA GÖRÜNMEYEN KUKLA OYNATICILARINI YOK SAYARLAR.

    İLLUMİNATİ KARTLARINDA BİLE BU KUKLA OLAYI BİR KARTA RESMEDİLMİŞ. PİRAMİTTEN BİR EL ÇIKIYOR VE BİR KUKLAYI OYNATIYOR.

    PEK İNSANLAR NE DİYORLAR? ÇOĞU KUKLALARIN KENDİ KENDİLERİNE HAREKET ETTİKLERİNİ DÜŞÜNÜYORLAR.

    ASIL SORU: ŞEYTAN VE CİNLER VAR MI?

    Roger Monreau ile röportaj: 2. Bölüm:

    http://www.youtube.com/watch?v=NzIt4B2_ghU

    R: Takip edeceğimiz üç tane ilke var. “LUSİFER, İNSANLARI ŞEYTAN’IN VE MELEKLERİNİN OLMADIĞINA İNANDIRMALIYIZ” dedi. (“Lucifer says, we have make sure that humans get to belive, that Satan and his angels do not exist.”)

    S: Bu ilginç Roger, çünkü ülke çapında yapılan yeni okuduğum bir araştırmada, insanların % 75’nin gerçek ve somut bir Şeytan’a inanmadığını belirtmişti. Ama öyle biri var?

    R: Evet.

    http://www.jw.org/tr/kutsal-kitabın-öğrettikleri/sorular/şeytan-gerçekten-var-mı/

    http://www.jw.org/tr/yayınlar/dergiler/g200702/şeytan-kim-gerçek-bir-kişi-mi/

    http://www.jw.org/tr/kutsal-kitabın-öğrettikleri/sorular/cinler-gerçekten-var-mı/

    http://www.jw.org/tr/kutsal-kitabın-öğrettikleri/sorular/şeytanı-tanrı-mı-yarattı/

    TANRI ŞEYTAN'I NEDEN YOK ETMİYOR?

    Röportajdaki Roger "iyi ve kötü arasındaki dava"dan söz ediyor. Gerçekten böyle bir dava mı var? Evet ve kapanmak üzere!

    "R: Bunlar İYİ VE KÖTÜ ARASINDAKİ DAVA kapanmadan önce, dünyanın (insanların) çoğunluğunu elde etmeye sağlayacak olan büyük plandır."

    EVET ORTADA BÜYÜK BİR DAVA VAR VE BU DAVA ARMAGEDDON'DA KAPANACAK.

    http://www.jw.org/tr/yayınlar/dergiler/g201012/tanrı-şeytanı-neden-yok-etmiyor/

    YanıtlaSil
  40. Dünya Egemenliği

    "Adsız says:
    9 Mayıs 2013 11:52
    mentalizmin illuminati ile alakası varmıdır?"

    SAYIN ASTRAL SEYAHAT TUR YOLCULARI. RÜYALAR ALEMİNE GİTMEKTE OLAN ZİHİN KONTROLÜMÜZ KALKMAK ÜZEREDİR, LÜTFEN YERLERİNİZİ ALINIZ. HEPİNİZE İYİ YOLCULUKLAR...

    Alıntı:

    http://www.estanbul.com/yasanmis-bir-gercek-olume-yakin-deneyim-olum-son-degil-263073.html

    "Yaşanmış Bir Gerçek Ölüme Yakın Deneyim (Ölüm Son Değil...)
    Arkadaşlar olayı bir arkadaşımız yaşamış beni çok etkiledi. Paylaşmak istedim.

    Zehirlenmişim, yanlış birşey yemiştim... ve inanın ruhumun bedenimden nasıl çıktığını yaşadım ve çıktığında ölü bedenimi yukardan izledim ve gittim. orası o kadar güzeldi ki, ezrail ve cebraili gördüm. onların uzun bembeyaz elbise vardı üstlerinde ve orda kalmak istedim. bir kısa köprü vardı, gitmek istedim oraya, orda bir ışık, bir nur vardı. o kadar rahatlatıcı, o kadar güzel anlatamam sizlere. ama vaktim gelmediği için beni geri gönderdiler... ruh bedenden çıktığında sanki bir 10 katlı binanın altından çıkmış gibi oluyor. ve orası çok çok ama çok güzel... iyi niyetli, iyi kalbli olalım birbirimize... gideceğimiz yerde güzel olsun, ve inanın orası var. benim kalbimin durup öldüğüme raporum var ve geri gelmemi doktorlar mucize olarak gördüler."

    "nedenini bilmiyorum ama hep böyledir. gidip gelenlerin çoğu aynı şeyleri söyleyip anlatıyorlar. gerek netten okuduklarım ve gerekse çevremdekiler buna benzer aynı güzel şeyleri yaşıyorlar.

    Sadece müslümanlardan değil de hristiyan olanlardan da okuyup bizzat duyduğum oldu"

    "bana da bir kez oldu... inanıyorum anlattıklarına. burda konunun birinde yazmıştım hatta. benim penisiline alerjim var verildiği an en fazla 15 dakikam var, kalbime vuruyor.
    bir nedenle ameliyat olmuştum. fakat kanımda iltihap olduğundan dolayı penisilin verdiler. allahdan hastanedeydim. hapı içtim, yaklasık 5 dakika sonra boğazımı hissetmemeye başladım. kalbim yerinden fırlıyacaktı sanki. hemen birşeylerin yanlış gittiğini anladım. son hamlede zile bastım. hemşirenin içeriye girdiğini en son hatırlıyorum. sesleri duyuyordum ama reaksiyon yoktu bende. bağırmalar vs vs. hepsini duydum. ama gerçek diyom yalansız, bir baktım ki tavandayım ben. aşağıya bakıyorum ve ben orda yatıyordum. bir ses vardı uğultu desem uğultu değil, ama hala ne olduğunu bilmiyorum. kocaman ışık, ama burdaki ışıklar gibi değil. hiç görmediğim renk çeşitleri vs vs. kendime bakıp durdum iyi hatırlıyorum. sonra rahmetli annemi gördüm birden. yanıma sakın gelmeeeee dedi. bir duvar gibi birşey vardı, ordan girecem, birşey beni itiyordu. ama her yer beyaz mı, krem rengi mi değişik ti yani. sonra bir baktım ki uyandım. titt tittttt sesleri var, her yanımda hortumlar. elektrik şoku ile kendime getirilmişim. anammmm o göğüs bölgem bir ağrıyordu ki o şokdan sonra, 8 dakika mı ne demişti doktor, yanlış olmasın tam hatırlamıyorum, ama o kadar bu dünyadan gidip gelmişim."

    İNSANLAR KENDİLERİNDEN GEÇEREK BAYILDIKLARINDA, UYKU İLE UYANIKLIK OLARAK ADLANDIRILAN ZİHİNSEL BİR EVREYE GİRERLER. BU EVRE TAM UYKU EVRESİ DEĞİLDİR.

    TAM BU ESNADA ZİHİNLERİNDE GÖRDÜKLERİNİ GERÇEK OLARAK ALGILARLAR. BU OLAYI TAM UYKU ESNASINDA GÖRECEK OLSALARDI RÜYA OLARAK ALGILAYACAKLARDI.

    BU YÖNTEM, İNSANLARI RUHLARININ ÖLMEDİĞİNE İNANMALARI İÇİN YAPILAN BİR ZİHİN KONTROLÜ YÖNTEMİDİR. İNSANLARIN RUHLARININ ÖBÜR ALEMDE YAŞAYACAĞINA İNANDIRTMAK AMACINI TAŞIYAN BİR ALDATMACADIR.

    YanıtlaSil
  41. Dünya Egemenliği

    http://www.estanbul.com/suur-suurluluk-ve-olume-yakin-deneyimler-6516.html

    ÖYD: Ölüme Yakın Deneyim

    "ÖYDler ilk kez 1970in birinci yarısında Dr. Raymond Moody ve Dr. Michael Sabom tarafından yüzlerce hasta ile görüşmeler, titiz sorgulamalar, istatistikler sonucu Amerikan kamuoyunun ve insanlığın dikkatine sunulmuştur.

    ÖYD sırasında bedeninden uzaklaşan ruh varlığı için bedensel acılar sona erer. Birey, doktoruna veya yakınlarına kendisini duyurmak isteyip de duyuramadığını anladığı zaman ölmüş olduğunu idrak etmeye başlar. Yakınlarına, ölmediğini söylemek ister ama bir türlü irtibat kuramaz. Daha sonra, uzak, ucunda parlak ışık bulunan bir tünelden geçerek, aşkın bir aleme (şuur durumuna) varabilir. Tümüyle farklı bir gerçeklik düzeyine gerçek bir yolculuk yapar. Burada, daha önce ölmüş akrabaları, dostları ve kişilerin algılamalarına göre değişen ışıklı ruhsal varlıklarla karşılaşabilir. Araştırmalar, yaşanan her ÖYDnin birbirine benzer noktaları olabildiği gibi, birbirinden farklı deneyimleri de kapsayabildiğini ortaya koymuştur.

    Birey, içinde bulunduğu ortamda öylesine rahat ve sükûnet halindedir ki bedenine geri dönmek istemez. Ancak, kimi zaman henüz zamanı gelmediğine ikna edilerek, kimi zaman en sevdiği çocuğunu veya eşini bir daha göremeyeceği hatırlatılarak bedenine dönmesi sağlanır. Çünkü bu varlıkların doğmadan önce yaptıkları hayat planına göre henüz yapmayı planladıkları işleri bitirmemiştir. Bir başka ifade ile dünyadan ayrılma zamanı gelmemiştir. ÖYD yaşayan birey kendi derin şuurunun farkına varır ve gerek kendi derin şuurundan gerekse rehber varlıklardan bilgi alarak gerçekte kim olduğunun ve niçin yeryüzünde bulunduğunun ayrımına varır. ÖYD, gel geç dünya değerlerine gömülmüş bir varlığın uyanması için meydana gelmiş bir yardımdır adeta.

    ÖYD yaşayan kişilerin hayata karşı olan tutumlarının derinliği ve yönü değişir. Ölüm endişesi tamamen yok olmasa da azalır. Ölüm dediğimiz geçişin ne olduğunu önceden görmek ayrıcalığına ulaştıkları için anlayış ve kişiliklerinde tamamen pozitif yönde bir değişim olur. Tüm varlıkların sevilmeye layık olduğunu kavrarlar. Sevgi ve evrensel bilginin, ruhsal bilginin, hayattaki tek önemli şey olduğunu anlarlar. Önemli olanla önemsiz olanı ayırt etmeyi öğrenirler."

    http://www.estanbul.com/olume-yakin-deneyim-yasayan-var-mi-50852-2.html

    "bende bunlara benzer bir deneyim yaşadım. sene 2003 çok ağır bir boğaz enfeksiyonu geçirdim ve hastaneye kaldırılmışım, hatırlamıyorum bile. ateşimi düşürememişler, 40 derecenin üzerinde. en son gözümü açtım ve babama baktım. sonrasında ise şarkılar mırıldanmaya başlamışım. derken aniden susmuşum. karanlık bir yolda, hatta tünel gibi bir yerde idim. sonunda kocaman pasparlak bir ışık vardı. ve oraya doğru yürümeye başladım. derken bir adam ki azrail olduğunu düşünüyorum. bu kişi yanıma yaklaştı ve bir ışıkla, bana yaşadıklarımı sanki bir tv gibi gösterdi. yaşadığım iyi veya kötü herşey unuttuğum herşeyi orda izledim. çok şaşkındım. aniden yatağımın üzerinde havada bedenimi, babamı ve dayımı gördüm, ağlıyorlardı. doktorlar kalp masajı yapıyorlardı. annemi aradım ve o kapının dışında yere yığılmış, hemşireler de onu uyandırmaya çalışıyorlardı. sesleniyorum ama duymuyorlardı. derken öldüğümü anladım. o karanlık tünele geri döndüm. azrail olduğunu düşündüğüm varlığa, ben öldüm mü, ama daha çok gençtim ben dedim. işin enteresan yanı, daha öncede imdadıma yetişen ve herkese yaşamı boyunca çok zor anlarında yardımcı olan hızır efendimizi yine aynı kılıkta gördüm. o bana yine aynı gülümsemesini yaptı. ve aniden geri döndüm. besmele çektim ve annemi çağırmalarını istedim. herşey havada iken gördüğüm gibi idi. çok garip bir deneyim idi. ve geri döndüğümde hayatın değerini anladım."

    YanıtlaSil
  42. Dünya Egemenliği

    ŞİMDİ BİR BAKALIM, VAKTİYLE BU KONULARDA UZMANLAR, ARAŞTIRMACILAR, İNSANLARA YOL GÖSTERENLER NE DEMİŞLER?

    Alıntı yazı:

    http://www.estanbul.com/olume-yakin-deneyimleri-arastiran-doktor-ile-yapilan-roportaj-9839.html

    "...

    Ölüme Yakın Deneyimleri Araştıran Doktor ile Yapılan Röportaj
    Çalışmalarınızın doğruluğu hakkında hiç mi şüpheye düşmediniz? Ya ben insanları yanıltıyorsam demediniz...

    - Hayır hiç. Bu sorular geride kaldı. Ölüme Yakın Deneyim’lerin gerçekliği konusunda hiç şüphe duyulmuyor artık. 10 hastanede, 344 kalp hastası üzerinde, 2 ila 8 yıllık takip süresiyle araştırmalar yapıldı. Ve yaşanmış bütün o Ölüme Yakın Deneyim’lerin, ‘oksijen yetmezliği’yle açıklanmasının mümkün olmadığı kanıtlandı...

    İçiniz ve vicdanınız tamamen rahat yani...

    - Elbette. Bulduğum her şeyi sürekli, tekrar tekrar kontrol ettim. Olabildiğince tarafsız ve objektif kalmamı garantilemek amacıyla Ölüme Yakın Deneyim yaşayanlar için önemli olan insanlarla da (karısı, kocası, komşusu, ona sağlık hizmeti veren görevliler) görüştüm. Ne görmüşlerdi? Onların izlenimleri neydi? Bununla da yetinmeyip bulgularımı, ülkemin diğer eyaletlerindeki başka insan gruplarıyla da karşılaştırıp, kontrol ettim. Birinci elden saha araştırması yaparak geçirdiğim 26 yıl boyunca bulgularımı bu şekilde tekrar tekrar kontrol etmeyi hiç bırakmadım... Haliyle vicdanım rahat!

    Peki kendi Ölüme Yakın Deneyim’inizle ilgili görüşünüz nedir?

    - Ölüme Yakın Deneyim yaşayanlar, deneyim sonrasında ‘Ölüm yok, yaşam sonsuz,’ diyorlar. Ben de farklı değilim. Şöyle bir noktaya geliyorsunuz: ‘Yaşam sonsuzsa.... Ölümden sonrasından veya doğumdan öncesinden söz etmek niye?’ Belki de yeniden tanımlamamız gereken şey ölüm değil, yaşamdır!

    Nasıl yani?

    - Ölüm, benim için artık içinden geçtiğim bir ‘kapı’ veya bir ‘bilinç değişimi’ haline geldi. Ben de diğer milyonlarca insan gibi bu deneyimler sırasında ve sonrasında, bir bedenden ibaret olmadığımı, yaşayan bir ruh olduğumu, yani ebedi olduğumu fark ettim. Ölümden korkum yok, çünkü ölmekte korku yok, devamlılık var. Son duraklar yok. Yalnızca büyüme, kendimizi yetkinleştirme ve Yaratıcı ile birlikte oluşturma potansiyelimizi gerçekleştirme söz konusu.

    Yaşadığınız bu 3 Ölüme Yakın Deneyim’de sizi en çok etkileyen şey neydi ?

    - ‘Başka Hiç Bir Şeye Benzemeyen Ses’ diye adlandırdığım şey. Bugün bile o sesi ne zaman hatırlasam, ta ruhumda duyuyorum, gözlerim doluyor. Bir eşini daha duymadım. Bunun, Tanrı’nın sesi olduğunu hissettim ve kalbimin en derinine işledi. Ölüme Yakın Deneyimler ve bu deneyimleri yaşayan insanları araştırmamı bana söyleyen de bu sesti. Aynen şunları söyledi: ‘Açıklananları test et. Araştırma yapacaksın. Her bir ölüm için bir kitap.’ Bunun ne anlama geldiğini bana gösterdi, ikinci ve üçüncü kitapların adlarını verdi ama birinci kitabınkini vermedi. Her kitapta neler olacağını gösterdi ama bunları nasıl yapacağımı ve bunları yapmamın ne kadar zaman alacağını göstermedi. Başka Hiç Bir Şeye Benzemeyen Ses’i hiç sorgulamadım. Beni sürekli hareket halinde tutan ‘yakıt’ haline geldi. Bu işi üstlenmeye söz verdim ve bu sözümden hiç dönmedim. Hiç!

    Dr. P.M.H. ATWATER

    23/07/07 News Week Dergisinde bulunan Ölümden Dönüş adlı makaleyi okuyabilirsiniz. Ölüme Yakın Deneyim’lerin (ÖYD) dünyadaki en önemli isimlerinden biri. Üç kere Ölüme Yakın Deneyim yaşadı. Bu konu üzerine yazılmış 9 kitabı var (sonuncusu, The Big Book of Near-Death Experiences: The Ultimate Guide to What Happens When We Die

    19 Ekim Tarihinde yurt dışında satışa çıkarılacak.

    We Live Forever: The Real Truth About Death.) ÖYD yaşayan yetişkin ve çocuklarla yaptığı görüşmelerin sayısı 4000’e ulaştı. Uluslararası Ölüme Yakın Deneyim Araştırmaları Birliği’nin (IANDS) başkan yardımcılığını yaptı.

    Kendisi 2005 yılında İstanbulda yapılan Parapsikoloji konferansına katıldı.
    ..."

    devamı var.

    YanıtlaSil
  43. Dünya Egemenliği

    http://www.estanbul.com/olume-yakin-deneyimleri-arastiran-doktor-ile-yapilan-roportaj-9839.html

    "...

    P.M.H. Atwater, L.H.D., Ph.D. (Hon.), 1977 yılında 3 kez yakın ölüm deneyimine sebeb olan 3 olüm olayına tanık oldu. Kendisi yakın ölüm fenomen deneyimleri arastırmacılarından biri olarak, görevine 1978 yılında başladı. Bugün bu çalışmalara katkısı (yakın ölüm deneyimleri araştırması) Raymond Moody ve Ken Ring kadar eşittir.

    Raymond Moody P.M.H Atwater gibi yakın ölüm deneyimi araştırmacısıdır. Raymond Moody’nin 11 kitabı vardır, Ken Ring ise Ay’a bakarak hava tahmini yapmaktadır.

    P.M.H Atwater’ın Ilk iki kitabı, Coming Back to Life (Hayata Donüş) ve Beyond the Light (Işığın Ötesinde) Yakın Ölüm Deneyimler’inin İncili sayılır.

    Future Memory’nin ( İleriki Bellek ) basımıyla birlikte çalışmalarını beynin bölümlerinin gelişimi üzerinde ele aldı. (transformasyon kısalığı)

    Yakın Ölüm Deneyimleri’nden After Effects (Sonradan Gelen Tesir) ve Common Elements (Genel Unsurlar) üzerine derin araştırmalar yaptı.

    Yakın Ölüm Deneyimi yaşayan çocuklar üzerinde de ayrıntılı araştırmalar yaptı.

    The Complete Idiot’s Guide to NDE (Aptallar icin Eksiksiz Yakın Ölüm Deneyimi) Yakın Ölüm Deneyimi ile ilgili günümüzde en kapsamlı kitaptır.

    Ölüm Nasıl Bir Duygu

    İçgüdüsel olarak yaşamak için savaşıyorsunuz. Bu otomatiktir. Bu bilinçli zihnin aklının alamayacağı bir şey, yani dünyanın dışındaki bir gerçeğin var olmasının mümkünatı. Madde dünyanın zaman ve boşlukla sınırlandırılmış olması. Biz buna alıştık. Biz doğduğumuzdan beri yaşamak ve gelişmek için eğitildik. Biz kendimizi bildiğimiz bileli harici uyarıcı alırız.

    Hayat bize kim olduğumuzu söyler bizde kabul ederiz. Bu çok otomatik ve çok beklendiktir.

    Vücudunuz yumuşar, kalbiniz durur, hava akımı olmaz, görme yeteneğini, hissiyatı, hareket yeteneğini kaybedersiniz, duyma hissi en son kaybedilmesine rağmen. Kimliğiniz sona erer.

    Bir zamanlar siz olduğunuz sadece hatırada kalır.

    Ölüm anında hiçbir acı yoktur. Sadece huzurlu bir sessizllik, durgunluk ve huzur. Fakat halen daha varsın, nitekim, daha kolay daha rahat. Süresiz olarak nefes almama, nefes almaktan daha doğal.

    Bir çok İnsana ölüm en büyük sürpriz ölümün hayatın sonu olmadığını farketmektir. sonrasında ister beyaz ışık olsun ister karanlık yada pozitif & negatif başka bir olay veya beklenen ve beklenmeyenin ortasında bir yer. En büyük sürpriz ise sizin yine kendiniz oldugunuzu anlamanızdır.

    Halen hatırlayabilir, görebilir, hareket edebilir, duyabilir, hissedebilir, sorgulayabilir, merak edebilir, şaka yapabilirsiniz (isterseniz tabii ki), son doğduğunuzdan bu yana halen daha hayattasınız, hemde fazlasıyla.

    Halen daha hayattasınız hem de fazlasıyla. Ölümden sonra son doğduğunuzdan bu yana çok daha fazla hayattasınız. Sadece daha farklı çünkü siz o şeffaf olmayan bedeni çeşitli filtre ve büyütmek, bakım geçerli gösterge için kullanmıyorsunuz. Sizlere her zaman birinin yaşaması için bedene ihtiyacı var diye öğretildi.

    Eğer ölmeyi umut ediyorsanız öldüğünüz zaman hayal kırıklığına uğrayacaksınız.

    Tek şey ölüm bir bakıma kurtuluştur, deri değiştirmektir, giydiğiniz çeketi çıkarıp atmaktır. (Burada ceket beden anlamında kullanılmıştır) öldüğünüz zaman sadece bedeni kaybedersiniz. Başka bir kayıp olmaz.

    Siz bedeninizde değilsiniz, o sadece sizin bir süreliğinize giydiğiniz bir şeydi, çünkü dünya alemi. onun süslü kurallarını örtüğünüz zaman son derece anlamlı daha kapsamlıdır.

    ..."

    YanıtlaSil
  44. Dünya Egemenliği


    Dr. P.M.H. ATWATER için neler söyleniyor bir bakalım. Her şeyden önce kendisinin bir doktorluk ünvanı varmış. Konusunda Raymond Moody ve Ken Ring kadar başarılıymış. Raymond Moody "Life After Life" konusunda tanınmış biri. Bunların hepsi aynı düşüncedeler. Ken Ring de ayrıca Ay'a bakıp hava tahmini yapıyormuş! Adamlar ne yetenekli! Bu yetenekleri nereden alıyorlar bilmem ki! Biz bir kahve falına bile bakamıyoruz, adam Ay'a bakıp havayı tahmin edebiliyor. Sözü daha uzatayım mı? Bu insanların nelerle uğraştıklarını biraz tahmin etmeye çalışın. Yukardaki ipleri görmeye çalışın ve görün! Bu adamların çalışmalarıyla dünya çapında ne kadar ünlü olduklarını ve sayısız insanı etkileyebildiklerini unutmayın. Bunlar insanların deyimiyle KONULARINDA UZMANLAR. Bunlar halka yol gösteren KILAVUZLAR.

    "P.M.H. Atwater, L.H.D., Ph.D. (Hon.), 1977 yılında 3 kez yakın ölüm deneyimine sebeb olan 3 olüm olayına tanık oldu. Kendisi yakın ölüm fenomen deneyimleri arastırmacılarından biri olarak, görevine 1978 yılında başladı. Bugün bu çalışmalara katkısı (yakın ölüm deneyimleri araştırması) Raymond Moody ve Ken Ring kadar eşittir.

    Raymond Moody P.M.H Atwater gibi yakın ölüm deneyimi araştırmacısıdır. Raymond Moody’nin 11 kitabı vardır, Ken Ring ise Ay’a bakarak hava tahmini yapmaktadır.

    P.M.H Atwater’ın Ilk iki kitabı, Coming Back to Life (Hayata Donüş) ve Beyond the Light (Işığın Ötesinde) Yakın Ölüm Deneyimler’inin İncili sayılır."

    Bakın aşağıdaki sorulara nasıl yanıt vermiş. NE KADAR EMİN KONUŞUYOR:

    "...

    Ölüme Yakın Deneyimleri Araştıran Doktor ile Yapılan Röportaj
    Çalışmalarınızın doğruluğu hakkında hiç mi şüpheye düşmediniz? Ya ben insanları yanıltıyorsam demediniz...

    - HAYIR HİÇ. BU SORULAR GERİDE KALDI. Ölüme Yakın Deneyim’lerin GERÇEKLİĞİ KONUSUNDA HİÇ ŞÜPHE DUYULMUYOR ARTIK. 10 hastanede, 344 kalp hastası üzerinde, 2 ila 8 yıllık takip süresiyle araştırmalar yapıldı. Ve yaşanmış bütün o Ölüme Yakın Deneyim’lerin, ‘oksijen yetmezliği’yle açıklanmasının mümkün olmadığı kanıtlandı...

    İçiniz ve vicdanınız tamamen rahat yani...

    - ELBETTE. Bulduğum her şeyi sürekli, tekrar tekrar kontrol ettim. Olabildiğince tarafsız ve objektif kalmamı garantilemek amacıyla Ölüme Yakın Deneyim yaşayanlar için önemli olan insanlarla da (karısı, kocası, komşusu, ona sağlık hizmeti veren görevliler) görüştüm. Ne görmüşlerdi? Onların izlenimleri neydi? Bununla da yetinmeyip bulgularımı, ülkemin diğer eyaletlerindeki başka insan gruplarıyla da karşılaştırıp, KONTROL ETTİM. Birinci elden saha araştırması yaparak geçirdiğim 26 yıl boyunca bulgularımı bu şekilde TEKRAR TEKRAR KONTROL ETMEYİ HİÇ BIRAKMADIM... Haliyle vicdanım rahat!

    ..."

    Adamın vicdanı rahat. Biz de buna birşey diyemeyiz. Kendisini yalancılıkla da suçlamıyoruz. Adam kendince KONTROL ETMİŞ VE HİÇ ŞÜPHESİ KALMAMIŞ. Hatta öyle ifade kullanıyor ki, ona göre başkalarının bile şüphesi kalmamış. Yani bu alanda çalışma yapan uzman kişilerin demek istiyor.

    İNSANLAR İYİ BİLMEDİKLERİ BİR KONUDA KİME DANIŞIRLAR? ELBETTE BİLEN BİRİNE VE KONUSUNDA YILLARINI HARCAMIŞ UZMAN BİRİLERİNE.

    BU KİŞİLER HALKIN GÖZÜNDE ÖYLE BİRİLERİ. KİMBİLİR NE KADAR İNANANLARI VARDIR.

    YanıtlaSil
  45. Dünya Egemenliği

    Yukardaki bir yazıda şunları söylemiştim:

    "Bu yüzden konu "mentalizm" ise aslında bunun konunun özü olduğunu söyleyebiliriz. Ama şunu ilk başta belirtelim. İNSANLAR BUNU YAPAMAZLAR. ZİHİN KONTROLÜ İNSANLARIN YAPABİLECEĞİ BİRŞEY DEĞİLDİR. İnsanların bu konuda yapabilecekleri şeyler, sadece bazı sözü edilen teknikleri kullanmaktan öteye geçemez. Ama yine de bu insanların arkalarında cinlerin olduğunu söyleyebiliriz. Bir takım insanlar yönlendirilirler ve insanlara bazı fikirleri aşılarlar. Bazıları film çevirirler, BAZILARI KİTAPLAR YAZARLAR, bazıları resim yaparlar, bazıları heykel yaparlar, BAZILARI FELSEFELER ÜRETİRLER, bazıları ideolojiler üretirler. Birçok insan, başka insanlara yol göstersinler diye KULLANILIRLAR. Bu insanlar, gerçekte kendileri de bu işlerin arkasında Şeytan ve cinlerin olduğunu çoğunlukla bilmezler. Kendi zihinleri de kontrol altındadır ve GENİŞ KİTLELERİ YÖNLENDİRECEK FİKİRLERİ VE ETKİLERİ VARDIR. Yani Şeytan önce bazı kişileri körleştirirler ve ONLARI KULLANARAK KİTLELERİ KÖRLEŞTİRİRLER."

    GERÇEKTEN CİNLER BAZI KİŞİLERİ KULLANARAK, GENİŞ KİTLELERİ Mİ ALDATIYORLAR?

    Buna Dr. P.M.H. ATWATER'ın sözlerinden cevap verelim:

    "SES... AYNEN ŞUNLARI SÖYLEDİ"

    "Yaşadığınız bu 3 Ölüme Yakın Deneyim’de sizi en çok etkileyen şey neydi?

    - ‘BAŞKA HİÇ BİR ŞEYE BENZEMEYEN SES’ diye adlandırdığım şey. Bugün bile O SESİ ne zaman hatırlasam, ta ruhumda duyuyorum, gözlerim doluyor. Bir eşini daha duymadım. Bunun, TANRI’NIN SESİ OLDUĞUNU HİSSETTİM VE KALBİMİN EN DERİNİNE İŞLEDİ. Ölüme Yakın Deneyimler ve bu deneyimleri yaşayan insanları ARAŞTIRMAMI BANA SÖYLEYEN DE BU SESTİ. Aynen şunları söyledi: ‘AÇIKLANANLARI TEST ET. ARAŞTIRMA YAPACAKSIN. HER BİR ÖLÜM İÇİN BİR KİTAP.’ Bunun ne anlama geldiğini BANA GÖSTERDİ, İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ KİTAPLARIN ADLARINI VERDİ ama birinci kitabınkini vermedi. Her kitapta neler olacağını gösterdi ama bunları nasıl yapacağımı ve bunları yapmamın ne kadar zaman alacağını göstermedi. Başka Hiç Bir Şeye Benzemeyen Ses’i HİÇ SORGULAMADIM. Beni sürekli hareket halinde tutan ‘yakıt’ haline geldi. Bu işi üstlenmeye söz verdim ve bu sözümden hiç dönmedim. Hiç!"

    Aferin, "Başka Hiç Bir Şeye Benzemeyen Ses'i" hiç sorgulamamışsın. İyi yapmışsın. Sana söyleyen sesin "Tanrı'nın Sesi" olduğunu hemen anladın! Ses senin, ÖYD konusunu araştırmanı, hatta test etmeni bile söyledi. Sen de test ettin, kontrol ettin, ve hiç şüphen kalmadı. Ama sana bunları yapmanı söyleyen "SESİ" test etmek, kontrol etmeyi HİÇ DÜŞÜNMEDİN! "Ses"in seni aldatabileceği hiç aklına gelmedi. Üstelik bir de sana YOL GÖSTERDİ, KİTAPLARDA NELER OLACAĞINI GÖSTERDİ. Türkçede bir söz vardır: "Kılavuzu karga olanın..." diye, işte o hesap.

    "Ses" sana bazı kitapların adlarını bile söylemiş. Ne iyi etmiş. Bak sana kitaplardan birinin adını ne koyman gerektiğini de söylemiş galiba!:

    THE COMPLETE IDIOT'S GUIDE TO NDE

    Türkçesi:

    APTALLAR İÇİN Eksiksiz Yakın Ölüm Deneyimi

    Yazıyı çeviren böyle çevirmiş. Yoksa şöyle mi olmalıydı?

    NDE İçin TAM APTAL Kılavuzu

    Kitap kimin içinmiş: APTAL İÇİN!... Hatta TAM APTAL İÇİN!...

    Cinler bu insanların akıllarının ne düzeyde olduklarını iyi biliyorlar ve bir yandan da dalga geçip alay ediyorlar! Yoksa kitabın adının "anlaması kolay" anlamına geldiğini mi düşünmemiz gerekiyor? Perde arkasını bilen öyle düşünmez. Bu insanlar başkalarını sahte inançlara yönlendirsinler diye kullanılıyorlar, ama kendilerinin de haberi yok! Piyasa bu tür felsefelerle dopduludur.

    AMAÇ İNSANLARI KARMAŞIK, TÜRLÜ TÜRLÜ FİKİRLERLE KÖRLEŞTİRMEKTİR.

    Koloseliler 2:8 Dikkat edin; insan geleneklerine dayanan felsefeyle, yanıltıcı boş sözlerle sizi tuzağa düşürmek isteyenler olabilir; bunlar bu dünyanın benimsediği temellere dayanır, Mesih'ten değildir.

    http://www.okyanusum.com/index.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İLHAMLARLA ORTAYA ÇIKAN BÜYÜK ESERLER!

      Da Vinci Şifresi, Secret ... vs.

      Alıntı:

      http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1682

      "...
      (Alıntı)

      Elif, Lam, Mim... Olay Yaratan Kitabın Yazarı, İlk Ve Son Kez Yeni Aktüel'e Konuştu!

      Kur'an'ın anahtarını çevirdik!"

      Yazar buRAK özDEMİR'in kitabı "Tanrı'nın Doğum Günü", İslam ve Tanrı'yla ilişkileri yeniden düzenleme iddiasıyla, birkaç ayda tam bir fenomene dönüştü! Yazarı ve birçok okuru tarafından "Kur'an'ın en kadim sırrını" açıkladığı savunulan kitapla ilgili okuyacağınız bu röportaj da büyük tartışma yaratacak! "Bundan sonra İslam bel ki de en çok Nişantaşı'nın konusu olacak" diyen özDEMİR'in söylediklerine şaşıracak, belki hak verecek belki kızacak ya da inanamayacak sınız. Yazarı içinse tek şart; önyargılarınızı bir kenara bırakmanız#8230;

      Birkaç aydır herkes bu kitabı konuşuyor. Gazeteciler peşinde"Tanrı'nın Doğum Günü", 19 Ekim 2006'da, Kadir Gecesi'nde yayımlandıktan sonra hiç reklamsız, sadece kulaktan kulağa yayılarak 7500 sattı ve şu an 5. baskısı yolda. Tanrı ve İslam'la ilgili çarpıcı açıklamalar içeren kitabın çok merak edilen yazarı (kendi adını kullanmayı tercih ettiği şekliyle) buRAK özDEMİR, "kitlelere ulaşma planı"nın parçası olarak ilk ve son kez Yeni Aktüel'e konuştu. 1997'den beri iletişim, marka ve reklam dünyasının içinde olan buRAK özDEMİR, Türkiye'nin önde gelen kuruluşlarına marka danışmanlığı yaptı, reklamlar hazırladı. Sekiz yıl bu alanda çalıştıktan sonra 2002'de kendi marka danışmanlık firması Strategica'yı kurdu. Ajansında arzu ettiği özgürlüğü yakaladıktan sonra, istediğinin aslında bu olmadığını fark etti. "2002'de, 'Yıl2binyüz2' diye bir kitap yazdım; 100 yıl sonra Türkiye'nin ve dünyanın halini anlatan fantastik bir bilim kurguydu. Yazmanın tadını aldıktan sonra bir ikilem yaşadım; reklamcılık ve yazarlık. Bu ikilemi yaşarken REİKİ İLE TANIŞTIM. Başka öğretileri de araştırdım. 2005-2006'da, eve kapandığım, kendimi dünyevi zevklerden uzaklaştırdığım bir dönem oldu. İÇ DÜNYAMDA BİRTAKIM ŞEYLER YAŞADIM VE BU KİTAP ÇIKTI" diye özetliyor kitaptan önceki yaşamını.

      - Bu kitabı yazmadan önce dinle aranız nasıldı? İslam'ı ve Tanrı imajını yeniden konumlandırmayla ilgili bir kitap yazacağınız aklınıza gelir miydi?

      Kitabı yazmadan önce dindar arkadaşlarım bana Müslümanlığı anlatıyorlardı, ben de onlara "İslam sizin anlattığınız şeyse ben Müslüman değilim" diyordum. Modern, Batılı yaşam tarzını arzu eden kesim hangi konuda sıkıntı çekiyorsa benim de sıkıntılarım o yöndeydi. Kitap İslam'ın i'si olmayacak şekilde gelişmişti konsept olarak ama adı belliydi: "Tanrı'nın Doğum Günü." Proje, yeryüzündeki Tanrı kavramını, iyi bir yeniden konumlandırmayla istenen yere getirmekti. MEDİTAZSYONLARDA YAŞADIĞIM İLGİNÇ ŞEYLERİN BANA VERDİĞİ GÜVENLE BUNA SOYUNDUM. Aslında dünyada çektiğimiz sıkıntıların çoğu, Tanrı'nın dünyadan elini eteğini çektiğiyle ilgili zannımızdan kaynaklanıyor. Biz kendi penceremiz ölçüsünde Tanrı'yı algılıyoruz ve algılattırıyoruz. NORMALDE KİTAP YAZMA SÜRECİNİ HEPİMİZ BİLİRİZ. BİR ŞEYİ ÖĞRENİRSİN VE ONU KALEME ALIRSIN. BEN GECELERİ YAZIYORDUM VE GECE NE ÖĞRENECEĞİMİN MERAKI İÇİNDEYDİM. Kitaptaki "ben" karakteri Tanrı'ya karşı içindeki her şeyi dile getiriyor, bununla ilgili son derece mantıklı, birbirleriyle tutarlı cevaplar alıyor ve Tanrı'yla yakınlaşıyor. Daha önce Kuran'ı çok okudum, araştırdım Türkçe'sini. O GÜNLERDE HERKESİN ANLADIĞINDAN FARKLI BİR ŞEY ANLAMAMIŞTIM AMA KİTABI YAZARKEN ÖYLE BİR FREKANSA GİRDİM Kİ BUNU TARİF ETMESİ ZOR.

      "BEN YAZMIYORDUM, OKUYORDUM"

      Sil
    2. Alıntının devamı:

      http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1682

      "...
      - NASIL BİR FREKANSTI BU? KİTABI SİZE TANRI MI YAZDIRDI? Eğer O'ysa bunun için neden sizi seçmiş olabilir?

      Yıllardır Kuran okuyan insanlar, bu işin uzmanları, ilahiyatçılar, tefsirciler var. Sen kimsin ki böyle bir kitap yazıyorsun, diye yorumlar geliyor. Dolayısıyla "Neden ben" en çok zorlandığım soru. OTURDUĞUNUZ YERDE, BİR ANDA BİR FREKANSA GİRDİĞİNİZİ, BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ DUYDUĞUNUZU, BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ YAZAR VE SAVUNUR HALE GELDİĞİNİZİ DÜŞÜNÜN. MEDİTASYON SÜRECİNDE MUAZZAM BİR BİLGİ AKIŞI OLDU. YANIMDA HİÇBİR KİTAP YOKTU VE YAZDIKLARIM DİĞER KİTAPLARDA YAZILAN TÜRDEN ŞEYLER DEĞİL. Kitap, Tanrı'yla ya da Tanrı olduğunu iddia eden bir karakterle, ben olarak adlandırılan bir karakter arasındaki diyalog olarak yazıldı. "Dona" olarak yazılan cümlelerde ben yeni şeyler öğrendim. CÜMLELER GİDİYORDU, PARMAKLARIM DA HAREKET EDİYORDU AMA BEN OKUYORDUM, YAZMIYORDUM O SIRADA! Chat'leşme, benim sunduğum bir format. Ben insanlara "Gelin bunun adını birlikte koyalım. Ben böyle şeyler yaşadım. Delirdiysem beni tedavi ettirelim, dediklerim doğruysa bunların gereğini yapalım, ORTADA SIRADIŞI BİR DURUM VAR" dedim. Burada da yapacağım şey aynı, buna okuyanlar kendileri karar versinler. BUNU BEN Mİ UYDURDUM, YOKSA BİR FREKANSA GİRDİM VE BUNLARI YAZDIM MI? Bunlar özünde Kuran'la ilgili BENİM BİLMEDİĞİM, insanlığın bilmediği YENİ ŞEYLER ve bunları yazmak bana kısmet oldu.
      ..."

      Demek ki insanlar meditasyonla bir frekansa girip, daha önceden bilmedikleri şeyleri yazabiliyorlarmış! Kitabın yazarı büyük bir dürüstlükle bu kitabı nasıl yazdığını açıklıyor. Kısacası, bu kitabı yazan ASLINDA BEN DEĞİLİM diyor ve bunda da tamamen haklı.

      "... "Dona" olarak yazılan cümlelerde ben yeni şeyler öğrendim. CÜMLELER GİDİYORDU, PARMAKLARIM DA HAREKET EDİYORDU AMA BEN OKUYORDUM, YAZMIYORDUM O SIRADA! ..."

      -----

      Evet,

      Bir takım insanlar yönlendirilirler ve insanlara bazı fikirleri aşılarlar. Bazıları film çevirirler, BAZILARI KİTAPLAR YAZARLAR, bazıları resim yaparlar, bazıları heykel yaparlar, BAZILARI FELSEFELER ÜRETİRLER, bazıları ideolojiler üretirler. Birçok insan, başka insanlara yol göstersinler diye KULLANILIRLAR. Bu insanlar, gerçekte kendileri de bu işlerin arkasında Şeytan ve cinlerin olduğunu çoğunlukla bilmezler. Kendi zihinleri de kontrol altındadır ve GENİŞ KİTLELERİ YÖNLENDİRECEK FİKİRLERİ VE ETKİLERİ VARDIR.

      Yoksa bu türden insanlar çağımızın yeni elçileri mi?

      Bu aracıları, elçileri kim ya da kimler gönderiyor?

      Bunlar gerçekten Tanrı'nın elçileri mi?

      Tanrı birine ilham vermek için BİR RUHÇULUK YÖNTEMİ OLAN MEDİTASYONU mu kullanır?

      Tanrı'nın böyle cincilikle ilgili yöntemleri kullanmaya ihtiyacı yoktur. Tanrı'nın birine ilham verebilmesi için, önce o kişinin meditasyon yapmasına ve zihnini düşüncelerden arındırmasına ihtiyaç duymaz. Bu tür yöntemlere yalnızca cinler ihtiyaç duyarlar. Çünkü onların yetenekleri sınırlıdır.

      Sil
  46. Dünya Egemenliği

    "İNSANLIĞIN YARARINA YENİ BİR BİLİM OLARAK SUNMAKTI"

    Bütün bu fikirler öyle sıradan şeylermiş gibi sunulmaz. Bütün bu sahte fikirler BİLİMSEL BİR KİSVEYE BÜRÜNDÜRÜLEREK SUNULUR. Öyle ki, insanlar için cazip ve kabul edilir görünsünler:

    R: Takip edeceğimiz üç tane ilke var. “LUSİFER, İNSANLARI ŞEYTAN’IN VE MELEKLERİNİN OLMADIĞINA İNANDIRMALIYIZ” dedi.

    R: Bu üç ilkeden ikincisi, insanların akıllarına hükmetmenin bir yolu olan hipnotizmi gizlilikten çıkarıp, İNSANLIĞIN YARARINA YENİ BİR BİLİM OLARAK SUNMAKTI. (MIND CONTROL – HİPNOZ – MEDİTASYON – RABITA -YOGA) Hipnotizmi gizlilikten çıkarıp, insanların yararına bir bilim olarak tanıttıklarında, (...) Bu onların planıydı. BU SAYEDE TOPLUMDA BÜYÜK ALDATMAYA KARŞI SARSILMAZ BİR GÜVEN OLUŞTURACAKLARDI.

    S: Üç ilke şunlar yani: O’nun (Şeytan’ın) ve meleklerinin var olmadığına insanları inandırmak. İkincisi: İnsanların akıllarını tamamen ele geçirmek. (TOTAL MIND CONTROL) Üçüncü ilke nedir?

    R: Kitabı Mukaddes’i yakmadan yok etmek.

    S: Peki o konudaki planı neydi?

    R: O konuda mı? O çok ilginçti işte. (Eski tarihte) Büyük Konsül toplantısından sonra ŞEYTAN’IN CHARLES DARWİN’E BİREBİR EVRİM TEORİSİ İLKELERİNİ DİKTE EDECEĞİNE KARAR VERİLMİŞTİ. Lusifer’in kendisi tarafından eğitim aldı. Düşmüş Lusifer. O ZAMANDA ŞEYTAN VE RUHANİ DANIŞMANLARI, EĞER BİR İNSAN EVRİM TEORİSİNE İNANIRSA, HAYATINDA KİTABI MUKADDES’İN YARATILIŞ HAFTASINI, İNSANIN DÜŞÜŞÜ (fikri - evrimin tersi) VE KURTULUŞ İSTEĞİNİ TAMAMIYLA YOK EDECEĞİNİ ANLIYORLARDI. Evrim teorisini öğreten her kimse O DİNİ İNANIŞIN ÖNEMLİ BİR RAHİBİ SAYILIYORDU. Bu teorinin her öğreticisi ruhlar tarafından önemli bir kişi olarak algılanıyor ve Şeytan’ın kendisi tarafından ona özel bir karşılık ayrılıyor. BİRİSİNİ İNANDIRARAK RUHANİ KÖRLÜK, İKNA VE DÖNÜŞTÜRME İLE BÜYÜK GÜÇ ELDE EDİYORLAR. Üç kapasite.

    R: Bunlar İYİ VE KÖTÜ ARASINDAKİ DAVA kapanmadan önce, dünyanın (insanların) çoğunluğunu elde etmeye sağlayacak olan büyük plandır. Özgün bir şekilde yapılacak. Bu büyük plan. İnsanlar bu fikirleri yutacak. Çünkü ruhlar, ifritler, kendilerini uzak gezegenlerden ve galaksilerden gelen ve onları, dikkat edilip, ciddi bir önlem alınmazsa dünyanın yok olacağına karşı uyarmaya gelen varlıklar olarak tanıtacaklar. (UFO - ATLANTİS - AGARTA)

    İlluminati kartlarından birinde TARİHİN YALAN OLDUĞU söyleniyor. Acaba neyi demek istiyorlar? Yani tarihte olduğu söylenen şeyler olmadı mı? Şöyle düşünelim. Normal tarihin dışında, bir de evrim kuramına göre yapılan tarih değerlendirmesi var. Bu tarihin içinde BUZ DEVRİ, TAŞ DEVRİ ve daha öncesi diye çizelgeleri yapılmış birçok devirlerden sözedilir. Bütün bunlar gerçekten insanların çizelgelerine göre mi oldular? Gerçekten bu bilim insanlarının söyledikleri doğru mudur? Gerçekte yanlıştır. Ama bu konular da bir din haline gelmiş olduğu için, bunlara inananlar için KİLİTLİ konular arasındadırlar. Bu tip şeylere inananlar, bilimsel düşündüklerini zannederek, aksini düşünenleri küçümseyip dışlarlar. Tıpkı birçok fanatik insanların da benzer şekilde davrandıkları gibi. Yalnızca BUZ DEVRİ için şu örneği düşünün. Mamutlar aniden gelen tufan sularından mı kaçamadılar ve birden değişen iklimle dondular. Yoksa BUZ DEVRİNDEN Mİ KAÇAMADILAR? Bir devir binlerce yıl sürmez mi? Neden dağlarda deniz canlılarına ait fosiller var. Daha sayısız nokta var. Ama fanatikler için bunlar değerlendirmeye alınmazlar.

    GERÇEKTE ZİHİN KONTROLÜ, BİLİMSEL GÖRÜNÜMLÜ SAHTE FİKİRLERLE YAPILIR.

    Sibirya donmuş mamut diye görsellere bakabilirsiniz.

    Yaratılış 6:4 İlahi varlıkların insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller [DEVLER] vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi.

    Dev adam fosilleri:

    http://www.genesis6giants.com/index.php?s=568

    http://s6.zetaboards.com/Free_Thinkers/search/2/?c=3&mid=165460&month=3&year=2011

    YanıtlaSil
  47. Dünya Egemenliği

    Ölüme yakın deneyimi yaşayan birinden örnek:

    http://www.irad.org/makaleler.aspx?id=160

    "İşte benim hikayem... Bu hikaye, bana yardım eden bir grup ve beni çok seven diğer pek çok varlık ile ilgili. Deneyimim başlı başına özel bir deneyim ancak hem harikulade hem de korkunç. Hikayemi anlatırken en büyük dileğim bunun, kafasında sorular olan diğer insanlara da yardımcı olması.

    1971 yılının Ocak ayında bir pazar günü mutfakta, yere dökülen bir miktar yağın üzerinde kayıp düştüğümde, iki oğlum ve annem için kahvaltı hazırlıyordum. Şok, şu anda belkemiği ameliyatı geçirmiş olduğum omurgamı sarstı ve bayıldım.

    Ayıldığımda sırt üstü yatıyordum; belimden aşağısı felç olmuştu. Ambulansla Mercy Hastanesine kaldırıldım ve doktorum ertesi güne kadar kasaba dışında olduğundan yatakta beklemeye alındım. Öğleden sonra kendimi, koca bir tabak yemeği bile yiyebilecek kadar iyi hissettim.

    Yaklaşık iki saat sonra midem iyice şişmeye başladı ve ardından bayıldım. Hemşireler beni, serviste boş bir odaya aldılar ve yalnızca bulabildikleri doktorlarla (sanırım kadın doğum servisinden doktorlardı) etrafımı sardılar. Tüm çabalarına rağmen gitgide kötüleştim ve sonunda solunumum ile kalp atışım durdu.

    Onların görüş açısına göre hiçbir şey olmuyordu, ancak benim bakış açıma göre, her şey çok farklıydı.

    Parlak ışıklarla birlikte, parlak bir ışığa doğru bir tünelin içinden geçtim. Geldiğim yer öyle bir bölgeydi ki sanki bir bulut türü üzerindeydim. Orada varlıklar olmasına rağmen ben hiçbir şey göremiyordum. “Karşılayan” adını verdiğim bir varlık (çünki o, beni karşılamak için oradaydı) benimle konuştu.

    O tarihe kadarki yaşamım hakkında karşılıklı bir diyalog içindeydik; aşağılayıcı ve suçlayıcı değildi, bu diyalog sadece yeniden bir gözden geçirmeydi. Yaşamaya devam etmeyi seçmenin mümkün olduğunu biliyordum. Âdeta, bir dizi ışık bendinin etrafında dönüyordum. Yeterince uzağa gidersem geri dönemeyecektim ve her şey eskisi gibi olacaktı. Bununla beraber, eğer burada kalmayı seçersem çocuklarımı büyütme ya da çok uzakta, BUGÜNE KADAR HİÇ BİLMEDİĞİM BİR SEVGİ türünü deneyimlemiş olma şansına sahip olamayacaktım.

    Sonunda geri dönmeye karar verdim. O anda kendimi, doktorların neyin yolunda gitmediğini kavrayıp tespit etmeye çalıştıkları acil servis odasının üst köşesinde buldum. Benim görüş açıma göre olanlar gerçekten de çok komikti. Bedenimin aşağıda olduğunu biliyordum ama umursamıyordum. Bedenime geri dönmem gerektiğini hissediyordum ve sonunda, her nasılsa bu oldu.

    Bedenime geri döndüğümde ilk duyduğum şeyi çok iyi hatırlıyorum: Bir doktor, oldukça yorgun ve sabrı tükenmiş bir halde “Oh, Tanrıya şükürler olsun! Tekrar soluk alıyor.” dedi. Bilinç dışı halimde daha uzun süre kalsaydım çok daha büyük kahkahalarla gülebilirdim! Doktoru şaşırtan şeyi anlıyordum: Bedenimi nasıl terk ettiğimi, şu anda ise nasıl ve neden geri geldiğimi bilmiyorlardı!

    Şu an çocuklarımı büyütmüş ve her zaman yoğun olarak yaşamak istediğim “SEVGİ”yi deneyimlemiş durumdayım. Hatta, pek çok belkemiği operasyonu geçirmiş olmama rağmen normal şekilde yürüyebiliyorum.

    Bu olay hayatımı epeyce değiştirdi ve hemen hemen 25 yıl sonra da asıl etkilerini sürdürüyor. Buna rağmen ancak birkaç şey öğrendim. ORADA BİR “YER” VAR; bu yalnızca benim veya belli bir dine mensup olanlar için değil, herkes için. Nasıl isimlendirmeyi seçerseniz seçin; Ruh, İlahi Bütün, Her şey ya da Tanrı deyin. O hepimizi koşulsuz sever.

    Ölüme Yakın Deneyim şükran duygusuyla karışık, HARİKA BİR ŞEY. Ancak bu deneyim, cevap vermek yerine soruları çoğaltabilir. Yıllardır pek çok şey hakkında kafam karışmış ve kendimi çok yalnız hissetmiştim. Sonunda bana yardım eden bir grup buldum. Adı, International Association for Near Death Studies (Uluslararası Ölüme Yakın Araştırmalar Birliği). Hem bilimsel çalışmalar yapan hem de ölüme yakın deneyim geçirmiş ya da buna ilgi duyan herkese destek veren bir grup."

    YanıtlaSil
  48. Dünya Egemenliği

    Şeytan ve Cinler insanlara sahte fikirleri çok çeşitli kanallardan verirler. İnsanlar onların yönlendirmeleriyle güdülür. Kendi deyimleriyle "Dünya Yönetici Konseyi" hangi fikirlerle insanların körleştirilebileceği yönünde ortak bir karar verirler. Şeytan'ın onay verdiği bütün aldatmacalar insanlara gerekli kanallardan ulaştırılır. İnsanlara BİLGİ, IŞIK, AYDINLANMA veriliyormuş gibi sunulur. Aşağıda bir örnek var:

    "DÜNYA YÖNETİCİ KONSEYİ"

    Alıntı: http://www.spiritualizm.com/bbsadiklar1.html

    "Sadıklar Planı Tebliğleri

    Derlemeler 1

    Dünya Planeti, insanlığın Bilgi Çağ'ında, izin ve bilgi verildiği ölçüde daha iyi ve açıkca anlayacağı bir Kozmik Yönetici Konsey tarafından yönetilmektedir. Gerçekte, tüm Güneş Sistemi planetleri, böylesine değişik Konseyler tarafından yönetilmektedir. Ve Güneş sistemi yönetici konseyleri, bir çok ve bir çok Güneş sistemleri'nin tümünü birden yöneten bir sistemler Yöneticisi Konsey'e, hiyerarşik yapıda bağlıdırlar.

    Sadıklar Planı, Dünya Yönetici Konseyinin, kendilerinin değimiyle '' sağ koludur'' Bu vazife grubu, Dünya Yönetici Konseyine bağlı olan ve tüm dünyayı en içten en dışa değin kendi şuur alanları ve tasarrufları içerisinde tutan Vazife hiyerarşisi içerisinde, çok önemli bir görev sahibidirler.

    Dünya insanlığı, giderek ortaya çıkarılacak bir çok yüksek hakikatler ile , yeryüzünü kuşatan yönetici varlık sistemlerini, onların görünür ve görünmez çalışmalarını ve insanlığın asıl evrim amaçlarını idrak ve bilinç üzre ve esas bilgilerle bilecek ve öğrenecektir..

    Bu tebligat,

    1962 ile 1972 yılları arasında 10 yıl süreyle, M.T.İ.A Derneği'nde, bazı kadroların gözetiminde olarak verilmiştir.

    Tebligatın kapsadığı bilgiler, Bilgi Çağı Bilgi ve Bilgelik Işık Realitesi'ne giriş ve O'nun esas mahiyetini gösterip, tanıtmak ve O'na yöneltmek bakımlarından son derece önemlidirler ve bu önemin gerçek değeri ise giderek ortaya çıkacaktır.

    Sadıklar Planı ve Misyonu

    Celse 20 / 21-10-1962 / Sıra No: 1

    - Günlerin Uzaması ve Sadıklar Planı
    - Sadıklar Planı'nın Sınavı


    Gün güne eklenerek günler uzadı. Günün uzayışı gönlümüzü sıkıntıya boğdu. Boğulan gönül değil nefsimiz, cehlimizdi. Sabrımız karşında sabrımızı denedik. Denenen siz değil bizdik ... Bizi sizden ayıran, sabrımızdaki idrak idi.

    Celse / 22-9-1961/ Sıra No: 2

    - Yüksek Mekanizma ve Sadıklar Planı
    - Sadıklar Planı ve Cemiyet

    SADIKLAR PLANI, YÜKSEK MEKANİZMA'nın sizin deyiminizle sağ koludur.

    Şimdiye kadar, Cemiyetiniz kuruldu kurulalı, bütün girdisi çıktısını kontrol ve nizam eden bunlar'dır.

    Burada verilmiş bütün tebliğler, bu Plan'ın çizdiği hattı hareket altında olmuştur.

    a - Eşyaya tasarrufta bulunur,
    b - İnsanları Kaadiri Mutlak'ın gayesi yönünde sevkeder,
    c - Ruhsal Merkezler'e hizmet ederiz.

    Kademe - 31 Celse - 21-4-1967/ Sira No : 4

    - Sadıklar Planı kendi bilgisini verir
    - Sadıklar Planı ve Sorumluluk Statüsü

    Bizim sizlere söylemiş olduğumuz husus, ancak, kendi Planımız'ın bilgi ve tesir sahası ile ilgili husustur.
    Mekanizma'nın yani bu Siklusu tanzim eden Mekanizma' nın, insanlar hakkında önceden tespit etmiş olduğu tekamül planı'nın nelere vabeste olduğunu bilmeyiz, Bunu O'ndan gayri da hiç kimse bilmez. Biz ancak bize bildirileni bildiririz ve bunda da sorumluluğumuz yoktur, Sadece sizlere boyle bir olayın nedenleri hakkında gene sizlere uygun tertipte bilgi verebiliriz. Sözlerimiz bu kadardır."

    YanıtlaSil
  49. Dünya Egemenliği

    Devamı: http://www.spiritualizm.com/bbsadiklar1.html

    "Celse – 8/ 17-7-1970 Sıra No: 5

    - Sadıklar Planı ve Vazife Anlayışları
    - Sadıklar Planı ve Vazife Mahiyetleri

    Biz size ancak, size gerekli olanı vermekle mükellefiz:

    a- Spiritüel Bilgi'nin ifadeleri olan sözleri söylemeye mezunuz.
    b - Spirituel Alem'in ifadeleri olan sözleri söylemeye mezunuz.
    c - İlahi Bilgiler'in ifadeleri olan sözleri söylemeye mezunuz.
    d - İlahi Yasalar'ın ifadeleri olan sözleri söylemeye mezunuz.

    Kademe - 3/ Celse – 8/ 2-31968/ Sıra No: 6

    - Sadıklar Planı ve Diğer Görevleri
    - Sadıklar Planı ve Müesseriyetleri

    SADIKLAR PLANI olarak sizin ile irtibatta bulunan bir GÖREV GRUBU, yalnızca tebliğ ile görevli degildir ,
    Bir çok bedenli ve bedensizin evrimsel aksiyonlarında en isabetli işi yapabilmeleri için sürekli neşriyatta, dolayısıyla müesseriyette bulunur. Bunlar cok geniş ve sizler için kavranılması çok zor kadrolar içerisinde cereyan eder .

    Kademe 41 Celse - 3/ 27-2-1941 Sıra No: 7

    - Sadıklar Planı ve Bir Özelliği
    - Emeksiz bir şey verilmez

    Özelliklerimizden birisi, emeksiz hiç bir sey vermemektir.

    Celse – 13/ 4-6-1971/ Sira No: 8

    - Sadıklar Planı'na Uzanmak
    - Sadıklar Planı Aşağı Çekilemez

    Biz ancak bize doğru uzanabilenler için bir anlam ifade ederiz. Bizi kendisine doğru çekmek isteyenler icin, biz, hiçbir şey ifade etmeyiz. Buna dikkat ediniz.

    Kademe - 6/ Celse - 22/ 30-12-1964 / Sıra No: 9

    - Sadıklar Planı ve Vazife Kademeleri
    - Küçük ve Büyük Daireler

    1 Kademe açık bilgilerden, Veritelerden bahseder.
    3, 4, 5, 6. Bunların hepsi Tanrı Rızası için çalışır.
    4, 5. Din ve Felsefenin yeridir.
    4, 5. Altıncı Kademeden izin aldıkça bilimden bahseder.
    3, aktarıcıdır.
    2, medyomdur.
    1, sizsiniz.

    Bu duruma göre, siz küçük daire, büyük daireden daha büyüksünüz.
    Küçük Daire, konsantrasyon yeridir.

    Celse – 4 / 27-5-1962/ Sıra No: 10

    - Sadıklar Planı ve Çağrısı
    - Sadıklar Planı ve Zorlu Şartları

    Herkesin bir yolu, dahil olduğu bir sistemi, bulunduğu bir kategorisi vardır.
    SADIKLAR PLANI, bugün sizleri kendi sistemleri içerisinde mütalaa etmek arzusundadır.

    Bu Plan'ın eli, parmakları olabilecek misiniz?

    Bizim sistemimiz; SERT, ZOR, DERiN ve SURATLİ'dir. Şartlarınızı, dimağlarınızı, hatta solunum sisteminizi dahi ona uydurabilecek misiniz?


    O Günlere Yaklaşırken...

    1. Bölüm - Evrensel Yönetim Mekanizmaları Hiyerarşileri

    2. Bölüm - Sonsuz Evrimlerle Ulaşılmayacak İdeal Prototip Varlık İnsan ve Karşısındaki Diğer Varlıkların Gerçek Statüleri ve Nitelikleri

    3. Bölüm - Varlığın Evrim Olayı ve Bazı Biçimleri

    4. Bölüm - Kozmik Adem, Dünya Ademleri, Dünya Tufanları, Dünya Beden Kalıplarının Oluşturuluşları ve Dünya Beşerlerinin Geleceği

    5. Bölüm - Evrensel Irk Kavramı ve Dünya Beşer Irkları

    6. Bölüm - Biyolojik Evrimin Bilinmeyen Esasları ve Dünya Biyoloji Biliminin Yanlışları

    7. Bölüm - Reenkarnasyon'un Bilinmeyen Esasları, Ruhsal Varlığın Evrim Kademeleri ve Beden Kalıpları Üzerindeki Gerçek Statüsü ve Niteliği"

    -----

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "4. Bölüm - Kozmik Adem, Dünya ADEMLERİ, Dünya TUFANLARI, Dünya BEDEN KALIPLARInın Oluşturuluşları ve Dünya Beşerlerinin Geleceği"

      Ne demek istiyor:

      ADEMLERİ: Aslında çok Ademler var. Bunu evrim kuramına göre ilk insan olarak kabul et demek istiyor.

      TUFANLARI: Bu sözde sayısız nesiller sözüyle bağlantılı ve sayısız felaketlerle bu nesiller yok edilmiş. Buna göre insanlık yine evrim kuramında olduğu gibi yüzmilyonlarca yıllık bir geçmişe sahip demek istiyor.

      BEDEN KALIPLARI: Evrim insanın gelişimi için bir yol olarak kullanılmıştır. Gerçekte insanın ruhu gelişmekte olduğundan, insanın bu dünyaya defalarca kere yeniden doğması (reenkarnasyon) gerekiyor. Her defasında yeni beden kalıpları verilir, ölünce de bu beden kalıpları terkedilir. Yani ruh bedeni terkedip yeniden göğe yükselir demek istiyor.

      İnsanlar Adem'den beri 100.000'den fazla peygamberin gönderildiğine inanıyorlar.

      İnsanlar Adem'den beri çok nesiller geldi geçti sözüne inanıyorlar.

      The Matrix filmi de bu dünyanın 5 kere yaratılıp yok edildiğini anlatıyor.

      Öyleyse insanların inançları durduk yere çıkmıyor. Bütün bu inançlarda ortak bir özellik var. İnsanlara bu bilgileri verenler birtakım insanüstü ruh varlıklar. İnsanlar doğru bilgilere ulaşamasınlar diye önlerine sahte bilgilerle set çekmişler.

      Bazı dinlerde NİRVANA var. Olay şu:

      İnsan bu dünyaya sayısız kere gelir. Her gelişinde farklı bir bedene bürünür. Her defasında biraz olgunlaşır. Eğer yeterince olgunlaşmazsa tekrar tekrar gelmeye devam eder. En sonunda olgunlaştığında RUHU bir daha gelmemek üzere EVRENSEL RUH denilen bir ruhla birleşir. Kendi bireysel varlığı sona erer; ancak bu evrensel ruhla birleşmiş olduğundan onun varlığında sonsuza kadar var olmaya devam eder. Her ne demekse!

      Bunun için bir örnek de verilir. Şöyle:

      İnsan denizden (tanrıdan) çıkıp gelen bir miktar su damlaları gibidir. Sonra yere yağmur olarak düştüğünde (Dünya'ya doğduğunda) bir ırmakta yeniden denize (tanrıya) doğru akmaya başlar. Amacı geldiği denize (tanrıya) yeniden kavuşmak ve TANRIYLA BİR OLMAKTIR. Derken ırmakta bir su dolabına rast gelir. Kişi bu dolabın kaplarından biri dönerken içine dolar. Dolap dönerken bir çevrim yapar ve dolabın kabından ırmağa tekrar boşalır (reenkarnasyon). Irmakta yol almaya devam ederken bu olay birkaç kere tekrarlanır. Ama en sonunda ırmaktaki suyla anlatılan kişi denize (tanrıya) ulaşır. Artık onunla bir olur. Nirvana'ya kavuşur!

      Peki böyle olacağını nereden biliyorsun?

      ÇÜNKÜ SAYISIZ KERELER ASTRAL SEYAHATE ÇIKTIM.

      Peki bu ne demek oluyor sence?

      BANA BU ASTRAL SEYAHATLER YOLUYLA RUHUMUN ÖTE ALEME GİDİP GELEBİLDİĞİ GÖSTERİLDİ.

      Peki bu Astral Seyahat nasıl başladı?

      MEDİTASYON YAPARKEN.

      Yani meditasyon yaparken transa mı girdin?

      EVET TRANSA GİRDİM. DAHA DOĞRUSU BU DÜNYADAN BAŞKA BİR DÜNYAYA GEÇİŞ YAPTIM.

      Aynı The Matrix filmindeki gibi mi?

      HANGİ SERİSİ?

      Reloaded. Reloaded ne demek biliyor musun?

      NEDİR?

      Reloaded, yeniden yüklenmiş demektir.

      YANİ NE DEMEK İSTİYORSUN?

      Şunu: Sen meditasyon yapınca zihnin boşalıyor ve boş zihnine YENİDEN YÜKLEME yapılıyor.

      NE YÜKLENİYOR PEKİ?

      Ne mi yükleniyor? Beden ölür ruh ölmez filmi!

      YA, BEN BU FİLMİ GÖRMÜŞTÜM, HEM DE ÜÇ BOYUTLU GERÇEK GİBİ!

      Evet, gerçek gibiydi, yani GİBİYDİ değil mi! :)

      Sil
  50. Dünya Egemenliği

    Yukardaki alıntının içerikleri geniş olsa da, bunları alıntılamadım ve ilgi de duymuyorum. BUNLAR TAM BİR RUHÇULUKTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLLER. Bu bilgilere bakmaya gerek bile yoktur ve hatta sakıncalıdırlar. Çünkü yalnızca gerekli olmadığı gibi, bunları okumakla kişi yalnızca zihin bilgisayarına "VİRÜS" kaptırabilir. Bu "Sadıklar Planı" kime sadık acaba "S"ye mi (S-atan)? Yukarda çeşitli bölümler halinde insanlara bir takım fikirleri "TEBLİĞ" etmişler. Peki aralarında neler var? TÜMÜYLE YALAN BİLGİLER. Bunların arasında olanlar:

    - EVRİM
    - REENKARNASYON

    Zaten yukardaki videoda da Roger Monreau aynı şeyleri söylememiş miydi. Peki bunlar yalnızca TEBLİĞ mi ediyorlar? Hayır, sadece bilgiyi vermekle kalmıyorlar. Verdikleri sahte bilgilerin ETKİLİ olması için gayret ederler, yani "müesseriyette" (tesir etmek, etki etmek) bulunurlar. Bunun yolu da elbette ki, "SÜREKLİ NEŞRİYATTA" bulunmaktan geçer (Neşriyat: yayınlar - filmler, kitaplar, diziler, tv. vd.). Bunu yapan kadrolar o kadar çok geniş bir alanı kapsar ki, insanlar bütün bunların TEK ELDEN yönetildiğini KAVRAYAMAZLAR. Nasıl kavrayacaklar ki, sayısız fikirler var, ama yine de birbirleriyle de çelişebiliyorlar. Bir yanda evrim kuramı, diğer yanda sahte dinsel inançlar ve daha birçok şey. Hepsinin tek ortak yanı, BÜTÜN BUNLARIN, PİRAMİTİN TEPESİNDEN İNSANLARI GERÇEKLERE KARŞI KÖRLEŞTİRMEK AMACIYLA TEK ELDEN YAPILIYOR OLMASIDIR.

    "SADIKLAR PLANI olarak sizin ile irtibatta bulunan bir GÖREV GRUBU, yalnızca tebliğ ile görevli degildir ,
    Bir çok bedenli ve bedensizin evrimsel aksiyonlarında en isabetli işi yapabilmeleri için sürekli neşriyatta, dolayısıyla müesseriyette bulunur. Bunlar cok geniş ve sizler için kavranılması çok zor kadrolar içerisinde cereyan eder."

    Neden hem ruhçuluk hem de dinsel inançlar BENZER İNANÇLARA SAHİPLER. Elbetteki dinlere göre yemler de biraz farklılıklar olacaktır. Ama bir düşünelim dünya nüfusunun hiç değilse yarısı REENKARNASYONA inanıyor (Çin, Hindistan, vd.). Ve dünyanın nerdeyse tamamına yakını da RUHUN ÖLÜMSÜZLÜĞÜNE inanıyor. Ateistler zaten bir azınlık, ama onlar için de, onlara göre bir EVRİM inancı var. Bu şekilde hemen hemen tüm insanların sahte fikirlerle körleşmiş olup, bu fikirlerde kilitlenmeleri sağlanmış oluyor. Ayrıca bütün bunlara inanmayanların da AGNOSTİK olarak kalmaları sağlanıyor. Önemli olan insanların SAHTE FİKİR ÇÖPLÜĞÜNDE - OKYANUSUNDA BOĞULMALARIDIR.

    RUHÇULUK İNANCI: İNSANIN RUHU ÖLÜMSÜZDÜR - REENKARNASYON
    DİNSEL İNANÇLAR: İNSANIN RUHU ÖLÜMSÜZDÜR - REENKARNASYON
    ATEİZM: EVRİM VAR - TANRI YOK - İNSAN ÖLÜNCE YOK OLUR
    AGNOSTİZM: GERÇEKLERİN NE OLDUĞUNU ASLA BİLEMEYİZ

    "...
    1 Kademe açık bilgilerden, Veritelerden bahseder.
    3, 4, 5, 6. Bunların hepsi Tanrı Rızası için çalışır.
    4, 5. Din ve Felsefenin yeridir.
    4, 5. Altıncı Kademeden izin aldıkça bilimden bahseder.
    3, aktarıcıdır.
    2, medyomdur.
    1, sizsiniz.

    Bu duruma göre, siz küçük daire, büyük daireden daha büyüksünüz.

    Küçük Daire, konsantrasyon yeridir.
    ..."

    Küçük daire ne yeriymiş? KONSANTRASYON YERİ - ODAKLANMA YERİ
    Kimler küçük daireyi oluşturuyor? İNSANLAR - HEDEF KİTLE
    Küçük daire neden daha büyük? Çünkü İNSANLAR TOPLUM OLARAK ÜSTTEKİ ŞEYTAN VE CİNLERDEN DAHA GENİŞ BİR TOPLULUKTUR. TIPKI PİRAMİTİN EN ALTININ, ÜSTÜNDEN DAHA GENİŞ OLDUĞU GİBİ DAHA KALABALIKLAR.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "4. Bölüm - Kozmik Adem, Dünya ADEMLERİ, Dünya TUFANLARI, Dünya BEDEN KALIPLARInın Oluşturuluşları ve Dünya Beşerlerinin Geleceği"

      Ne demek istiyor:

      ADEMLERİ: Aslında çok Ademler var. Bunu evrim kuramına göre ilk insan olarak kabul et demek istiyor.

      TUFANLARI: Bu sözde sayısız nesiller sözüyle bağlantılı ve sayısız felaketlerle bu nesiller yok edilmiş. Buna göre insanlık yine evrim kuramında olduğu gibi yüzmilyonlarca yıllık bir geçmişe sahip demek istiyor.

      BEDEN KALIPLARI: Evrim insanın gelişimi için bir yol olarak kullanılmıştır. Gerçekte insanın ruhu gelişmekte olduğundan, insanın bu dünyaya defalarca kere yeniden doğması (reenkarnasyon) gerekiyor. Her defasında yeni beden kalıpları verilir, ölünce de bu beden kalıpları terkedilir. Yani ruh bedeni terkedip yeniden göğe yükselir demek istiyor.

      İnsanlar Adem'den beri 100.000'den fazla peygamberin gönderildiğine inanıyorlar.

      İnsanlar Adem'den beri çok nesiller geldi geçti sözüne inanıyorlar.

      The Matrix filmi de bu dünyanın 5 kere yaratılıp yok edildiğini anlatıyor.

      Öyleyse insanların inançları durduk yere çıkmıyor. Bütün bu inançlarda ortak bir özellik var. İnsanlara bu bilgileri verenler birtakım insanüstü ruh varlıklar. İnsanlar doğru bilgilere ulaşamasınlar diye önlerine sahte bilgilerle set çekmişler.

      Bazı dinlerde NİRVANA var. Olay şu:

      İnsan bu dünyaya sayısız kere gelir. Her gelişinde farklı bir bedene bürünür. Her defasında biraz olgunlaşır. Eğer yeterince olgunlaşmazsa tekrar tekrar gelmeye devam eder. En sonunda olgunlaştığında RUHU bir daha gelmemek üzere EVRENSEL RUH denilen bir ruhla birleşir. Kendi bireysel varlığı sona erer; ancak bu evrensel ruhla birleşmiş olduğundan onun varlığında sonsuza kadar var olmaya devam eder. Her ne demekse!

      Bunun için bir örnek de verilir. Şöyle:

      İnsan denizden (tanrıdan) çıkıp gelen bir miktar su damlaları gibidir. Sonra yere yağmur olarak düştüğünde (Dünya'ya doğduğunda) bir ırmakta yeniden denize (tanrıya) doğru akmaya başlar. Amacı geldiği denize (tanrıya) yeniden kavuşmak ve TANRIYLA BİR OLMAKTIR. Derken ırmakta bir su dolabına rast gelir. Kişi bu dolabın kaplarından biri dönerken içine dolar. Dolap dönerken bir çevrim yapar ve dolabın kabından ırmağa tekrar boşalır (reenkarnasyon). Irmakta yol almaya devam ederken bu olay birkaç kere tekrarlanır. Ama en sonunda ırmaktaki suyla anlatılan kişi denize (tanrıya) ulaşır. Artık onunla bir olur. Nirvana'ya kavuşur!

      Peki böyle olacağını nereden biliyorsun?

      ÇÜNKÜ SAYISIZ KERELER ASTRAL SEYAHATE ÇIKTIM.

      Peki bu ne demek oluyor sence?

      BANA BU ASTRAL SEYAHATLER YOLUYLA RUHUMUN ÖTE ALEME GİDİP GELEBİLDİĞİ GÖSTERİLDİ.

      Peki bu Astral Seyahat nasıl başladı?

      MEDİTASYON YAPARKEN.

      Yani meditasyon yaparken transa mı girdin?

      EVET TRANSA GİRDİM. DAHA DOĞRUSU BU DÜNYADAN BAŞKA BİR DÜNYAYA GEÇİŞ YAPTIM.

      Aynı The Matrix filmindeki gibi mi?

      HANGİ SERİSİ?

      Reloaded. Reloaded ne demek biliyor musun?

      NEDİR?

      Reloaded, yeniden yüklenmiş demektir.

      YANİ NE DEMEK İSTİYORSUN?

      Şunu: Sen meditasyon yapınca zihnin boşalıyor ve boş zihnine YENİDEN YÜKLEME yapılıyor.

      NE YÜKLENİYOR PEKİ?

      Ne mi yükleniyor? Beden ölür ruh ölmez filmi!

      YA, BEN BU FİLMİ GÖRMÜŞTÜM, HEM DE ÜÇ BOYUTLU GERÇEK GİBİ!

      Evet, gerçek gibiydi, yani GİBİYDİ değil mi! :)

      Sil
  51. Dünya Egemenliği

    Yasa'nın Tekrarı l8:9 “Tanrınız RAB'bin size vereceği ülkeye girdiğinizde, oradaki ulusların iğrenç törelerini öğrenip uygulamayın. 10-11 Aranızda oğlunu ya da kızını ateşte kurban eden, falcı, büyücü, muskacı, medyum, ruh çağıran ya da ölülerin ruhlarına DANIŞAN kimse olmasın. 12 Çünkü RAB bunları yapanlardan tiksinir. Tanrınız RAB, bu iğrenç töreleri yüzünden bu ulusları önünüzden kovacaktır. 13 Tanrınız RAB'bin önünde yetkin olun.”

    2. Korintliler 11:14
    Buna şaşmamalı. Şeytan da kendisine IŞIK MELEĞİ süsü verir.

    İnsanları aldatabilmek için sahte bilgi ve düşünce ışıkları yayılır. İnsanlar aydınlanma beklerlerken, daha da karanlığa gömülmüş olurlar. Ayrıca bunu yapmak gerçek ışığın karıştırılmasını, kolayca farkedilememesini sağlar. Çünkü seçenekler çoğaldığında bir şeyi ayırtetmek te zorlaşır. Örneğin bomboş bir odanın bir yerine bırakılan bir cisim kolayca farkedilir. Öte yandan çeşitli eşyalarla dopdolu ve dağınık bir odadaki bir cisim kolayca farkedilemez. Bu yüzden insanları gerçekleri göremeyecek hale getirmenin yolu, sahte fikirleri çoğaltmaktan geçer. Ne kadar bol ve karışık sahte fikir varsa, o kadar iyidir. Her müşteri kitlesine hitap edecek çeşitlilik olmalıdır.

    Eğer ortada TEK GERÇEK ve TEK YALAN varsa, gerçeği bulmanın oranı yüzde elli olur. Yalanlar çoğaldıkça gerçeği bulma oranının yüzdesi azalır. Altın suyuna batırılmış değersiz madenlerin arasındaki gerçek altın parayı gözle tespit etmek kolay mıdır?

    GERÇEK 1 - YALAN 1: Gerçeğin oranı % 50
    GERÇEK 1 - YALAN 3: Gerçeğin oranı % 25
    GERÇEK 1 - YALAN 9: Gerçeğin oranı % 10

    Matrix filmini herkes anlayabilir mi? Biraz zor. Bu konuda herkes kendince yorumlar yapıyor. Matrix sözcüğü matematikte bir denklemi ifade ediyor. Örneğin 4 sayısı şu denklemin ya da terazinin iki ayrı kefesinde de aynıdır:

    2 + 2 = 5 - 1

    Yani 2 + 2 = 4 eder ve yine 5 - 1 = 4 eder.

    Ama Matrix filmindeki denklem gerçekte yin yang denklemidir. Yani her şeyde bir karşıtlık vardır şeklinde. Filmin özü kaderle başlar ve asıl konu hep bunun üzerinedir. Özde denilmek istenen "Mimar" olan Tanrı'nın her şeyi zıddıyla yarattığıdır. DÜZ BİR MANTIK YÜRÜTÜLÜR. Gece-gündüz, soğuk-sıcak, iyilik-KÖTÜLÜK gibi! Öyleyse buna göre iyiliği olduğu gibi KÖTÜLÜĞÜ de Tanrı yaratmıştır ve bütün bunlar taa baştan KADER OLARAK bir bilgisayar programı gibi kaydedilmişti diye anlatılır. Buradaki amaç sahte bir inancı doğruymuş gibi yutturarak gerçek Yaratıcı'yı kötülemektir. Çünkü film insanların çektiği bütün acıların suçunun Tanrı olduğunu anlatmak ister. Filmin adı bile gerçekte içinde gizlenmiş bir hileyi barındırır: MA-TRIX. Bu sözcük dilde söylenirken ingilizcede MA TRICKS şekliyle aynı olur. Yani MA HİLELERİ anlamına gelir ve öyledir de zaten. MA sözcüğü ise MARDUK sözcüğünün kısaltılmış şeklidir. Tıpkı MASON sözcüğünde olduğu gibidir. Bu sözcüğün açılımında da aynı mantık vardır: MA-SON = MA-OĞLU. Mason sözcüğü aynı zamanda DUVARCI da demektir ve bu da yine ilk piramiti (ziggurat şeklinde) yapan kişileri kasteder. Neden piramit değil de ziggurat şeklinde konusu ise, en tepesindeki küp şeklindeki yapıyla ilgilidir. Ve bu gerçekte, gökteki görünmez simgesel bir yapının sahte bir taklidinden başka birşey değildir. Ama bu konu ayrıca ele alınacak bir konudur. Çünkü Şeytan bu şekilde kendisini Yaratıcı'ya rakip gördüğünü ve kendisinin de BİR TANRI olduğunu iddia etmiş olmaktadır.

    YanıtlaSil
  52. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  53. peki neden Ra yı sembol olarak kullanıyorlar şeytanla ne ilgisi var

    YanıtlaSil
  54. cinlerin ve şeytanın kendileri gibi insanların da sonunda yok olmaları için uğraştıklarını bahsediyorsunuz sonrada ruhlar ölümsüz değil zaten diyorsunuz ölümden sonra hayatın olmadığını söylüyorsunuz benim kafam karıştı tam olarak hangisini savunduğunuzu pek anlayamadım

    YanıtlaSil
  55. Dünya Egemenliği

    Ruh kavramını "İlluminati nedir?" sayfasında ayrıntılarıyla açıklamıştım. Yine aradaki farkları biraz daha açalım.

    Ruh sözcüğü GENEL BİR TANIMDIR. Tıpkı madde sözcüğü gibi. Nasıl ki maddelerin türlü türlü çeşidi varsa, ruhun da çeşitlerini vardır. Bunların kaç çeşit olduğunu bilemeyiz, ama en azından iki çeşidinin olduğunu anlıyoruz. Bunlardan biri insanların ve aynı zamanda hayvanların yaşamalarını sağlayan ruh çeşididir. Bir diğeri ise, melekler olarak adlandırdığımız varlıkların yapısını oluşturan ruh çeşididir. Kitaba göre ise her ikisi de "RUH - RUAH" sözcükleriyle açıklanır. Bu sözcük çok genel bir ifadedir. Örneğin "SIVI" sözcüğü tıpkı "RUH" sözcüğü gibi genel bir ifadedir. Su bir sıvıdır ve başka sıvı çeşitleri de vardır. Ama bunlar farklı maddeler olsalar da, yine de hepsi sıvı olarak değerlendirilir. Ya da ışık terimi de benzerdir. Işığın dalga özelliğine göre birçok çeşidi vardır. Demek istediğim RUH sözcüğü hem insanların (ve hayvanların), ruhunu, hem de melekleri kapsıyor. Burada "meleklerin ruhu" demiyoruz, çünkü meleklerin kendileri zaten ruhturlar.

    Kısaca tekrarlamak gerekirse RUH = ENERJİ dir.

    Enerjinin ise çok çeşitleri vardır. Bunlardan bazıları gözümüze ışık olarak geldiğinde farkına vardığımız enerji türleridirler. Bazılarının ise, gözümüzle farkına varmasak da, teknik aygıtların yardımıyla var olduklarını anlarız. Örneğin alevi gözümüzle görebilirken, elektriği göremeyiz. Hatta bazen ateşi bile her zaman göremeyiz. Örneğin sobanın içindeki ateşi görebiliriz ama sobanın demirindeki ateşi gözümüzle göremeyiz. Ateşin enerjisi sobanın demirine işlemiştir ve bunun yalnızca sıcaklığını duyarız. Bizler gerçek anlamda RUHU tarif edebilecek durumda değiliz. Ama yine de bilginin çok arttığı bir çağda yaşadığımız için, geçmiş devirlerde yaşamış insanlara göre çok daha rahat anlayabiliriz. Az öz söylemek gerekirse, EVRENDEKİ HER ŞEY ENERJİDEN YAPILMIŞTIR. MADDE DE ÖZÜNDE ENERJİDEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR. ASLINDA BİZLER DE ENERJİYİZ.

    Biz insanlar enerjinin maddeleşmiş şekliyiz. Ve madde olan bedenimizi hareket ettirebilmek için, yine de madde olmayan enerjilere ihtiyaç duyarız. Örneğin beynimiz ve bütün sinirlerimizin iletişimi elektrik enerjisiyle yapılır. Ya bütün bedenimizi çalıştıran nedir? Aslında bedenimiz ne kadar karmaşık bir yapıda olsa da, temelde RUH adı verilen başka bir enerji türüyle çalışır. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta bu enerji türü elektrikle aynı olmadığıdır ve bu enerji türü (RUH) OKSİJEN VE KARBONA ihtiyaç duyar. Ama melekler ruh oldukları halde, onların ruhu farklı bir enerji türünden olduğu için böyle şeylere ihtiyaç duymazlar. Tıpkı uzaya gönderilen araçlarda oksijene ihtiyaç duymayan enerjilerin kullanılma zorunluluğu gibi. Çünkü uzayda oksijen yoktur ve karbon özellikli yakıtlar kullanılamaz.

    İnsan Ruhu: Hücreleri yaşatır. Hücrelere enerji verir. Bu ruh bir mumun alevi gibi hücrelerde varlığını sürdürür. Ancak bunu yapabilmek için, solunum yoluyla OKSİJENE ve sindirim yoluyla da KARBONA ihtiyaç duyar. Kan dolaşımı bütün gerekli maddelerin yanı sıra, bu İKİ GAZI hücrelere kadar götürür. Bu arada hücrelerde alev şeklinde göremesek de, bir RUH (ENERJİSİ) vardır ve yanmaktadır.

    Hücrelerde yanan RUH ile bir mumda yanan ALEV birbirine benzer.

    Bir mumun alevinin sönmeden yanmaya devam edebilmesi için KARBON ve OKSİJEN gereklidir. Mum karbonu kendi gövdesinden harcar. Oksijeni de havadan alır. Böylece alev sönmez.

    YanıtlaSil
  56. Dünya Egemenliği

    Bir mum yalnızca KARBON ve OKSİJEN ile yanmaz. Yanmanın olabilmesi için önce mumun yakılması gereklidir. Yani bir ilk ATEŞ gerekir. Mum yakılırken önce ATEŞ başka bir kaynaktan getirilir ve daha sonra muma aktarılır. Örneğin bir kibritin aleviyle içinde karbon olmayan demiri yakamayız. Fakat mum yanar, çünkü mumun gövdesi KARBON gazıyla doludur. Ama yanma için ayrıca OKSİJEN de gereklidir. Oksijen gazı havadan kolayca alınır ve MUMUN ALEVİ YANMAYA DEVAM EDER. Eğer mum bir şişenin içinde yanıyorsa ve dışarıdan hava giremiyorsa, oksijen tükendikçe ALEV DE SÖNMEYE BAŞLAR. Oysa hala daha mumun gövdesi tükenmemiştir. Yani gövdesinde hala daha KARBON bulunmaktadır. Öyleyse yanma için üç unsur bir araya gelir:

    ALEV + OKSİJEN + KARBON

    Bunlar biraraya geldiğinde YANMA OLUŞUR.

    Yanma esnasında ALEV, karbondaki enerjiyi ortaya çıkararak, kendi varlığını sürdürebilmek için kullanır. Yalnız bunun meydana gelebilmesi için mutlaka oksijen gereklidir. Bu olay gerçekleştiğinde, karbonun içindeki enerji alınmış olur. Artık karbon eski karbon değildir. Bu işlemler sonucunda oksijenle karbon birleşmiş olurlar ve ortaya KARBONDİOKSİT GAZI çıkar. Bir mumun bu gazı havaya vermesi için kan dolaşımına ve solunum sistemine ihtiyacı yoktur. Mum bu karbondioksit gazını doğrudan havaya verir.

    İnsanın hücreleri de benzer şekilde çalışırlar. Tıpkı bir mumun yanması için, başlangıçta dışardaki bir kaynaktan ateşin verilmesi gerektiği gibi, insanların bedenlerindeki ruhun da ilk olarak dışarıdan verilmesi gereklidir. Fakat bir mum tek bir kibritle yakıldığında, artık ortaya çıkan alevle başka mumlar da yakılabilir ve başka bir kibrite ihtiyaç duyulmayabilir. Benzer şekilde insanların ilk atası Adem'e DIŞARIDAN BİR İLK ATEŞ yani RUH verilmesi gerekiyordu. Tanrı önce Adem'in bedenini topraktan yarattı. Bunu bir mumun gövdesine benzetebiliriz. Daha sonra da Adem'in içine RUHU (ATEŞİ-YAŞAM ENERJİSİNİ-YAŞAM SOLUĞUNU) üfledi ve Adem "YAŞAYAN VARLIK" oldu.

    Yaratılış 2:7 RAB Tanrı Adem'i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu (RUH-RUAH) üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu (NEFEŞ: Nefes alıp veren).

    Öyleyse ilk ateş olmadan beden nefes alıp veremez. Yani bedende karbon olsa da (karbonhidrat-şeker), bu kullanılamaz. Beden bu durumdayken ölüdür. Ayrıca havada bol bol oksijen olmasına rağmen, RUHSUZ durumdaki beden bunu da kullanamaz.

    ATEŞ: Ateş olmadan yanma olmaz. Bu enerji dışardan verilir. Mum bir kez yandığında sistem kendiliğinden çalışmaya başlar. Mumun ALEVİ yanarken mumdaki KARBONU ve havadaki OKSİJENİ kullanır. Ortaya çıkan KARBONDİOKSİT gazı da doğrudan havaya verilir.

    İnsan da durum benzerdir. Yalnızca biraz daha karmaşık sistemlere ihtiyaç duyar. Bunları sindirim, solunum ve kan dolaşımı olarak özetleyebiliriz. Sindirim yoluyla KARBON, solunum yoluyla OKSİJEN alınır ve kan dolaşımıyla da hücrelere götürülür. Burada zaten bir RUH VARDIR. Nasıl vardır? İnsanlar ilk ataları Adem'den beri bu ilk RUH ENERJİSİNİ almışlardır. Yani bir kişi daha doğmadan önce de bu RUHA sahiptir ve bunu ana babasından almıştır. Bu ruh olmasaydı zaten cenin ölü olurdu!

    Bir hücre canlıysa, RUH vardır demektir.
    Bir hücre canlı değilse RUH yoktur demektir.

    Bir canlının ana rahminde gelişmesi için, taa BAŞINDAN İTİBAREN RUHUNUN OLMASI GEREKİR. Ruhun olmadığı anda beden ölür. Aynı şekilde bir cenin de ölür. Çünkü RUH OLMADAN HÜCRELER CANLI KALAMAZ, ÖLÜR!

    Eğer böyleyse, CENİNLERE BİRKAÇ AY SONRA RUHUN ÜFLENDİĞİ KONUSU GERÇEK DEĞİLDİR.

    YanıtlaSil
  57. Dünya Egemenliği

    Herhalde anlaşılmıştır. Bazı şeyleri yine de tamamlayalım ki, iyi anlaşılsın.

    Karbon gazını yediğimiz bazı yiyeceklerle alıyoruz. Bunlara çeşitli adlar verilebilir. Biz kısaca karbonhidrat desek yeterlidir. Karbonhidrat ta temelde hububat türleridir, yani bildiğimiz ekmek vs. Biz burada bir hücrenin karmaşık yapısını anlatmıyoruz ve anlatamayız da. Yalnızca ruhla ilişkisi bakımından değiniyoruz. Elbetteki insan yalnızca karbonhidratla yaşayamaz. Buradaki karbonhidrata (hidrat: su) ihtiyaç duyan asıl şey RUHTUR. Ruh ta dediğimiz gibi bir tür yaşam enerjisidir. Tıpkı bir mumun yandığında ortaya KARBONDİOKSİT gazı çıktığı gibi, insanda da aynısı olur. Ruh ta yine yanarken ortaya KARBONDİOKSİT gazını çıkarır ve bu solunum yoluyla bedenden (hücrelerden) dışarı atılır.

    Demek ki, bir mumun alevi ile ruhun işlevleri hemen hemen aynı şeydir.

    MUMUN ALEVİ: YANARAK ENERJİ VERİR.
    İNSANIN RUHU: YANARAK ENERJİ VERİR. (HÜCRELERE)

    MUMUN ALEVİ: YANMA İÇİN KARBON VE OKSİJEN KULLANIR.
    İNSANIN RUHU: YANMA İÇİN KARBON VE OKSİJEN KULLANIR.

    MUMUN ALEVİ: YANMA SONUCU ORTAYA KARBONDİOKSİT ÇIKAR.
    İNSANIN RUHU: YANMA SONUCU ORTAYA KARBONDİOKSİT ÇIKAR.

    Bu benzerliği bir arabanın motoruyla da yapabiliriz. Örneğin karbon yakıtla çalışan bir motorun çalışabilmesi için, yine üç unsura ihtiyaç duyulur. Bunlar yine ATEŞ, KARBON ve OKSİJEN dir. Buradaki karbonun türü ise BENZİN dir. Bir motorun yanma odasına bir miktar benzin (sıvı KARBON) püskürtülür ve yine gerektiği kadar OKSİJEN verilir. Akü ise gereken kıvılcımı göndererek ateşlemeyi (ATEŞ) sağlar. Burada bir patlama, bir yanma olur ve ortaya bir güç çıkar. Motor bu güçle HAREKET EDER (CANLANIR). Yine bu yanma esnasında ortaya KARBONDİOKSİT gazı çıkar ve bu gaz egsozdan dışarıya verilerek atılır.

    Bir örneği de odundan yaparsak, bu olayın başka bir yönünü daha görmüş oluruz. Bir odunun yanması da tıpkı bir mumun yanması gibidir. Odunun kendisinde KARBON vardır. Bir odun yanarken yine aynı maddeleri kullanır ve havaya aynı gazı verir. Bazen odunlar yanarken alevlerinin kaybolduğu görülür. Bu durumda odunun tekrar alev alabilmesi için, oduna doğru üflenerek hava verilir. Gerçekte odunun ihtiyaç duyduğu şey OKSİJEN dir. Bir odunun alevi sönmüş olsa bile, alev yanarken odunu oldukça sıcak hale getirmiş olduğundan, bu alev yeniden canlanabilir. Aynı şekilde bir insanın da kalbi durduğunda solunumu da durmuş olur ve hücrelere OKSİJEN gitmez. Ve bu hücrelerdeki RUH yavaş yavaş sönmeye başlar, tıpkı bir odunun alevini yitirmesi gibi. Ama odunun kendisinde hala bir miktar ATEŞ enerjisi olduğundan sıcak olduğu gibi, insanın bedeninde de RUH enerjisi tamamen kaybolmamıştır. Böyle bir durumda kalbi duran kişiye OKSİJEN verilmeye çalışılır. Ama bu yetmez, çünkü oksijenin hücrelere kadar gitmesi de gerekir. Bu yüzden ayrıca dönüşümlü olarak kalp masajı da yapılır. Solunum ve kan dolaşımı sistemleri çalışmaya başlarsa gerekli OKSİJEN hücrelere kadar gider ve HENÜZ TAM OLARAK SÖNMEMİŞ RUH ENERJİSİ-YAŞAM SOLUĞU TEKRAR GÜÇLENMEYE BAŞLAR. Tıpkı bir odunun kaybolmaya yüz tutan alevinin yeniden canlanması gibi RUH ta yeniden gücünü kazanır ve hücreyi canlı tutmaya devam eder.

    Bir motorun yanma dolayısıyla ısınması gibi, RUH ENERJİSİ DE bedende yanarken aynı şekilde BEDENİ ISITIR. Böylece insanların ve hayvanların bedenleri, RUHUN YANMASIYLA CANLIYKEN SICAK VE ÖLDÜKLERİNDE DE SOĞUKTURLAR. ÇÜNKÜ ARTIK RUH SÖNMÜŞTÜR VE HÜCRELERDE YANMA OLAYI DURMUŞTUR.

    YanıtlaSil
  58. Dünya Egemenliği

    Bunu bir de doğadaki GÜNEŞ-BİTKİ-İNSAN ilişkileriyle tamamlayalım:

    Dünya'daki yaşam güneş enerjisine bağlıdır. Biz insanlar güneş enerjisiyle çalışıyoruz ama bu enerjiyi doğrudan güneşten almıyoruz. Yani güneş enerjisini elektriğe çeviren sistemlerden farklı bir yapıdayız. BEDENİMİZİN ÇALIŞMA SİSTEMİ GÜNEŞ ENERJİSİ PANELLERİNDEN FARKLI ÇALIŞIYOR. BİZLER ELEKTRİĞE DEĞİL KARBONA İHTİYAÇ DUYUYORUZ.

    Önce bitkiler fotosentez yoluyla bu güneş enerjisini kendi bünyelerine alıyorlar. Örneğin bir ağaç güneşten aldığı enerjiyi gövdesinde KARBON olarak topluyor. Ve bu ağaç daha sonra yakıldığında ortaya çıkan şey, aslında daha önce güneşten alarak KARBON şeklinde depoladığı GÜNEŞ ENERJİSİDİR. Bir bitkinin bunları yaparken yaptıkları karmaşık olsa da, yine de biz basit olarak şöyle diyebiliriz:

    Güneş ışığını (ateşi-enerjiyi) verir. Bitki bunu KARBON olarak depolamak için havadan KARBONDİOKSİT gazını alır. Bu arada yanmanın karşılığı gibi görebileceğimiz bir süreç işler. Buna fotosentez deniliyor. Fotosentezle KARBONDİOKSİT gazı İKİ FARKLI GAZA AYRILIR. Ortaya KARBON ve OKSİJEN çıkar. Bitki bu iki gazdan KARBONU kendi gövdesinde depolar ve kendisine gereksiz bir gaz olan OKSİJENİ atık gaz olarak havaya verir. Buna göre bitkilerin yaptığı şey, insan ve hayvanların yaptığının tam tersidir diyebiliriz. Bu bilgileri aslında hemen herkes biliyor elbette, ve konumuz "ilkokul hayat bilgisi" değil tabiiki. Ancak bu ayrıntılara bakarak bizler RUHLA ilgili konuyu daha iyi kavrayabiliriz herhalde.

    Öyleyse şu çevrimler var:

    BİTKİ: FOTOSENTEZ İÇİN GÜNEŞ ENERJİSİ + KARBONDİOKSİT (Su karbon-HİDRAT-SU için gereklidir) KULLANIR.

    BİTKİ: FOTOSENTEZ ESNASINDA ORTAYA OKSİJEN VE KARBON ÇIKAR.

    BİTKİ: OKSİJENİ HAVAYA VERİR.

    BİTKİ: KARBONU GÖVDESİNDE TOPLAR. (Güneş enerjisi)


    İNSAN: YAŞAMAK İÇİN OKSİJEN + KARBON + RUH KULLANIR.

    İNSAN: YANMA ESNASINDA ORTAYA KARBONDİOKSİT GAZI ÇIKAR.

    İNSAN: KARBONDİOKSİT GAZINI HAVAYA VERİR.

    İNSAN: KARBONU (Güneş enerjisi) YAKIT OLARAK KULLANIR.

    Demek ki, özünde insanlar ve hayvanlar güneş enerjisiyle yaşamlarını sürdürüyorlar. Bu arada bitkiler insanlara aracılık ederek güneşin enerjisini veriyorlar. Yalnız bu enerji KARBON ŞEKLİNDE olduğundan doğrudan kullanılamıyor. Önce karbonun yakılması gerekiyor. Bunun yapılabilmesi için de ATEŞE ihtiyaç var. Odun ve mumda buna ATEŞ denirken, insanda bu ATEŞE RUH deniyor. Ama işlevler aynıdır. Sonuçta insanlar karbonla çalışıyorlar. Güneş enerjisini elektriğe çeviren paneller gibi bir ELEKTRİĞE DAYALI BİR SİSTEMLE ÇALIŞMIYORLAR. Bu yüzden KARBONU YAKACAK BİR RUHA İHTİYAÇ DUYULUYOR.

    Demek ki neymiş? Bütün kitaplar aynı şeyi söylüyormuş? İlkokul hayat bilgisi kitabı da aynı şeyi söylüyormuş da, meğer biz tembellik edip dersimizi iyi çalışmıyormuşuz. Halbuki çalışsak öyle demezdik! :) Öyleyse herkes defterine "BEDEN ÖLÜR, RUH TA ÖLÜR" diye yazacak.

    - Ama herkes öyle demiyor?

    - Öyleyse onlar tahtaya kalkıp tek ayak üstünde duracaklar. Ya da bize rüyalarını ve astral seyahatlerini anlatacaklar. :)


    http://www.youtube.com/results?search_query=astral+seyahat

    YanıtlaSil
  59. Dünya Egemenliği

    Bunlara yine cevap vereceğim:
    --------------
    Adsız says:
    16 Mayıs 2013 15:10
    peki neden Ra yı sembol olarak kullanıyorlar şeytanla ne ilgisi var
    --------------
    Adsız says:
    16 Mayıs 2013 15:25
    cinlerin ve şeytanın kendileri gibi insanların da sonunda yok olmaları için uğraştıklarını bahsediyorsunuz sonrada ruhlar ölümsüz değil zaten diyorsunuz ölümden sonra hayatın olmadığını söylüyorsunuz benim kafam karıştı tam olarak hangisini savunduğunuzu pek anlayamadım
    -------------

    Bu soruları biraz açalım:

    Şeytan ve Cinleri insanların yok olmaları için uğraşıyorlar.

    İnsan ölünce toprağa dönüyor ve ruhu yaşamıyor, yok oluyor.

    Bu iki cümle bir çelişki gibi görünmüş anlaşılan. Burada bir çelişki yok. Çünkü ÖLEN İNSANLARIN TÜMÜ TANRI'NIN BELLEĞİNDELER. ÖLENLER BU NEDENLE TAMAMEN YOK OLMUŞ DEĞİLLER.

    Ölen kişi kendine ait neleri kaybediyor?

    1- Ölen kişinin BEDENİ çürüyüp toprağa karışıyor.
    2- Ölen kişinin RUHU (yaşam enerjisi) sönüp kayboluyor.
    3- Ölen kişinin bütün BELLEĞİ kayboluyor.
    4- Ölen kişinin bütün BİLİNCİ kayboluyor.

    Ölen kişiden geriye ne kalıyor?

    1- Tanrı ölen kişinin BEDENİNİ tanımlayan bilgileri belleğinde tutuyor.
    2- Tanrı ölen kişinin ZİHNİNDEKİ BİLGİLERİ VE KİŞİLİĞİNİ belleğinde tutuyor.
    3- Tanrı ayrıca ölen kişinin NASIL BİR İNSAN olduğunu zihninde tutuyor. Bu bilgi ölen kişinin diriltilip diriltilmeyeceğiyle ilgili.

    Tanrı ölen kişilerin çoğunu YENİDEN bu bilgilere göre diriltmeyi vaat ediyor. Tıpkı insanların verileri bilgisayara kaydettikleri gibi, Tanrı da bütün insanlara ait bilgileri kendi belleğinde saklıyor. İnsan ölünce yok olsa da, gerçekte Tanrı'nın belleğinde hala varlar.

    Zamanı gelince layık gördüğü insanları bu bilgilere göre yeniden biçimlendirip yaşam vereceğini vaat ediyor. Öte yandan yeniden yaşam vermeye layık görmediği insanlar da var ve bunlar kötüler olarak tanımlandırılıyorlar. Bu kişiler kesinlikle yeniden diriltilmeyecekler.

    Özetle şudur:

    - Ölen kişi varlıktan siliniyor ve dünyaya gelmeden önceki durumuna dönüyor.

    - Tanrı bu kişiye ait bilgileri biliyor. İstediklerini bu bilgiye göre yeniden diriltmeyi vaat ediyor.

    Bu durumda ölenler iki gruptur.

    Diriltilecek olanlar: DOĞRULAR VE DOĞRU OLMAYANLAR

    Diriltilmeyecek olanlar: KÖTÜLER

    Elçilerin İşleri 24:15 Aynı bu adamların kabul ettiği gibi, hem DOĞRU kişilerin hem DOĞRU OLMAYANLARIN ölümden dirileceğine dair Tanrı'ya umut bağladım.

    Bunları daha sonra biraz daha açıklamak gerekiyor herhalde.

    Mezmurlar 37: (Davut'un mezmuru)

    27 Kötülükten kaç, iyilik yap;
    Sonsuz yaşama kavuşursun.
    28 Çünkü RAB doğruyu sever,
    Sadık kullarını terk etmez.
    Onlar sonsuza dek korunacak,
    Kötülerinse kökü kazınacak.
    29 Doğrular yeryüzünü miras alacak,
    Orada sonsuza dek yaşayacak.

    (Ülke: Dünya-Yeryüzü)

    YanıtlaSil
  60. Dünya Egemenliği

    Bu konunun karışık görünmesi gayet normaldir. Çünkü insanlara hep tek birşey öğretildi. İnsanlar bu konularda neler öğrendiler ve genellikle nasıl düşünürler?

    - SİZLER KESİNLİKLE ÖLMEZSİNİZ

    - Ama ölüyoruz ya!

    - RUHUNUZ ÖLMÜYOR.

    - Peki iyilere ne oluyor?

    - ONLAR ÖBÜR ALEMDE BİR CENNETTE YAŞAYACAKLAR.

    - Peki kötülere ne olacak?

    - KÖTÜLER DE ÖBÜR ALEMDE BİR CEHENNEMDE YANACAKLAR.

    - Yani yok olmak diye birşey yok mu?

    - YOK OLMAK DİYE BİRŞEY YOK.

    - Kötüler de mi yok olmayacaklar?

    - EVET, ONLAR ÖNCE CEHENNEMDE YANACAKLAR, BUNLARDAN YANARAK GÜNAH BORÇLARINI ÖDEYENLER DE CENNETE ALINACAKLAR.

    - Peki cehennemde sonsuza kadar kalan olacak mı?

    - EVET, BAZI KİŞİLER SONSUZA KADAR CEHENNEMDE YANACAKLAR.

    - Ama çok korkutucu. Peki nasıl cehennemden kurtuluruz?

    - DİNİN GEREKLERİNİ YAPARSAN KORKMANA GEREK KALMAZ.

    - Doğru söylüyorsun. Zaten ben hiç kendimi cehennemlik görmüyorum ki! Hep başkalarının cehenneme gideceğini hesaplıyorum.

    - GÜZEL! İYİ HESAPLIYORSUN.

    - Evet, cehenneme yalnızca dinin gerektirdiklerini yapmayanlar gidecekler. Yani ben öyle hesaplıyorum.

    - NASIL HESAPLIYORSUN?

    - Şimdi iyiliklerle günahların birbirine oranı diye birşey var. 1 iyiliğim 10 günahımı ortadan kaldırıyor.

    - PEKİ BUNUN HESABINI İYİ YAPABİLİYOR MUSUN?

    - Hayır, tam olarak yapamıyorum. Bu yüzden kendimi garantiye almak için bazı dini görevleri yerine getirmeye çalışıyorum. Bunlar her yıl yapılması gereken bazı dinsel uygulamalar. Bunları yapanlar için iyilik ve günah dengesi birden artıya geçiyor.

    - İYİ BİLİYORSUN.

    - Öğrendik elbette, cehennem varsa bunları öğreneceksin, yoksa halin kötü! Yani şimdi bu dini görevlerin amacı işlediğin ne kadar günah, kötülük varsa bunları sıfırlıyor. Anlayacağın RESET oluyor.

    - BUNU BİRAZ AÇAR MISIN? VAR MI BİR ÖRNEK?

    - Şimdi örnek şöyle:

    Diyelim ki, 300 günahım var. Benim ne kadar iyilğimin olması gerekiyor?

    - 300 MÜ? YANİ 300 = 300

    - Hayır, 30 yeterli geliyor, şöyle: 30 x 10 = 300. İyilikler 10'la çarpılır.

    - PEKİ YA BU KADAR İYİLİĞİN YOKSA, O ZAMAN NE YAPARSIN?

    - Dedim ya başka çıkış yolları var. Onlar da hem iyiliklere artı kazandırıyor, hem de yaptığım bütün günah ve kötülükleri sıfırlıyor. Yani anlayacağın ben bunları yaparsam ASLA CEHENNEME GİTMEM. Cehenneme BUNLARI YAPMAYANLAR GİDECEKLER.

    - İYİ DÜŞÜNMÜŞSÜN. CEHENNEME YALNIZCA KÖTÜLER GİDECEKLER. PEKİ YA BU KÖTÜLER DE SENİN BU HESAPLARINI YAPIYORLARSA NE OLACAK? ONLAR DA BU HESAPLARLA GÜNAHLARINI RESET YAPARAK KENDİLERİNİ CENNETE Mİ ATACAKLAR?

    - Ne dedin?

    - YOK BİRŞEY DEMEDİM. CEHENNEM HEP BAŞKALARI İÇİN VAR, SENİN İÇİN YOK DEDİM.

    - Tamam işte, ben de öyle düşünüyorum zaten.

    YanıtlaSil
  61. Dünya Egemenliği

    Peki gerçekten CEHENNEM diye bir yer var mı?

    Evet, CEHENNEM diye bir yer var. Ve buraya dileyen herkes gidemez. Çünkü önce pasaport ve vize almak gerekiyor. Yalnızca bu pasaporta ve vizeye sahip olanlar CEHENNEME gidebilirler.

    CEHENNEM insanları yakar mı?

    Evet, fakat bu genellikle hangi mevsimde gittiğinize bağlı bir durumdur. Yazın gidenlerin daha çok yanacakları bellidir. Bu yüzden ona göre daha yazlık giysiler giymeleri önerilir. Özellikle öğle sıcağında burayı ziyaret etmek sakıncalı olabilir.

    Bu CEHENNEM tam olarak nerede?

    CEHENNEM tam olarak Kudüs'te. Kudüs'ün güneyinde bir yerdir. Hatta biraz daha ayrıntılı olarak bahsedecek olursak, CEHENNEM'in asıl adı HİNNOM VADİSİ'dir. Bu adın daha uzun şekli ise, HİNNOM OĞLU VADİSİ'dir. Aşağıdaki sitedeki haritada bu yerin tam olarak nerede olduğu gösteriliyor:

    HİNNOM VADİSİ = HINNOM VALLEY = GEHİNNOM = CEHENNEM

    http://www.word-of-truth.co.uk/hell.htm

    Mezmurlar 37:20
    Ama kötüler yıkıma uğrayacak;
    RAB'bin düşmanları kır çiçekleri gibi kuruyup gidecek,
    Duman gibi dağılıp yok olacak.

    CEHENNEM sözcüğü YOK OLUŞ için kullanılan bir sözcüktür. Kötüler öldükleri zaman YOK OLUYORLAR. Gerçi iyiler de, kötüler de aynı yere gitseler de, sonuçta yalnızca kötüler diriltilmeyeceklerinden YOK OLMUŞ OLUYORLAR.

    Cehennem İsa'dan çok önceleri eski İsrail'de putperestlerin çocuklarını MOLEK ilahına kurban olarak sundukları bir yerdi. Eski İsraillilerden bazıları bu putperest uygulamayı diğer putperestlerden alarak aynen uyguladılar.

    http://bringonthegoodnews.blogspot.com/2010/01/calf-and-idol-worship-in-israel.html

    Levililer 18:21
    İlah Molek'e ateşte kurban edilmek üzere çocuklarından hiçbirini vermeyeceksin. Tanrın'ın adına leke getirmeyeceksin. RAB benim.

    Levililer 20:2
    "İsrail halkına de ki, 'İsrailliler'den ya da aranızda yaşayan yabancılardan kim çocuklarından birini ilah Molek'e sunarsa, kesinlikle öldürülecek. Ülke halkı onu taşlayacak.

    Levililer 20:3
    Kim çocuğunu Molek'e sunarak tapınağımı kirletir, kutsal adıma leke sürerse, ona öfkeyle bakacağım. Onu halkımın arasından atacağım.

    1. Krallar 11:5
    Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e taptı.

    1. Krallar 11:7
    Yeruşalim'in doğusundaki tepede Moavlılar'ın iğrenç ilahı Kemoş'a ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e tapmak için bir yer yaptırdı.

    Yeremya 32:35
    HİNNOM OĞLU VADİSİ'nde ilah Molek'e sunu olarak oğullarını, kızlarını ATEŞTE KURBAN etmek için Baal'ın tapınma yerlerini kurdular. Böyle iğrenç şeyler yaparak Yahuda'yı günaha sürüklemelerini ne buyurdum, ne de aklımdan geçirdim.

    http://www.google.com.tr/search?hl=tr&site=imghp&tbm=isch&source=hp&biw=1024&bih=419&q=molech&oq=molech&gs_l=img.1.0.0i19l9j0i10i19.1716.7161.0.10764.6.6.0.0.0.0.998.2121.2-3j1j6-1.5.0...0.0...1ac.1.14.img.2j-gHbbpB2o

    YanıtlaSil
  62. Dünya Egemenliği

    CEHENNEM = YOK OLUŞ

    İsa'dan önceki zamanlarda Cehennem (Ce-Hinnom) çocukların Molek'e, diğer adıyla Baal'a ateşte kurban olarak sunulmalarıyla ilgilidir. İsa'nın yaşadığı devre gelince artık bu uygulamalar kalkmıştı. Bu Hinnom Vadisi artık yalnızca bir çöplük olarak kullanılan bir yer haline gelmişti.

    CEHENNEM = ÇÖPLÜK

    Bu çöplük hemen Kudüs şehrinin yanı başındaki bir yerdi ve şehrin bütün çöpleri buraya atılırdı. Yalnızca çöpler değil, aynı zamanda leşler de atılırdı. Bunlar hayvanlar olabildiği gibi insanların cesetleri de olabilirdi. O devirde toplum bazı kişileri idam ettiğinde, bu kişilerden gömülmeye değer bulmadıkları kişileri bu çöplüğe atıyorlardı. İnsanlar kendi bakış açılarından kötü olarak gördükleri bu kişiler için bir mezar yeri yapmaya gerek görmüyorlardı. Böyle kişiler bir çöp gibi değersiz sayılarak, hayvan cesetlerinin de atıldığı bu yere atıyorlardı. Fakat bütün bu kişiler önce idam edilerek öldürülür, sonra bu çöplüğe atılırlardı. Hiç kimse canlı olarak buraya atılmazdı. Buradaki çöpler birikmesin diye, buraya kükürt atılır ve çöplerin yanması sağlanırdı. Burada hayvan olsun, insan olsun hiçbir canlı olmadığı için, birisini ateşte yakmak sözkonusu değildi.

    CEHENNEM = MEZARI OLMAYANLARIN YERİ

    Burada mezar kavramı önem kazanıyor. Bu sözcük İbranice'de ŞEOL, eski Yunanca'da HADES sözcükleriyle ifade edilir. Bu sözcükler Türkçe'ye çevrilirken MEZAR, ÖLÜLER DİYARI, ÇUKUR gibi ifadelerle çevrilebiliyor. ŞEOL, HADES ve bunların karşılığı olan MEZAR sözcükleri CEHENNEM sözcüğünün hiçbir şekilde karşılığı değildirler. Mezar sözcüğü dirilmeyi kapsarken, Cehennem sözcüğü dirilmeyi kapsamaz. Mezarda olanlar için yeniden yaşama dönmek sözkonusudur. Cehennem sözcüğü ise bir daha dirilmemek anlamında YOK OLUŞU anlatan bir sözcüktür. Cehennem sözcüğü ateşli bir yerde yanmayı anlatmaz.

    CEHENNEM = YOK OLUŞ = ATEŞTE İŞKENCE YOK

    Hezekiel 37:13
    Mezarlarınızı açıp sizi çıkardığım zaman benim RAB olduğumu anlayacaksınız, ey halkım.

    Matta 22:31-32
    Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrı'nın size bildirdiği şu sözü okumadınız mı? 'Ben İbrahim'in Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakup'un Tanrısı'yım' diyor. Tanrı ölülerin değil, dirilerin Tanrısı'dır.

    Markos 12:27
    Tanrı ölülerin değil, dirilerin Tanrısı'dır. Siz büyük bir yanılgı içindesiniz.

    Luka 20:38
    Tanrı ölülerin değil, dirilerin Tanrısı'dır. Çünkü O'na göre bütün insanlar diridir."

    Bu konularda birçok ayrıntı daha olsa da temel olarak bunları söyleyebiliriz. Ölen bazı kişiler dirilecekler. Ve bazı kişiler de dirilmeyecekler. Örneğin Sodom Gomorra halkının dirilmeye layık olmadıkları açıkça belirtilir. İsa'nın günlerindeki din bilginleri olan Ferisiler de bu durumdaydılar.

    Matta 23
    30 ‘Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik’ diyorsunuz. 31 Böylece, peygamberleri öldürenlerin torunları olduğunuza kendiniz tanıklık ediyorsunuz. 32 Haydi, atalarınızın başlattığı işi bitirin!
    33 “Sizi yılanlar, engerekler soyu! Cehennem cezasından nasıl kaçacaksınız?

    YanıtlaSil
  63. Dünya Egemenliği

    Kitap birçok ifadeyi harfi anlamda değil mecazi anlamda kullanır. Cehennem'den ve ateşten sözedilir. Ancak İsa'nın sözleri çoğu kere hep mecazlar içermiştir. Ne demek istediğini anlamak için, o devirde Kudüs'te yaşayanların İsa'nın bu sözlerinden ne anladıklarına bakmak bile yeterlidir.

    İsa'nın devrinde Kudüs'te yaşayanlar için CEHENNEM sözcüğü, bugün bu sözcüğü kullanan milyarlarca insanınkinden daha doğru bir anlam taşıyordu. Bu sözcüğü duyanlar, bunun bir ÇÖPLÜK olduğunu hemen anlıyorlardı. Bunu anlamak için din alimi olmalarına gerek yoktu. İsa verdiği örnekte, onların ÇOK İYİ BİLDİKLERİ BİR YERİ ÖRNEK GÖSTERMİŞTİ. Bu insanlar bu konuda hiçbir tereddüte kapılmadılar. Küçük büyük herkes şehrin çöplüğünün adının CEHENNEM (CEHİNNOM) olduğunu iyi biliyorlardı. Bunu öğrenmek için bir kitaba bakmalarına, ya da herhangi birisine sormalarına gerek yoktu. CEHENNEM kendi ANADİLLERİNDE KULLANDIKLARI bir terimdi VE YAŞADIKLARI ŞEHRİN ÇÖPLÜĞÜNÜN ADIYDI.

    Peki ama ya İsa'nın CEHENNEM sözcüğünü ATEŞLE ilgili olarak kullanması için ne demek gerekiyor? İsa gayet doğru birşey söyledi. Gerçekten de CEHENNEM'DE ATEŞ VARDI. Ayrıca buradaki ateş hiç sönmezdi, çünkü çöpler yansın diye ara ara kükürt atılırdı. Herkes bu ÇÖPLÜĞÜN ATEŞLİ BİR YER olduğunu da biliyordu zaten. İsa onlara farklı birşey söylemedi.

    İsa bazı İNSANLARIN CEHENNEM'E ATILMASINDAN DA SÖZETTİ. O zamanki insanlar için bu anlaşılmaz bir şey miydi? Hayır, o insanlar için bu durum da bilinen birşeydi. Bazı kötü insanların idam edildikten sonra BU ÇÖPLÜĞE (CEHENNEM-CEHİNNOM) atıldıklarını gayet iyi biliyorlardı.

    Bir insanın öldürüldükten sonra çöplüğe atılmasının anlamı karmaşık mıydı? Hayır, yine bütün o insanlar bunun anlamını da iyi biliyorlardı. Çöplüğe atılan kişiler mezara konulmaya layık olmayan kişiler demekti. Herkes kendi ölüsünün arkasından ağlarken ve mezarını süslerken, böyle kötü insanların arkasından üzülmek bir yana, bir mezarlarının bile olmaması gayet anlaşılırdı. BU KÖTÜ İNSANLARIN HATIRALARININ YAŞATILMASI İSTENMİYORDU. BUNLAR TOPLUMUN NEFRET ETTİĞİ KÖTÜ KİŞİLERDİLER. Onlara yapılan davranış belki bir hayvan ölüsüne yapılabilecek bir davranış gibiydi. İsa Cehennem sözcüğünü kullanırken bunları gözönünde tuttu. İnsanlar da İsa'nın sözlerinden ne demek istediğini çok iyi anladılar. Kendilerinin CEHENNEM ÇÖPLÜĞÜNE atılan kişiler hakkında ne hissettiklerini gayet iyi bildiklerinden, onlar için bunun anlamı çok açıktı:

    TANRI'NIN GÖZÜNDE DE BAZI KİŞİLERİN MEZARI YOKTUR. TANRI BÖYLE KİŞİLERDEN NEFRET EDER. BU KİŞİLERİ BİR DAHA DİRİLTMEYECEKTİR.

    CEHENNEM ÇÖPLÜĞÜNDE YANAN ATEŞ İŞKENCE ETMEK AMACIYLA YANMIYORDU. BU ATEŞİN AMACI ÇÖPLERİ ORTADAN KALDIRMAKTI, ÇÖPLERİ YAKIP YOK ETMEKTİ.

    CEHENNEM ATEŞİ = YOK ETMEK İÇİN BİR SEMBOL

    Vahiy 21:8
    Ama korkak, imansız, iğrenç, adam öldüren, fuhuş yapan, büyücü, putperest ve bütün yalancılara gelince, onların yeri, kükürtle yanan ateş gölüdür. İKİNCİ ÖLÜM budur."

    CEHENNEM = İKİNCİ ÖLÜM

    Cehennemin bir ateşli bir işkence yeri olmadığını gösteren bir ifade de, buraya ÖLÜMÜN ve ÖLÜLER DİYARININ da atılmasıdır. "Ölüm" ya da "Ölüler Diyarı" CEHENNEM ATEŞİNDEN ACI DUYAR MI? Bunlar ne bir insandır, ne de herhangi bir varlıktır. Peki bunlar neden ATEŞ GÖLÜNE atılıyorlar?

    Vahiy 20:14
    Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü İKİNCİ ÖLÜMDÜR.

    CEHENNEM = ATEŞ GÖLÜ = İKİNCİ ÖLÜM

    YanıtlaSil
  64. Dünya Egemenliği

    MEZARLAR OLMAYACAK:

    ÖLÜLER DİYARI: Mezar. Simgesel olarak ölülerin bulunduğu yer.

    Mezarlarda olan diriltilecek ne kadar insan varsa yeniden yaşama döndürülecekler. Bu yüzden ÖLÜLER DİYARI boşalmış olacak. Sadece bu kadar da değil, artık hiç kimse ölerek buraya gitmeyeceğinden, ÖLÜLER DİYARI-MEZAR-ŞEOL-HADES diye bir yer olmayacak. Bu yüzden bu yerin Ateş Gölü'ne atılması, artık böyle bir yerin olmayacağı anlamına geliyor.

    ÖLÜM OLMAYACAK:

    Yine gelecekte, insanlar şimdiki gibi ÖLÜME YENİK DÜŞMEYECEKLERİNDEN, ÖLÜM DİYE BİRŞEY KALMAMIŞ OLACAK. Bu yüzden ÖLÜM de Ateş Gölü'nde yok oluşa atılmış oluyor. Bu artık ölümün olmayacağı anlamına geliyor.

    Öyleyse bunları en kısa ifadelerle anlatırsak şöyledir:

    MEZAR: BURADAKİLER DİRİLECEKLER. YENİDEN YAŞAM VAR.

    CEHENNEM: BURADAKİLER DİRİLMEYECEKLER. YENİDEN YAŞAM YOK.

    Bu nedenle, Şeytan ve Cinlerin amacı insanların yalnızca ÖLMELERİNİ SAĞLAMAK değil, onların BİR DAHA DİRİLMEMEK ÜZERE TAM OLARAK YOK OLMALARINI SAĞLAMAKTIR.

    Luka 12:5
    Kimden korkmanız gerektiğini size açıklayayım: Kişiyi öldürdükten sonra cehenneme atma yetkisine sahip olan Tanrı'dan korkun. Evet, size söylüyorum, O'ndan korkun.

    Öyleyse onların asıl amacı, insanları GEÇİCİ BİR ŞEKİLDE ÖLÜME (MEZARA) SÜRÜKLEMEK değil, SÜREKLİ OLARAK SONSUZ'A KADAR YOK OLACAKLARI BİR ÖLÜME (CEHENNEME) SÜRÜKLEMEKTİR.

    Şeytan ve Cinler insanların Tanrı'nın gözünde o derece kötü olmalarını istiyorlar ki, bu sayede Tanrı artık bu kişileri bir daha diriltmesin ve YOK OLMAYA layık saysın.

    En sonunda Şeytan ve Cinler de bir gün YOK EDİLECEKLER. Onların ölümü YOK OLUŞ anlamına gelecek. Onlar da bir daha yaşama döndürülmeyecekler.

    Vahiy 20:
    7 Bin yıl tamamlanınca Şeytan atıldığı zindandan serbest bırakılacak. 8 Yeryüzünün dört bucağındaki ulusları –Gog'la Magog'u– saptırmak, savaş için bir araya toplamak üzere zindandan çıkacak. Toplananların sayısı deniz kumu kadar çoktur.
    9 Yeryüzünün dört bir yanından gelerek kutsalların ordugahını ve sevilen kenti kuşattılar. Ama gökten ateş yağdı, onları yakıp yok etti. 10 Onları saptıran İblis ise canavarla sahte peygamberin de içinde bulunduğu ateş ve kükürt gölüne atıldı. Gece gündüz, sonsuzlara dek işkence çekeceklerdir.
    ---

    Burada "ateş ve kükürt gölü" ve "sonsuzlara dek işkence çekeceklerdir" ifadeleri var. Herşeyden önce Vahiy kitabı konuları mecazi bir dille anlatır. Ve bu dilin SİMGESEL olduğu daha kitabın başında da söylenmiştir. İçinde geçen sözcüklerin gerçekte hangi anlama geldiğini söylemek için yine kitabın başka yerlerine bakmak gerekir.

    Vahiy 1:1
    İsa Mesih'ten gelen vahiy. Tanrı bu vahyi ona, yakında gerçekleşmesi kesin olan şeyleri kullarına göstersin diye verdi. O'da meleğini göndererek, hizmetkarı Yuhanna'ya bunu SİMGELERLE iletti.
    ---

    Yukarda İblis'in ateş gölüne atılacağı ve burada sonsuzlara dek işkence çekeceğinden söz ediliyor. Ancak dikkatle okunursa İblis'in yalnız olmadığı görülür. İblis'in yanısıra CANAVAR ve SAHTE PEYGAMBER de buraya atılıyor. Ve bu sözler bunları da kapsıyor. Ama aslında ne canavar, ne de sahte peygamber bir kişidirler. Bunlar simgesel olarak Şeytan'la ilgili bazı şeyleri anlatmak üzere kullanılmış ifadelerdir. Sonunda Şeytan'a ait bu oluşumların da Şeytan'la birlikte yok edilecekleri anlatılıyor.

    Gerçekte olay şudur: O devirde zindana atılarak hapiste tutulan kişilere genellikle eziyet edilirdi. Yani pek insancıl değerler sözkonusu olmadığı için, tutuklular genellikle kötü davranışlara, eziyet ve işkencelere maruz kalabilirlerdi. Bu yüzden bunların başındaki gardiyanlar bu anlamda birer işkenceciydiler. Ama gardiyanların asıl görevi bunların buradan çıkışını engellemekti. Bu yüzden buradaki asıl anlam budur.

    İblis ve ona ait ne varsa yok edildiklerinde, YOK OLUŞ DURUMU BUNLARIN SONSUZA KADAR GERİ GELMELERİNİ ENGELLEYECEKTİR.

    YanıtlaSil
  65. Dünya Egemenliği

    İnsanlar ruhun ceninlere ana rahmine düştükten birkaç ay sonra üflendiğine inanıyorlar. Bir ceninin bu aradaki gelişmesinin bir bitki gibi olduğu inancı var. Oysa bitki ile insan farklı yapılardaki varlıklardır. Bitki FOTOSENTEZ ile çalışan apayrı bir sisteme sahip bir canlıdır ve ne insanla ne de hayvanla karşılaştırılamaz.

    Herşeyden önce RUH hücreleri yaşatan bir enerji olduğundan, BİR CENİNİN BU RUHA EN BAŞINDAN İTİBAREN SAHİP OLMASI GEREKİR. Ve zaten böyledir de. Yaratıcı gerçekte hiçbir cenine ruh üflemez, ne de bunu bir melek yapar. Yaratıcı bunu bir kez ADEM İÇİN YAPTI. Ondan sonraki bütün insanlar aynı ruhu Adem'den almış oldular ve buna Havva bile dahildir. Havva'ya bile ayrıca ruhun üflenmesi gerekli değildi.

    Bir mum tek bir kibritle yakıldıktan sonra, o mumun ateşi başka mumlara da aktarılabilir. İnsanlar bunu genellikle sigarayla yapıyorlar. Bazen birbirlerinin sigaralarıyla kendi sigaralarını yakıyorlar. Adem'e ruh verildikten sonra, Adem'in çocukları bu ruh enerjisini daha ana rahminde döllenmeden önce bile sahiptiler. Tıpta canlı olmayan ölü spermlerden sözedilir. Canlı olmayan bir spermde ruh yoktur. Ruhun olmadığı bir hücre ölüdür. İnsanın oluşması için RUHUN OLDUĞU BİR SPERM ile RUHUN OLDUĞU BİR YUMURTA gereklidir. Her ikisinde de ruh bunları oluşturan hücreleri yaşatmak için VAR OLMALIDIR. Aksi takdirde değil ana rahminde gelişmeyi, daha ana rahmine düşmeden öncesinde bile CANLI OLAMAZLAR. Hücrelerin faaliyeti için RUH gerekir ve bu ruha bir cenin de muhtaçtır.

    Sözde ruhun daha sonra cenine üflenmesi konusu gerçeği yansıtmamaktadır. Üstelik bu inanç doğmamış küçük ceninleri yalnızca kişiliği olmayan BİR ET PARÇASI gibi görülmesine yol açabilir. Oysa canlı bir varlığın kişiliği onun ruhunda değildir. Canlı bir varlığın tüm özellikleri hücrelerin içinde taa en başından beri var olan DNA denilen programlanmış planlarda yatmaktadır. Bir ceninin gelişmesine izin verildiğinde bu plan aşama aşama bu plana göre canlıyı inşa eder. Ama bütün bu inşa sürecinde yalnızca DNA gibi bir planın olması yeterli değildir. Nasıl bir inşaatın yapımında tuğla, demir, çimento gibi malzemeler gerekiyorsa, aynı şekilde bir ceninin gelişimi için de hücreleri oluşturan proteinler, yağlar, mineraller, vitaminler vs. gereklidir. Ve bütün bunlarda yeterli değildir. Bir inşaatı yaparken bu malzemeler olsa bile İŞÇİLİK gereklidir. Yani FAALİYET-EYLEM olmadan inşaat olmaz. Faaliyetin olabilmesi için de ENERJİ gereklidir. Bu enerji kısmen insanlardan, kısmen de makinalardan sağlanır. Onlar da enerjilerini sonuçta Güneş enerjisine borçludurlar.

    Aynı şekilde bir ceninin gelişiminde de vitaminler, proteinler, mineraller vs. birer yapı malzemeleridirler. Ancak bunların bir FAALİYET sonucu biraraya getirilmeleri gerekir. Yine bu faaliyetin, eylemin olabilmesi için bir ENERJİYE ihtiyaç vardır. Bu enerji olmadan DNA planı tıpkı bir mimarın elindeki yapı çizim planı gibidir. Hücrelerin planı uygulayabilmesi için gerekli enerjiyi RUH verir. Ruh ta zaten sonuçta kendi enerjisini Güneş enerjisinden sağlamaktadır.

    RUH TEK BİR KEZ ADEM'E ÜFLENDİ

    HAVVA BU RUHU TANRI'DAN DEĞİL ADEM'DEN ALDI

    BÜTÜN İNSANLAR RUHU ANA BABALARINDAN ALDILAR

    BÜTÜN ATALAR AYNI RUHU ADEM'LE HAVVA'DAN ALDILAR


    DNA bir yapının projesinin planını oluşturan bir kitaba benzer.

    Mezmurlar 139:13-16
    İç varlığımı sen yarattın,
    Annemin rahminde beni sen ördün.
    Sana övgüler sunarım,
    Çünkü müthiş ve harika yaratılmışım.
    Ne harika işlerin var!
    Bunu çok iyi bilirim.
    Gizli yerde yaratıldığımda,
    Yerin derinliklerinde örüldüğümde,
    Bedenim senden gizli değildi.
    HENÜZ DÖL YATAĞINDAYKEN GÖZLERİN GÖRDÜ BENİ;
    Bana ayrılan günlerin hiçbiri gelmeden,
    HEPSİ SENİN KİTABINA YAZILMIŞTI.
    ---

    Ama yine de bu konuda farklı düşünceler bulunuyor. Birçok insan ruhun insanın kendisi olduğuna inanıyorlar. Ve bu ruhun bazı durumlarda bedeni terkederek bir yolculuk yapabildiğine inanıyorlar. Astral Seyahat adı verilen ruhun yolculuğu inancı da yine bu anlayışa dayanır.

    http://www.youtube.com/watch?v=7Lug_-in-S8

    YanıtlaSil
  66. Dünya Egemenliği

    ----
    "Adsız says:
    16 Mayıs 2013 15:10
    peki neden Ra yı sembol olarak kullanıyorlar şeytanla ne ilgisi var"
    ----

    Vahiy 21:23
    Aydınlanmak için kentin güneş ya da aya gereksinimi yoktur. Çünkü Tanrı'nın görkemi onu aydınlatıyor. Kuzu da onun çırasıdır.
    ----

    Yukardaki sözler Tanrı'nın görkemi ve parlaklığı ile ilgilidir. Tanrı'nın görkeminin yanında tüm evren sönük kalmaktadır. Tanrı bütün evrendeki enerjiyi sağlayan kişi olarak sonsuz bir güce sahiptir. Evrendeki bizim Güneş'imizden kat kat büyük ve güçlü güneşler vardır. Bütün bu yaratılmış olan güneşler gerçekte Tanrı'nın çok küçük bir yansımasından başka birşey değildirler.

    Şeytan'a gelince, Şeytan kendisini Yaratıcı'ya rakip bir tanrı olarak görmek istiyor. Ancak gerçek anlamda böyle bir gücü de yoktur. Diğer melekler gibi bir melektir, fakat gururundan dolayı kendisini çok yükseklerde görmektedir. Yükseklik kavramı kendisini başkalarından üstün görmekle ilgili bir kavramdır. Ancak yalnızca yükseklik kavramı yeterli olmamaktadır. Çünkü Yaratıcı bütün evreni yaratmış bir kişi olarak muazzam bir enerji ve ışık kaynağıdır. İşte burada Şeytan'ın özentisi başlıyor ve kendisini gerçek Tanrı'ya eşit görmek istediğinden dolayı, kendisi için seçtiği sembollerin başında GÜNEŞ geliyor. Böylece sanal olsa da, Şeytan kendisini sanki Tanrı'ymış gibi görmek ve kabul ettirmek istiyor.

    Burada şu noktaya akılda tutmak gerekir. Şeytan'ın böyle iddiaları olsa da, bu tarz büyüklenmeler gökteki diğer ruh varlıkları hiçbir şekilde etkileyemez. Kesinlikle Şeytan'dan çok daha güçlü melekler vardır. Örneğin Cebrail (Cebrail: Tanrı'nın Güçlüsü-Zorlusu - Cebr: Zor) böyle meleklerden biridir. Ayrıca Mikail de çok güçlüdür. Gerçi Şeytan kendisini meleklerden daha üstün bir konuma yükseltmeye çalışmış olsa da, asıl tanrılık iddiasını insanların üzerinden yürütmeye çalışmıştır. Sonuçta melekler, Şeytan kendisini tanrı gibi görmeye başladı diye, onlar da böyle görmeyeceklerdir. İnsanlar açısından bakıldığında melekler çok güçlü varlıklardır. Ayrıca çok parlak bir ışık şeklinde de görünebilirler ve bu ışık Güneş'le kıyaslanabilir derecede olabilir.

    Elçilerin İşleri 26:
    10 Ve Yeruşalim'de bunu yaptım. Başkâhinlerden aldığım yetkiyle kutsallardan birçoğunu hapse attırdım; ölüm cezasına çarptırıldıkları zaman oyumu onların aleyhinde kullandım. 11 Bütün havraları dolaşıp sık sık onları cezalandırır, inandıklarına küfretmeye zorlardım. Öylesine kudurmuştum ki, onlara zulmetmek için bulundukları yabancı kentlere bile giderdim.
    12 “Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şam'a doğru yola çıkmıştım. 13 Ey kralım, öğlende yolda giderken, gökten gelip benim ve yol arkadaşlarımın çevresini aydınlatan, GÜNEŞTEN DAHA PARLAK bir ışık gördüm. 14 Hepimiz yere yıkılmıştık. Bir sesin bana İbrani dilinde seslendiğini duydum. ‘Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?’ dedi. ‘Üvendireye karşı tepmekle kendine zarar veriyorsun.’
    15 “Ben de, ‘Ey Efendim, sen kimsin?’ dedim.
    “ ‘Ben senin zulmettiğin İsa'yım’ diye yanıt verdi Rab. 16 ‘Haydi, ayağa kalk. Seni hizmetimde görevlendirmek için sana göründüm. Hem gördüklerine, hem de kendimle ilgili sana göstereceklerime tanıklık edeceksin.
    ----

    İnsanların açısından bakıldığında gökteki en parlak ve en güçlü cisim Güneş'tir. Bu yüzden Şeytan'ın bunu kendisine sembol olarak kullanması normaldir.

    Şeytan başlangıçta diğer melekler gibi doğru yolda giden bir varlıktı. Kendisine Aden Bahçesi'nde insanlarla ilgili bir iş verilmişti. Fakat zamanla içinde gurur gelişince, kendisini bir tanrı gibi görmeye başladı.

    Yeşaya 14:
    12 Ey parlak yıldız[b], seherin oğlu,
    Göklerden nasıl da düştün!
    Ey ulusları ezip geçen,
    Nasıl da yere yıkıldın!
    13 İçinden, “Göklere çıkacağım” dedin,
    “Tahtımı Tanrı'nın yıldızlarından (meleklerinden) daha yükseğe koyacağım;
    İlahların toplandığı dağda,
    Safon'un doruğunda oturacağım.
    14 Bulutların üstüne çıkacak,
    Kendimi Yüceler Yücesi'yle eşit kılacağım.”

    YanıtlaSil
  67. Dünya Egemenliği

    "BEDEN ÖLÜR RUH ÖLMEZ"

    Bu bilginin-öğretinin-inancın kaynağı gerçekten Tanrı mıdır?

    Yoksa Şeytan ve cinleri insanları bu öğretiyle aldatmışlar mıdır?

    Bu konu diğer konuların temelini oluşturur. Bu yüzden bunu biraz daha açalım ve önce yine yukardan bir alıntı yapalım:

    ----

    Demek ki "zihin kontrolü" çok önemli. Zihin kontrolünün bir kısmı insanları MEDİTASYON, YOGA, RABITA, HİPNOZ gibi yöntemleri kullanmaya teşvik ederek yapılır. Zihin kontrolünün ikinci bir kısmı ise zihni bu yöntemlerle değilde, SAHTE FİKİRLERLE KÖRLEŞTİREREK yapılır. Bunun örneklerinden bazıları da yine yukardaki videoda bulunuyor. Ama biz buradan bütün bunları ortaya çıkarırsak, bu uygun olmayacaktır. Çünkü İNSANLAR BU SAHTE FİKİR VE İNANÇLARLA KİLİTLENMİŞLERDİR. Şeytan bu insanlara bunları yaparken oldukça etkilidir. SAHTEKARLARIN SESİ YÜKSEK ÇIKTIĞINDAN, DOĞRUYU SÖYLEYENLERİN BAĞIRIŞI DUYULMAZ. Bütün medya, para, olanaklar insanların aldatılması yönünde seferber edilir. İnsanlara sahte yalan şeyleri doğrudan ya da dolaylı olarak aşılamak için var güçleriyle çalışırlar. Ama yine unutmayalım, asıl yapanlar cinlerdir. Bizler bazı şeyleri açıkça görsek bile, açıkça dile getiremeyiz. ÇÜNKÜ ŞEYTAN İNSANLARI TANRI'YA TAPINDIKLARINA İNANDIRTMIŞTIR. GERÇEKTE İSE KENDİSİNE TAPINDIRMAKTADIR VE İNSANLAR BUNUN FARKINDA DEĞİLDİRLER. ZİHİNLERİ KİLİTLENMİŞTİR. AÇMAK İSTEYENLERİ DÜŞMAN GÖRECEKLERDİR. Yaptıkları şeyler, kullandıkları semboller, daha söylenemeyecek sayısız şey hep Şeytan'ın onlara doğru diye öğrettiği şeylerdir. Aslında bir yandan da bu kişilere doğruyu göstermek gerekmiyor. Çünkü onların seçim hakkı var. Aldatılmak onların da hakkı. İnsanlar ruhun ölmediğine inanma hakkına sahipler. İsterlerse reenkarnasyona da inanabilirler. Daha birçok inanç ve uygulamalar vardır. Ama bunlar tabudurlar YANİ KİLİTLİDİRLER. Neden? Tanrı neden bunları ortaya çıkarmıyor?"

    2. Selanikliler 2:9-12 Fakat bu kanunsuz adam (mecazi adam), Şeytan'ın kontrolünde gerçekleştirdiği işlerden aldığı destekle varlığını sürdürürken, etkileyici işler, sahte alametler, şaşılacak şeyler gerçekleştirerek, her türlü hileye başvurarak, YOK OLMAYA GİDEN KİŞİLERİ ETKİLEYECEK. Aslında o kişiler, kendilerini kurtarabilecek olan hakikat sevgisine içlerinde yer vermemelerinin karşılığını görürler. BU NEDENLE TANRI, YALANA İNANMALARINA YOL AÇAN ALDATICI BİR GÜCÜN ONLARI ETKİLEMESİNE İZİN VERİYOR Kİ, HEPSİ YARGILANABİLSİN. Çünkü onlar hakikate inanmadılar, tersine KÖTÜLÜKTEN ZEVK ALDILAR.

    Demek ki, bazı insanlar aldatılmaya layıklar. Çünkü zaten onlar hakikati sevmiyorlar. Yalanı seviyorlar, öyleyse bu aldanmayı seviyorlar anlamına gelmiyor mu? Cinler bu insanları aldatmak amacıyla zihin kontrolünü uyguluyorsa, onlar da yalanı seviyorlarsa inanacaklardır. Cinler ölmüş dedesini rüyasında gösteriyorsa, inanırlar. Tamam belki artık buna inanmazlar ama yine de sayısız başka şeylerle aldanmaya devam ederler. Yemler çok, biri olmazsa ötekiler var.

    -------

    RUHUN ÖLÜMSÜZ OLDUĞU İNANCI BİR ŞEYTAN VE CİN YALANIDIR...!

    DİĞER YALANLAR BU YALANIN ÜZERİNE BİNA EDİLMİŞLERDİR...!

    YanıtlaSil
  68. Dünya Egemenliği

    Bu yalan en başta gelen bir yalan olduğundan bunu "A" olarak tanımlayalım:

    A: İnsanlar ruhlarının ölmediğine inandırılacaklar.

    Nasıl?

    A: Ölmüş kişilerin kılığına girilerek, görünüşleri ve sesleri taklit edilir. Ayrıca astral seyahatler, rüyalar ve vizyonlar gibi diğer araçlarla yine ölülerin yaşadıkları mesajları verilir. Ve insanlar ruhlarının ölmediğine inandırılırlar.

    Örnek:

    http://www.youtube.com/watch?v=lqjLhFFn8-I

    R: ... Orada yirmi davetli vardı. Ben de onlardan biriydim. Ruhlarla konuşmaya başladı. Çeşitli insanlara ruhların söylediklerini iletti. Bir adam "6 ay önce ölen arkadaşımla görüşmek istiyorum ama onu görmek istemiyorum" dedi. Sadece konuşmak istiyordu. "Çünkü arkadaşımla benim yerine konuşmana güven duymuyorum" dedi. Medyum "ruhla irtibata geçeyim" dedi. "Ruh seninle konuşacak" dedi ve geniş bir erkek sesi mekanda duyuldu. "Merhaba Frank" dedi. "Beni istemen ne güzel" dedi. Biraz konuştular. Bittikten sonra, Frank "ölülerin ruhlarıyla konuşmak dünyanın en güzel şeyi" dedi. (Kandırıldı) Daha sonra medyum, bu gece bizi çok özel bir sürprizin beklediğini söyledi. Ruh açık bir şekilde şekil bulacaktı. Birkaç dakika bekledik. Ondan sonra büyük bir rüzgar binaya çarptı. Duvarın içinden - ışıklar çok parlaktı - şey gibilerdi ışıklar. Bir kaç tane ayaklı lamba vardı. Bu yarı saydam varlık doğrudan duvarın içinden çıktı.

    S: O anda nasıl hissettin?

    R: Sanki kalbim bir anlık durmuştu. Çok garip bir histi. Çok güzel bir gecelik giymiş bir hanımdı. Uçuyordu. "Canım kardeşim Mary, beni çağırman ne de güzel oldu" dedi. Mary bayılıp sandalyeden yere düştü. Onu kaldırdılar ve ruh kayboldu. Bu işin başlangıcıydı.

    ...

    S: Bahsettiği şeyler ilginizi çekti mi?

    R: Evet. Yani "SÖZÜM ONA ÖLÜLERİN RUHLARI OLANLAR GERÇEKTE İFRİT RUHLAR (cinler)" dedi. "Düşmüş meleklerdir. Çok güzel varlıklar."

    S: Bir anda söyledi!

    R: Aynen öyle.

    S: Öyle dediğinde rahatsız etmedi mi?

    R: Biraz şok etti tabii. İlk defa duyuyorsunuz. Size söyleniyor. ...

    --------------

    Roger Monreau neden biraz şok olmuş?

    Önceki dinsel inancında kendisine, insanın ruhunun ölmediği fikri öğretilip benimsetildiğinden olabilir mi?

    Ama artık Roger Monreau farklı düşünüyor. Fikrini değiştirmiş. Bir fikri değiştirmek çok zor değildir. Fikir düzeltilebilir.

    Acaba bir ceninin ruhu ne zamandan itibaren vardır?

    Dört aydan küçük ceninlerin ruhu yok mudur?

    Ceninler dördüncü aya kadar ruhu olmadan mı gelişirler?

    Ceninlere ruh birkaç ay sonra mı üflenir?

    Dört aylıktan küçük ceninler ruhu olmayan birer et parçası mıdırlar?

    Dört ayı tamamlamamış ceninler, ruhu olmadığı varsayılarak öldürülebilir mi?

    Yukarda Roger Monreau önceki fikrinin doğru olmadığını öğrenince, eski fikrini atıp yenisini zihnine yerleştiriyor. Bunu kolayca yapıyor!

    Ruhu yok diye öldürülen ceninler de, ruhlarının olduğu öğrenildiğinde bir fikir gibi düzeltilebilir mi?

    Bir ceninin telafisi mümkün mü?

    Yoksa dört aylıktan küçük ceninler, doğru olmayan bir inancın kurbanları mıdırlar?

    http://www.google.com.tr/#sclient=psy-ab&q=cenin+ruhu+ne+zaman&oq=cenin+ru&gs_l=hp.1.0.0l2j0i30l2.2637.9095.0.17800.8.8.0.0.0.0.640.3714.3-2j4j2.8.0...0.0...1c.1.16.psy-ab.s-Rq8yPNHHk&pbx=1&bav=on.2,or.r_qf.&bvm=bv.47534661,d.ZWU&fp=37742b8d8a2aaa28&biw=1024&bih=419

    YanıtlaSil
  69. Dünya Egemenliği

    "(RUHÇULUK UYGULAMALARINI) ... İNSANLIĞIN YARARINA YENİ BİR BİLİM OLARAK SUNMAKTI"

    Anlaşılan ruhçuluk kaynaklı bütün bu fikirler öyle sıradan şeylermiş gibi sunulmuyorlar. Toplumun çeşitli kesimlerince kabul görmesi için, bütün bu SAHTE FİKİRLER BİLİMSEL BİR KİSVEYE BÜRÜNDÜRÜLEREK SUNULUR. Öyle ki, bu yalanlar insanlar için cazip ve kabul edilir görünsünler:

    Üç temel ilke:

    1: İNSANLAR ŞEYTAN VE MELEKLERİNİN - CİNLERİN - OLMADIKLARINA İNANDIRILACAKLAR

    2: RUHÇULUK TEMELİNE DAYANAN UYGULAMALARIN ARACILIĞIYLA, İNSANLARA REENKARNASYON GİBİ SAHTE İNANÇLAR BENİMSETİLECEK

    3: EVRİM KURAMIYLA, İNSANLARIN TANRI VE TANRI'YLA İLGİLİ İNANÇLARI, UMUTLARI ORTADAN KALDIRILACAK


    -------------------

    http://www.youtube.com/watch?v=NzIt4B2_ghU


    1: İNSANLARIN ŞEYTAN VE MELEKLERİNİN - CİNLERİN - OLMADIKLARINA İNANDIRILMASI

    R: Takip edeceğimiz üç tane ilke var. “LUSİFER, İNSANLARI ŞEYTAN’IN VE MELEKLERİNİN OLMADIĞINA İNANDIRMALIYIZ” dedi. (“Lucifer says, we have make sure that humans get to belive, that Satan and his angels do not exist.”)

    S: Bu ilginç Roger, çünkü ülke çapında yapılan yeni okuduğum bir araştırmada, insanların % 75’nin gerçek ve somut bir Şeytan’a inanmadığını belirtmişti. Ama öyle biri var?

    R: Evet.

    -------------------


    2: RUHÇULUK TEMELİNE DAYANAN UYGULAMALARIN ARACILIĞIYLA, İNSANLARA REENKARNASYON GİBİ SAHTE İNANÇLARIN BENİMSETİLMESİ

    R: Bu üç ilkeden ikincisi, insanların akıllarına hükmetmenin bir yolu olan hipnotizmi gizlilikten çıkarıp, insanlığın yararına yeni bir bilim olarak sunmaktı. (MIND CONTROL – HİPNOZ – MEDİTASYON – RABITA - YOGA) Hipnotizmi gizlilikten çıkarıp, insanların yararına bir bilim olarak tanıttıklarında, ünlülere, öğretmenlere, kabiliyetli insanlara harika şeyler yaptırarak, örneğin sözüm ona insanları zamanda geri gönderip önceki hayatlarını göstererek kullanacaktı. (REENKARNASYON) Tabii seans bittiğinde söz konusu kişi kadim tarih hakkında hiçbir şey bilmeyecek ve transta bahsettiği kişiler 2-4000 sene evvel bir şeyler yapmış olacaktır. Ancak bu onların planıydı. BU SAYEDE TOPLUMDA BÜYÜK ALDATMAYA KARŞI SARSILMAZ BİR GÜVEN OLUŞTURACAKLARDI. (REENKARNASYONA SARSILMAZ BİR GÜVEN) Mistisizmle (batınilik-gizlicilik) batıyı Hıristiyanlıktan uzaklaştıracaklar…

    --------------------


    3: EVRİM KURAMIYLA, İNSANLARIN TANRI VE TANRI'YLA İLGİLİ İNANÇLARININ, UMUTLARININ ORTADAN KALDIRILMASI

    S: Üç ilke şunlar yani: O’nun (Şeytan’ın) ve meleklerinin var olmadığına insanları inandırmak. İkincisi: İnsanların akıllarını tamamen ele geçirmek. (TOTAL MIND CONTROL) Üçüncü ilke nedir?

    R: Kitabı Mukaddes’i yakmadan yok etmek.

    S: Peki o konudaki planı neydi?

    R: O konuda mı? O çok ilginçti işte. (Eski tarihte) Büyük Konsül toplantısından sonra ŞEYTAN’IN CHARLES DARWİN’E BİREBİR EVRİM TEORİSİ İLKELERİNİ DİKTE EDECEĞİNE KARAR VERİLMİŞTİ. Lusifer’in kendisi tarafından eğitim aldı. Düşmüş Lusifer. O ZAMANDA ŞEYTAN VE RUHANİ DANIŞMANLARI, EĞER BİR İNSAN EVRİM TEORİSİNE İNANIRSA, HAYATINDA KİTABI MUKADDES’İN YARATILIŞ HAFTASINI, İNSANIN DÜŞÜŞÜ (fikri - evrimin tersi) VE KURTULUŞ İSTEĞİNİ (evrimde ölüm kabullenilir) TAMAMIYLA YOK EDECEĞİNİ ANLIYORLARDI. Evrim teorisini öğreten her kimse O DİNİ İNANIŞIN ÖNEMLİ BİR RAHİBİ SAYILIYORDU. Bu teorinin her öğreticisi ruhlar tarafından önemli bir kişi olarak algılanıyor ve Şeytan’ın kendisi tarafından ona özel bir karşılık ayrılıyor. BİRİSİNİ İNANDIRARAK RUHANİ KÖRLÜK, İKNA VE DÖNÜŞTÜRME İLE BÜYÜK GÜÇ ELDE EDİYORLAR. Üç kapasite.

    -------------

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "R: Bu üç ilkeden ikincisi, İNSANLARIN AKILLARINA HÜKMETMENİN BİR YOLU OLAN HİPNOTİZMİ gizlilikten çıkarıp, insanlığın yararına yeni bir bilim olarak sunmaktı. HİPNOTİZMİ gizlilikten çıkarıp, insanların yararına bir bilim olarak tanıttıklarında, ünlülere, öğretmenlere, kabiliyetli insanlara harika şeyler yaptırarak, örneğin sözüm ona insanları (TRANSA SOKARAK) zamanda geri gönderip önceki hayatlarını göstererek kullanacaktı. Tabii seans bittiğinde söz konusu kişi kadim tarih hakkında hiçbir şey bilmeyecek ve transta bahsettiği kişiler 2-4000 sene evvel bir şeyler yapmış olacaktır. Ancak bu onların planıydı. BU SAYEDE TOPLUMDA BÜYÜK ALDATMAYA KARŞI (REENKARNASYONA) SARSILMAZ BİR GÜVEN OLUŞTURACAKLARDI."

      Alıntı:

      http://1000kitap.com/Kitap/6149/Ölümün_Ötesi-Dolores_Cannon

      "Birçok insan, ölümü her şeyin sonu olan, ürkütücü ve umutsuz bir durum olarak görür, çünkü ölüm insanların var olduğunu bildikleri tek yaşamdan ayrılış demektir. Peki, gerçekten de ölüm her şeyin sonu mudur? Ölümden sonra da yaşam var mıdır? Varsa, bu nasıl bir yaşamdır? Ünlü yazar ve HİPNOZCU Dolores Cannon, yüzlerce kişiyi TRANSA SOKARAK onları DOĞMADAN ÖNCE BULUNDUKLARI ALEME, yani, ÖLÜMDEN SONRA GİDİLEN YERE GÖTÜRDÜ. Bu alemle ilgili olarak deneklerin anlattıkları şeyler birbirine o kadar çok benziyordu ki, sonunda ünlü hipnozcu bu heyecan verici ve aydınlatıcı açıklamaları bir kitap halinde yayınlamaya karar verdi."
      ----

      Alıntı:

      http://1000kitap.com/Kitap/6148/Hatırlanan_Beş_Yaşam-Dolores_Cannon

      "Bir kişinin beş geçmiş yaşamına giden reenkarnasyon deneyimine tanık olmaya hazır mısınız?

      Zamanından önce size gelen bir bilgiyi keşfettiğinizde ne yaparsınız? Peki ya merakınız sizi, hakkında hiçbir şeyin "normal" ile ilişkilendirilemeyeceği kadar garip bir maceraya çıkardığında ne yaparsınız? Bu 1968 yılında, bir geçmiş yaşam terapisti ve geri dönüş uzmanı olarak kariyerine başlamadan çok önce Dolores'in başına gelen şeyin ta kendisi. Bizimle, "reenkarnasyon, geçmiş yaşamlar, geri dönüş, bedene girme, Yeni Çağ" gibi kelimelerin toplumun geneli tarafından bilinmediği bu zamana yolculuk yapın."
      ----

      Sil
  70. dünden beri çok taktım kafaya bu konuyu !

    YanıtlaSil
  71. Dünya Egemenliği

    http://www.youtube.com/watch?v=NzIt4B2_ghU

    Ayrıca:

    4: KENDİLERİNİ, UZAK GEZEGENLERDEN İNSANLARA YARDIM ETMEYE GELEN VARLIKLAR OLARAK TANITACAKLAR.


    R: Bunlar İYİ VE KÖTÜ ARASINDAKİ DAVA (Armageddon'da) KAPANMADAN ÖNCE, dünyanın (insanların) çoğunluğunu elde etmeye sağlayacak olan büyük plandır. Özgün bir şekilde yapılacak. Bu büyük plan. İnsanlar bu fikirleri yutacak. Çünkü ruhlar, ifritler, kendilerini uzak gezegenlerden ve galaksilerden gelen ve onları, dikkat edilip, ciddi bir önlem alınmazsa dünyanın yok olacağına karşı uyarmaya gelen varlıklar olarak tanıtacaklar. (UFO - ATLANTİS - AGARTA)

    ----------------

    Acaba bütün bunlar uygulamada yer alıyorlar mı? Yalnızca bir düşünce olarak mı kalmışlar? İnsanlar gerçekten bu gibi düşüncelerden etkilenmemişler mi? Peki, insanlar şu gibi soruları neden soruyorlar?

    Uzayda yaşam var mı?

    Başka gezegenlerde yaşayan akıllı canlılar var mı?

    UFO'lar başka gezegenlerden gelen ileri medeniyetler mi?

    Dünya'ya yaşamı bu ileri medeniyetler getirmiş olabilir mi?

    Uzaylı dostlarımız, bizim gelişmemiz için bize yardım mı ediyorlar?

    İnsanlar bir beyne ve zihne sahipler. Ancak insanların zihinlerini uğraştıran konular gerçekten kendi zihinlerinde ürettikleri düşünceler midir?

    Yoksa, kötü ruh varlıklar tarafından, insanları yanlış yönlere yönlendirmek amacıyla, bilinçli olarak ortaya çıkarılmış fikirler midir?

    Bu fikirler, felsefeler insanları gerçeklerden uzaklaştırmak için ortaya atılan birer yem midirler?

    Neden sayısız filmler, kitaplar ve birçok dinsel uygulamalar hep bu türden ruhçulukla ilgili şeyler oluyorlar?

    BÜTÜN BUNLAR İNSANLARI "RUHANİ KÖRLÜK" İÇİNE SOKMAK İÇİN YAPILIYOR.

    "R: ... BİRİSİNİ İNANDIRARAK RUHANİ KÖRLÜK, İKNA VE DÖNÜŞTÜRME İLE BÜYÜK GÜÇ ELDE EDİYORLAR. ..."

    RUHANİ KÖRLÜK = ZİHİN KÖRLÜĞÜ = GERÇEĞE KÖRLÜK

    2. Korintliler 4:3,4 Yaydığımız Müjde örtülüyse de, mahvolanlar için örtülüdür. Tanrı'nın görünümü olan Mesih'in yüceliğiyle ilgili Müjde'nin ışığı imansızların üzerine doğmasın diye, BU ÇAĞIN İLAHI [ŞEYTAN] ONLARIN ZİHİNLERİNİ KÖR ETMİŞTİR.

    RUHÇULUK = SPİRİTÜALİZM

    Evet, Şeytan ve Cinler insanlara sahte fikirleri çok çeşitli kanallardan verirler. İnsanlar onların yönlendirmeleriyle güdülür. Kendi deyimleriyle "Dünya Yönetici Konseyi" hangi fikirlerle insanların körleştirilebileceği yönünde ortak bir karar verir. Şeytan'ın onay verdiği bütün aldatmacalar insanlara gerekli kanallardan ulaştırılır. İnsanlara BİLGİ, IŞIK, AYDINLANMA veriliyormuş gibi sunulur.

    MEDYA ÇOK ÖNEMLİ BİR ARAÇTIR

    İNSANLARIN DÜŞÜNCELERİNE YÖN VEREN RUHSAL IŞIK KAYNAKLARININ SUNDUKLARI:

    Spiritüel kitaplar:

    http://www.google.com.tr/#sclient=psy-ab&q=spirit%C3%BCel+kitaplar&oq=spirit%C3%BC&gs_l=hp.1.2.0l4.0.0.1.952.0.0.0.0.0.0.0.0..0.0...0.0...1c..16.psy-ab.AhZE3bsicd4&pbx=1&bav=on.2,or.r_qf.&bvm=bv.47534661,d.ZWU&fp=37742b8d8a2aaa28&biw=1024&bih=419

    ------------

    Spiritüel filmler:

    http://www.google.com.tr/webhp?hl=tr&tab=ww#hl=tr&output=search&sclient=psy-ab&q=spirit%C3%BCel+film&oq=spiritel+f&gs_l=hp.1.0.0i13l4.3697.7066.0.13213.10.10.0.0.0.0.687.1452.3-1j1j1.3.0...0.0...1c.1.16.psy-ab.G1eQ6_Hhz0U&pbx=1&bav=on.2,or.r_qf.&bvm=bv.47534661,d.ZWU&fp=37742b8d8a2aaa28&biw=1024&bih=419

    --------

    http://www.google.com.tr/search?q=spirit%C3%BCalizm&hl=tr&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ei=B9OxUeCVHsvWPIf0gegF&ved=0CAcQ_AUoAQ&biw=1024&bih=419

    --------

    http://spiritualizm.com/

    --------

    http://www.spiritualizm.com/bbsadiklar1.html

    Alıntı:

    "SADIKLAR PLANI olarak sizin ile irtibatta bulunan bir GÖREV GRUBU, yalnızca tebliğ ile görevli degildir, Bir çok bedenli ve bedensizin evrimsel aksiyonlarında en isabetli işi yapabilmeleri için sürekli neşriyatta (yayında), dolayısıyla müesseriyette (etkide) bulunur. Bunlar çok geniş ve sizler için kavranılması çok zor kadrolar içerisinde cereyan eder."

    -------------

    Spiritüel okyanus, insanların ruhen kolayca boğulabilecekleri büyük bir okyanustur!

    YanıtlaSil
  72. Tüm Gizli Gerçekler Burada TIKLAYIN

    YanıtlaSil
  73. Dünya Egemenliği

    Büyük Babil çok önemli bir sırrın baş oyuncusudur. Nimrod'un Mö. 23. yüzyılda kurduğu eski Babil şehrinden ve Nebukadnessar'ın Mö. 7. ve 6. yüzyıldaki Babil'inden daha büyüktür. Ayrıca Büyük Babil'in sırrı da büyüktür. Büyük Babil'in günümüzle ne ilgisi var? Eskinin Babil şehri çoktan yıkılıp gitti. Bugün Irak'ta bulunduğu yerde eski Babil'in yıkıntılarından başka birşey yok. Ama yine de günümüzde de bir Babil var. Bu Babil eski Babil'den çok daha büyük bir şehirdir. Evet simgesel anlamda bugün de böyle bir şehir var ve hem de eskisinden daha büyük. Eski Babil'in kurucusu Nimrod'du. Sonra Nimrod'a Marduk denildi. Büyük Babil'in kurucusu da Marduk'tur. Büyük Babil Vahiy'de şöyle açıklanıyor:

    "Alnına şu gizemli ad yazılmıştı:

    BÜYÜK BABİL,
    DÜNYA FAHİŞELERİNİN
    VE İĞRENÇLİKLERİNİN ANASI"

    Vahiy 17:

    1 Yedi tası alan yedi melekten biri gelip benimle konuştu: “Gel!” dedi. “Sana engin suların kenarında oturan büyük fahişenin çarptırılacağı cezayı göstereyim. 2 Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.”

    3 Bundan sonra melek beni Ruh'un yönetiminde çöle götürdü. Orada yedi başlı, on boynuzlu, üzeri küfür niteliğinde adlarla kaplı kırmızı bir canavarın üstüne oturmuş bir kadın gördüm. 4 Kadın, mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar, incilerle süslenmişti. Elinde iğrenç şeylerle, fuhşunun çirkeflikleriyle dolu altın bir kâse vardı. 5 Alnına şu gizemli ad yazılmıştı:

    BÜYÜK BABİL,
    DÜNYA FAHİŞELERİNİN
    VE İĞRENÇLİKLERİNİN ANASI

    6 Kadının, kutsalların ve İsa'ya tanıklık etmiş olanların kanıyla sarhoş olduğunu gördüm. Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm. 7 Melek bana, “Neden şaştın?” diye sordu. “Kadının ve onu taşıyan yedi başlı, on boynuzlu canavarın sırrını ben sana açıklayayım. 8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok. Biraz sonra dipsiz derinliklerden çıkacak ve yıkıma gidecek. Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri adları yaşam kitabına yazılmamış olanlar canavarı görünce şaşacaklar. Çünkü o bir zamanlar vardı, şimdi yok, ama yine gelecek.

    9 “Bunu anlamak için bilgelik gerek. Yedi baş, kadının üzerinde oturduğu yedi tepedir; aynı zamanda yedi kraldır. 10 Bunların beşi düştü, biri duruyor, ötekiyse henüz gelmedi. Gelince kısa süre kalması gerek. 11 Yaşamış, ama şimdi yok olan canavarın kendisi sekizinci kraldır. O da yedilerden biridir ve yıkıma gitmektedir. 12 Gördüğün on boynuz henüz egemenlik sürmemiş on kraldır; canavarla birlikte bir saat egemenlik sürmek üzere yetki alacaklar. 13 Düşünce birliği içinde olan bu krallar güçlerini ve yetkilerini canavara verecekler. 14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecek. Çünkü Kuzu, rablerin Rabbi, kralların Kralı'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış, seçilmiş ve O'na sadık kalmış olanlardır.”

    15 Bundan sonra melek bana, “Şu gördüğün sular –fahişenin kenarında oturduğu sular– halklar, toplumlar, uluslar ve dillerdir” dedi. 16 “Gördüğün canavarla on boynuz fahişeden nefret edecek, onu perişan edip çıplak bırakacaklar. Etini yiyip kendisini ateşte yakacaklar. 17 Çünkü Tanrı, amacını gerçekleştirme isteğini onların yüreğine koymuştur. Öyle ki, Tanrı'nın sözleri yerine gelinceye dek krallıklarını canavara devretmekte sözbirliği edecekler. 18 Gördüğün kadın dünya kralları üzerinde egemenlik süren büyük kenttir.”

    YanıtlaSil
  74. Dünya Egemenliği

    Vahiy 18:

    1 Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı. 2 Melek gür bir sesle:

    “Yıkıldı! Büyük Babil yıkıldı!
    Cinlerin barınağı,
    Her kötü ruhun uğrağı,
    Her murdar ve iğrenç kuşun sığınağı oldu.
    3 Çünkü bütün uluslar
    Azgın fuhşunun şarabından içtiler.
    Dünya kralları da
    Onunla fuhuş yaptılar.
    Dünya tüccarları
    Onun aşırı sefahatiyle zenginleştiler.”

    4 Gökten başka bir ses işittim:
    “Ey halkım!” diyordu.
    “Onun günahlarına ortak olmamak,
    Uğradığı belalara uğramamak için çık oradan!
    5 Çünkü üst üste yığılan günahları göğe erişti,
    Ve Tanrı onun suçlarını anımsadı.
    6 Babil nasıl davrandıysa, karşılığını ona aynen verin,
    Yaptıklarının iki katını ödeyin.
    Hazırladığı kâsedeki içkinin
    İki katını hazırlayıp ona içirin.
    7 Kendini yücelttiği, sefahate verdiği oranda
    Istırap ve keder verin ona.
    Çünkü içinden diyor ki,
    ‘Tahtında oturan bir kraliçeyim, dul değilim.
    Asla yas tutmayacağım!’
    8 Bu nedenle başına gelecek belalar
    –Ölüm, yas ve kıtlık–
    Bir gün içinde gelecek.
    Ateş onu yiyip bitirecek.
    Çünkü onu yargılayan Rab Tanrı güçlüdür.

    9 “Kendisiyle fuhuş yapan ve sefahatte yaşayan dünya kralları onu yakan ateşin dumanını görünce onun için ağlayıp dövünecekler. 10 Çektiği ıstıraptan dehşete düşecek, uzakta durup,
    ‘Vay başına koca kent,
    Vay başına güçlü kent Babil!
    Bir saat içinde cezanı buldun’ diyecekler.

    11 “Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık. 12-13 Altını, gümüşü, değerli taşları, incileri, ince keteni, ipeği, mor ve kırmızı kumaşları, her çeşit kokulu ağacı, fildişinden yapılmış her çeşit eşyayı, en pahalı ağaçlardan, tunç, demir ve mermerden yapılmış her çeşit malı, tarçın ve kakule, buhur, güzel kokulu yağ, günnük, şarap, zeytinyağı, ince un ve buğdayı, sığırları, koyunları, atları, arabaları ve köleleri, insanların canını satın alacak kimse yok artık.
    14 “Diyecekler ki,
    ‘Canının çektiği meyveler elinden gitti,
    Bütün değerli ve göz alıcı malların yok oldu.
    İnsanlar bunları bir daha göremeyecek.’

    15 Babil'de bu malları satarak zenginleşen tüccarlar, kentin çektiği ıstıraptan dehşete düşecekler. Uzakta durup ağlayacak, yas tutacaklar. 16 “ ‘Vay başına, vay!’ diyecekler.
    ‘İnce keten, mor ve kırmızı kumaş kuşanmış,
    Altın, değerli taş ve incilerle süslenmiş
    Koca kent!
    17-18 Onca büyük zenginlik
    Bir saat içinde yok oldu.’

    “Gemi kaptanları, yolcular, tayfalar, denizde çalışanların hepsi, onu yakan ateşin dumanını görünce uzakta durup, ‘Koca kent gibisi var mı?’ diye feryat ettiler. 19 Başlarına toprak döktüler, yas tutup ağlayarak feryat ettiler:

    ‘Vay başına koca kent, vay!
    Denizde gemileri olanların hepsi
    Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla
    Zengin olmuşlardı.
    Kent bir saat içinde viraneye döndü.’

    20 Ey gök, kutsallar, elçiler, peygamberler!
    Onun başına gelenlere sevinin!
    Çünkü Tanrı onu yargılayıp hakkınızı aldı.”
    21 Sonra güçlü bir melek değirmen taşına benzer büyük bir taşı kaldırıp denize atarak şöyle dedi:

    “Koca kent Babil de
    İşte böyle şiddetle atılacak
    Ve bir daha görülmeyecek.
    22 Artık sende lir çalanların, ezgi okuyanların,
    Kaval ve borazan çalanların sesi
    Hiç işitilmeyecek.
    Artık sende hiçbir el sanatının ustası bulunmayacak.
    Sende artık değirmen sesi duyulmayacak.
    23 Artık sende hiç kandil ışığı parlamayacak.
    Sende artık gelin güvey sesi duyulmayacak.
    Senin tüccarların dünyanın büyükleriydi.
    Bütün uluslar senin büyücülüğünle yoldan sapmıştı.
    24 Peygamberlerin, kutsalların
    Ve yeryüzünde boğazlanan herkesin kanı
    Sende bulundu.”

    YanıtlaSil
  75. Dünya Egemenliği

    Vahiy 19:

    1 Bundan sonra gökte büyük bir kalabalığın sesini andıran yüksek bir ses işittim.
    “Haleluya[a]!” diyorlardı.
    “Kurtarış, yücelik ve güç Tanrımız'a özgüdür.
    2 Çünkü O'nun yargıları doğru ve adildir.
    Yeryüzünü fuhşuyla yozlaştıran
    Büyük fahişeyi yargılayıp
    Kendi kullarının kanının öcünü aldı.”
    3 İkinci kez,
    “Haleluya!
    Onun dumanı sonsuzlara dek tütecek” dediler.

    ------------

    Büyük Babil neden aynı zamanda bir fahişeyle simgeleniyor? Büyük Babil konusunu sonra biraz daha ayrıntılı açıklamak gerekiyor. Büyük Babil'den çıkmak çok büyük bir önem taşıyor. Çünkü Büyük Babil'de olmak demek, ona gelecek belalardan pay almak demektir. Çok yakında Büyük Babil Tanrı tarafından büyük bir cezaya çarptırılacak. İçindekilerin "Vay başına, vay!".

    Vahiy 17:
    4 Gökten başka bir ses işittim:
    “Ey halkım!” diyordu.
    “Onun günahlarına ortak olmamak,
    Uğradığı belalara uğramamak için çık oradan!

    --------

    Büyük Babil'in yok edilişi hiç beklenmedik bir anda gerçekleşecek ve bütün dünyada büyük bir şaşkınlık yaratacak. Neden? Çünkü insanlar böyle birşeyin olabileceğine ihtimal vermediklerinden. Ama Canavar'ın üstünde oturmak çok tehlikelidir! Ayrıca Canavar bunu kendiliğinden yapmayacak zaten. Canavar bunu yapmaya yönlendirilecek. Bizzat Tanrı Canavar'ın ve 10 boynuzun yüreğine bunu yapmaları isteğini koyacak. Canavar ve 10 boynuz bunu kendisi istediği için yaptığını zannetse de, gerçekte Tanrı'nın isteğini gerçekleştirmiş olacak.

    BÜYÜK BABİL = FAHİŞE = BÜTÜN BABİL KÖKENLİ DİNLER

    CANAVAR VE ON BOYNUZ BÜYÜK BABİL ADI VERİLEN FAHİŞEYİ PARÇALAYACAK, ETİNİ YİYECEK VE YAKACAK.

    BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (CANAVAR) VE BM'YE ÜYE ÜLKELER (ON BOYNUZ), BÜTÜN BABİL KÖKENLİ DİNLERE SALDIRACAK VE YOK EDECEK.

    Vahiy 17:
    15 Bundan sonra melek bana, “Şu gördüğün sular –fahişenin kenarında oturduğu sular– halklar, toplumlar, uluslar ve dillerdir” dedi. 16 “Gördüğün canavarla on boynuz fahişeden (BABİL DİNLERİNDEN) nefret edecek, onu perişan edip çıplak bırakacaklar. Etini yiyip kendisini ateşte yakacaklar. 17 Çünkü Tanrı, amacını gerçekleştirme isteğini onların yüreğine koymuştur. Öyle ki, Tanrı'nın sözleri yerine gelinceye dek krallıklarını canavara devretmekte sözbirliği edecekler. 18 Gördüğün kadın dünya kralları üzerinde egemenlik süren büyük kenttir. (BÜYÜK BABİL)”

    CANAVAR: Birleşmiş Milletler: (14:15)

    ON BOYNUZ: Birleşmiş Milletler'e üye ülkeler

    http://www.youtube.com/watch?v=Fe9KD3x8w1A

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya Egemenliği

      Babil Dini aslında tek bir dindir. Günümüzdeki Babil dinlerinin sayısının çok olması gerçekte bir şeyi değiştirmez. Çünkü bütün bunların tümünün kökü Babil'dir. Sümer de zaten Babil'in güney bölgesidir. Buradaki din aynı dindir. İnsanların dili Babil'de karıştığında, mecburen bütün Dünya'ya dağılmak zorunda kaldılar. Ama dağılırken de kültürlerini ve en başta da BABİL DİNİNİ yanlarına alarak dağıldılar. Daha sonra gittikleri bütün yerlerde aynı sahte inançları, birbirlerinden biraz değişik şekillerde olsa da uygulamaya devam ettiler.

      BABİL DİNİNDE TAPINILAN TANRI MARDUK'TUR.

      MARDUK'A ÖZELLİKLE KÜREK, AY, GÜNEŞ ve YILDIZ SEMBOLLERİYLE TAPINILIR.

      Babil Dini'nin özü, insanların tanrıları olarak Marduk'u yüceltmeleri ve ona tapınmaları temeline dayanır. Bu yapılırken semboller kullanılır. Bu semboller Marduk'a ait sembollerdir. Marduk'un başlıca iki farklı sıfatı daha vardır. Bunlar TAMMUZ ve BAAL sıfatlarıdır.

      Dinsel alanda kullanılan ortak bir sembol KÜREK sembolüdür. Bu sembol Marduk'un tapınaklarının girişlerinde, pencerelerinde ve değişik yerlerinde bulunur. En başta ise MA'NIN MA-BEDİNİN TAM MERKEZİNDE bulunur. MARDUK kandırdığı insanları kendisine RAB olarak tapındırmakta özellikle bunu kullanır.

      MARDUK'A TAPINANLAR KÜREK BİÇİMİNDEKİ BİR DUVARA, YA DA PENCEREYE DOĞRU TAPINIRLAR. BUNUN GERÇEK ADI BEL YA DA BAAL KÜREĞİDİR.

      Marduk'a tapınmada özellikle üç gök cismi kullanılır. Bunlar GÜNEŞ, AY ve YILDIZ dır. Marduk eski zamanlarda bir TARIM TANRISI olarak görülürdü. Tarım tanrısı olarak adı BAAL ya da BEL'di. Baal sahip, efendi, koca anlamına gelir. Baal FIRTINA VE YAĞMUR olarak bitkileri sulayarak yeşillendiren bir tanrıdır ve bu yüzden rengi YEŞİLDİR. Bitkileri yeşertip ürün sağladığından dolayı bereket tanrısı da olmaktadır. Baal'ın sembolü AY'dır ve üstteki Baphomet'teki şekli kullanılır.

      AY = BAAL = Hilal (Nimrod Güneş ve Ay'dır. Ancak Baal adıyla özellikle Ay kullanılıyor.)

      Marduk'un güneş olma özelliği TAMMUZ'la simgelenir. Tammuz TAM ATEŞ anlamına gelir ve bununla GÜNEŞ kastedilir. Tammuz da güneş ışığıyla bütün Dünya'ya bereketini gönderen bir tanrı olmaktadır. Tammuz'un sembolü GÜNEŞ ÇEMBERİ ve HAÇ'tır. Güneş'in rengi olan SARI renk Tammuz'un sembolüdür.

      GÜNEŞ = TAMMUZ = Haç (Nimrod reenkarnasyonla Tammuz olur.)

      Sil
    2. Dünya Egemenliği

      Nimrod'un karısı SEMİRAMİS'tir. Nimrod ölünce karısı doğurduğu oğlu Tammuz'un ölmüş kocası olduğunu iddia eder. Sözde, oğlu Tammuz reenkarnasyon yoluyla kocası Nimrod'un ruhunu almıştır. Semiramis'in gök cisimlerinden sembolü Beş Köşeli Yıldız'dır ve diğer sembollerle yanyana kullanılır. Örneğin Güneş Çemberi'nin içindeki Pentagram olarak. KIRMIZI renk bunun sembolüdür.

      YILDIZ = ASTARTE = Beş Köşeli Yıldız (Semiramis'in diğer adları da vardır. Örneğin: İştar, Gök Kraliçesi, Kibele, Artemis, İsis vs. gibi.)

      Burada temelde Baal ve Tammuz olarak iki tanrı vardır. Bunların her biri ayrı ayrı olarak Astarte ile birer ikiliyi oluştururlar. Yani Astarte bunlarla evlidir. Diğer sözlerle Yıldız, hem Güneş'le, hem de Ay'la evlidir. Bu nedenle bunların sembolleri KARI-KOCA olarak birlikte kullanılırlar.

      TAMMUZ ile SEMİRAMİS

      BAAL (Nimrod) ile SEMİRAMİS

      Marduk hem Nimrod, hem Baal, hem de Tammuz olarak aynı kişidir. Ortada tek bir Marduk ile Marduk'un eşi rolündeki Alttaki Piramit'i vardır. Yani Amerikan dolarındaki gibi üstte GÜNEŞ ve altta da PİRAMİT'in kalan kısmı.

      Şeytan bütün bu sembollerini çok açıkça kullanmasına rağmen, insanlara bunların anlamlarını değiştirerek sunduğundan ötürü, gerçek anlamları bilinmeden din alanında da kullanılırlar ve tapınılırlar. Sonuçta tapınılan kişi, elbette ki, bu sembollerin sahibi olmaktadır! Ayrıca, Şeytan bu dinleri yalnızca kendisine tapınılması için kullanmaz. Şeytan aynı zamanda bu dinleri kan dökmekte de kullanır.

      BÜYÜK BABİL ÇOK KAN DÖKER.

      Vahiy 18:24 "(...) Ve yeryüzünde boğazlanan herkesin kanı sende bulundu."

      BU YÜZDEN TANRI ŞEYTAN'IN DİNİ OLAN BÜYÜK BABİL'İ VE İÇİNDEKİLERİ CEZALANDIRMAYI AMAÇLAMIŞ. BU DA GÜNLERİMİZDE OLACAK, HEM DE ÇOK YAKINDA!

      19. DAKİKA ÇOK YAKIN! TANRI, ZİHİN KONTROLÜYLE BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİ VE ONA BAĞLI TÜM ULUSLARI, ŞEYTAN'IN BABİL DİNLERİNİ YOK ETMELERİ İÇİN YÖNLENDİRECEK. GÜNÜMÜZE KADAR İNSANLARI SÖMÜREN, BASKI YAPAN, HER TÜRLÜ VAHŞETİ VE KAN DÖKMEYİ SÜRDÜREN SAHTE DİNLERİ İLLUMİNATİ DEĞİL, TANRI YOK EDECEK!

      HİÇ, İLLUMİNATİ'NİN GİZLİ EFENDİSİ "W", KENDİSİNE TAPINILAN DİNLERİN YOK EDİLMESİNİ İSTER Mİ? İSTEMEZ AMA, O DA BUNUN BÖYLE OLACAĞINI BİLDİĞİNDEN, DİNLERİN YOK EDİLMESİNİ, SANKİ İLLUMİNATİ'NİN AMACIYMIŞ GİBİ GÖSTERİYOR!

      6 333 6 sayılarının üstündeki W harfine dikkat!

      W = M - arduk

      6 333 6 ve sayıların üstünde W

      Sağdaki ve soldaki iki adet 6 sayısının anlamı: 66 yani Şeytan.

      Ortadaki 333 sayısının anlamı: 3'ün karşılığı olan Alttaki Piramit yani 33'tür. Alttaki Piramit'in bir diğer sembolü 666 olduğundan, 3 sayısı iki kere yerine üç kere kullanılmış ve 333 olmuş.

      3 = 33 = 333 = 666 = A = Alttaki Piramit

      3 = Alttaki Piramit = A
      6 = Şeytan = W
      9 = Üstteki Piramit = V

      A9 = Alttaki Piramit ve Üstteki Piramit (cinler)

      Sil
    3. Alttaki Piramit Semiramis'tir. Şeytan'ın Düzen'i olan Canavar 666'yı temsil eder. Çeşitli simgeleri vardır. Yalnızca harf ve sayı olanları arasında:

      Alttaki Piramit = A

      Alttaki Piramit = 3
      Alttaki Piramit = 33
      Alttaki Piramit = 333

      ------

      Şeytan'ın ya da Marduk'un simgeleri arasından yalnızca harf ve sayı olanlar:

      Marduk = W
      Marduk = M
      Marduk = S

      Marduk = 6
      Marduk = 66
      Marduk = 13

      ------

      Cinler Üstteki Ters Piramit'i oluştururlar. Bunların simgelerinden harf ve sayı olanları:

      Üstteki Piramit = V

      Üstteki Piramit = 9
      Üstteki Piramit = 99
      Üstteki Piramit = 999

      ------

      Bunlar gibi daha başka sembolleri de yanyana getirilerek, bileşimler oluşturarak kullanılırlar. Örneğin:

      313: 3 ve 13 sayıları yanyana getirilerek yapılmış bir semboldür.

      3 = Alttaki Piramit
      13 = Şeytan

      3-13 = 313

      ------

      A = Alttaki Piramit
      V = Üstteki Piramit

      A-V = AV
      AV = Alttaki ve Üstteki Piramit

      ------

      3 = Alttaki Piramit
      9 = Üstteki Piramit

      3-9 = 39
      39 = Alttaki ve Üstteki Piramit

      ------

      9 = Üstteki Piramit
      3 = Alttaki Piramit
      13 = Marduk

      3-13 = Alttaki Piramit + Marduk

      9-313 = 9313
      9313 = Üstteki Piramit + Alttaki Piramit + Marduk

      ------

      Örnekler bunlara benzer şekilde çoğaltılabilir.

      Sil
  76. aslında tek goz hz musa yada isa ın seytana tas attıgı zaman sag gozunu kor etmesiyle ortaya cıktı...

    YanıtlaSil
  77. Dünya Egemenliği

    1914 1. Dünya Savaşı'nın başladığı bir yıldır. Aynı zamanda "Son Günler" diye adlandırılan bir dönemin de başlangıcıdır. Son Günler ve Alametleri 20. yüzyılda başlar. Gerçekte ALAMETLER değil, ALAMET vardır. Çünkü hepsi tek bir ALAMET sözcüğünde toplanır:

    1- MS. 1914 YILI. İSA'NIN KRALLIK YETKİSİNİ ALMASI.

    2- MS. 1914 YILI. ŞEYTAN VE CİNLERİNİN GÖKLERDEN YERE ATILMALARI.

    Vahiy 12:
    7-8 Gökte savaş oldu. Mikail'le melekleri ejderhayla savaştılar. Ejderha kendi melekleriyle birlikte karşı koydu, ama gücü yetmedi. Bu yüzden gökteki yerlerini yitirdiler. 9 Büyük ejderha –İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı saptıran o eski yılan– melekleriyle birlikte yeryüzüne atıldı.

    3- MS. 1914'TEN İTİBAREN "SON GÜNLER" DİYE ADLANDIRILAN KISA BİR DÖNEMİN BAŞLAMASI.

    SON GÜNLERİN ALAMETİ

    Luka 21:
    7 Onlar da, “Peki, öğretmenimiz, bu dediklerin ne zaman olacak? Bunların gerçekleşmek üzere olduğunu gösteren belirti ne olacak?” diye sordular.
    (...)
    10 Sonra onlara şöyle dedi: “Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak. 11 Şiddetli depremler, yer yer kıtlıklar ve salgın hastalıklar, korkunç olaylar ve gökte olağanüstü belirtiler olacak.
    ----

    Son Günler adı verilen dönem TEK BİR ALAMETE sahiptir. Ancak, TEK BİR ALAMETİN içinde birçok unsurlar vardır:

    B: SAVAŞLAR
    E: KITLIKLAR
    L: DEPREMLER
    İ: SALGIN HASTALIKLAR
    R: İNSANLARIN YOZLAŞMASI
    T: ÇEVRE TAHRİBATI
    İ: KRALLIĞIN İLANI

    BUNLARIN TÜMÜ TEK BİR ALAMETTİR. Çünkü bu belirtilerden TEK TEK bazıları geçmiş yüzyıllarda da olmuş olaylardır. Bu olayların verilen ALAMETİ OLUŞTURABİLMELERİ İÇİN eksiksiz bir şekilde TÜMÜNÜN AYNI DÖNEMDE birarada gerçekleşmeleri gerekmektedir.

    Alametin 2 koşulu:

    1: BELİRTİLERİN BAZILARI DEĞİL, TÜMÜ BİRDEN GERÇEKLEŞMELİDİR.

    2: BELİRTİLERİN TÜMÜ AYRI AYRI DÖNEMLERDE DEĞİL, AYNI DÖNEMDE GERÇEKLEŞMELİDİR.

    Örneğin İŞARET sözcüğü, içinden seçilmiş yalnızca iki-üç harfle yazılmaz. İŞARET sözcüğünü oluşturmak için, yalnızca İ-R-T ya da Ş-A-R sözcüklerini kullanmak yeterli değildir. Sözcüğe ait harflerin TÜMÜ BİRARADA yazılmalıdır. Aynı şekilde, sözü edilen ALAMETİN gerçekten de O ALAMET olduğunun kesin olması için aynı kural geçerlidir. ALAMET için ne söylenmişse TÜMÜ gerçekleşmeli ve AYNI DÖNEMDE gerçekleşmelidir. Buradaki dönem ise "SON GÜNLER" olarak işaretlenen bir dönemdir.

    Son Günler adı verilen dönemin sonunda YARGILAMA başlayacak. Şeytan'ın düzeni 2 aşamada yok edilecek. Bu döneme BÜYÜK SIKINTI adı verilir.

    4- BÜYÜK SIKINTI: BÜYÜK BABİL adı verilen bütün sahte dinler yok edilecek. Tanrı, zihin kontrolüyle Birleşmiş Milletler ve buna bağlı üye ülkeleri harekete geçirecek ve bunlar sahte dinlere saldırıp yok edecekler. Bunun olmasıyla BÜYÜK SIKINTI başlamış olacak.

    Daniel 12:1
    "O zaman senin halkını koruyan büyük önder Mikail görünecek. Ulusun oluşumundan beri hiç görülmemiş bir sıkıntı dönemi olacak. Bu dönemde halkın –adı kitapta yazılı olanlar– kurtulacak.

    Matta 24:20
    Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, bundan sonra da olmayacaktır. 22 O günler kısaltılmamış olsaydı, hiç kimse kurtulamazdı. Ama seçilmiş olanlar uğruna o günler kısaltılacak.

    Luka 21:
    25 “Güneşte, ayda ve yıldızlarda belirtiler görülecek. Yeryüzünde uluslar denizin (insanların) ve dalgaların uğultusundan (toplumun uğultusundan) şaşkına dönecek, dehşete düşecekler. 26 Dünyanın üzerine gelecek felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü GÖKSEL GÜÇLER sarsılacak. 27 O zaman İnsanoğlu'nun BULUT İÇİNDE (görünmez şekilde) büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler. 28 Bu olaylar gerçekleşmeye başlayınca doğrulun ve başlarınızı kaldırın. Çünkü kurtuluşunuz yakın demektir.”
    ----

    YanıtlaSil
  78. Dünya Egemenliği


    5- ARMAGEDDON: Tanrı, Şeytan'ın dinlerini, yine Şeytan'ın düzenini oluşturan Canavar'ı kullanarak yok etmiş olacak. Buna öfkelenen Şeytan, Magoglu Gog sıfatıyla yeryüzündeki bütün ulusları Tanrı'nın yerdeki toplumuna karşı kışkırtarak bir saldırı başlatacak. Şeytan'ın bu saldırısı karşı saldırıyı başlatacak ve Mikail ve melek orduları Tanrı'ya ait olanları korumak üzere harekete geçecekler. Bu şekilde ARMAGEDDON SAVAŞI başlayacak. Bütün saldırganlar bu savaşta yok olacaklar. Şeytan ve cinleri ise yakalanıp DİPSİZ DERİNLİKLERE atılacaklar.

    Vahiy 20
    1 Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı. 2 Melek ejderhayı –İblis ya da Şeytan denen o eski yılanı– yakalayıp bin yıl için bağladı. 3 Bin yıl tamamlanıncaya dek ulusları bir daha saptırmasın diye onu dipsiz derinliklere attı, oraya kapayıp girişi mühürledi. Bin yıl geçtikten sonra kısa bir süre için serbest bırakılması gerekiyor.

    Malaki 4:1-3
    1 Her Şeye Egemen RAB diyor ki, “İşte o gün geliyor, fırın gibi yanıyor. Kendini beğenmişlerle kötülük yapanlar samandan farksız olacak; o gün hepsini yakacak. Onlarda ne kök, ne dal bırakılacak. 2 Ama siz, adıma saygı gösterenler için ışınlarıyla şifa getiren doğruluk güneşi doğacak. Ve çıkıp ahırdan salınmış buzağılar gibi sıçrayacaksınız. Kötüleri ezeceksiniz. Çünkü bunları yaptığım gün, ayağınızın altında kül olacaklar." Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.

    Vahiy 21
    1 Bundan sonra yeni bir gökle (YÖNETİM) yeni bir yeryüzü (DÜZEN) gördüm. Çünkü önceki gökle (YÖNETİM) yeryüzü (DÜZEN) ortadan kalkmıştı. Deniz de (KÖTÜ İNSAN TOPLUMU) yoktu artık. 2 Kutsal kentin, yeni Yeruşalim'in gökten, Tanrı'nın yanından indiğini gördüm. Güveyi için hazırlanmış süslü bir gelin gibiydi. 3 Tahttan yükselen gür bir sesin şöyle dediğini işittim: “İşte, Tanrı'nın konutu insanların arasındadır. Tanrı onların arasında yaşayacak. Onlar O'nun halkı olacaklar, Tanrı'nın kendisi de onların arasında bulunacak. 4 Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. ÇÜNKÜ ÖNCEKİ DÜZEN ORTADAN KALKTI.”

    5 Tahtta oturan, “İŞTE HER ŞEYİ YENİLİYORUM” dedi. Sonra, “YAZ!” diye ekledi, “Çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir.” 6 Bana, “TAMAM!” (OLDU) dedi, “Alfa ve Omega, başlangıç ve son Ben'im (OLAYLARIN SONUCU BENİM ELİMDE). Susayana yaşam suyunun pınarından karşılıksız su vereceğim. 7 Galip gelen bunları miras alacak. Ben onun Tanrısı olacağım, o da bana oğul olacak. 8 Ama korkak, imansız, iğrenç, adam öldüren, fuhuş yapan, büyücü, putperest ve bütün yalancılara gelince, onların yeri, kükürtle yanan ateş gölüdür. İkinci ölüm (YOK OLUŞ) budur.”
    ----

    Sonuçta Şeytan'ın ESKİ DÜNYA DÜZENİ sonsuza kadar ortadan kaldırılacak ve en ufak bir iz bile bırakılmayacak. Şeytan'ın soyu olan bütün kötüler ortadan kalkmış olacak. Armageddon'dan sonra, Nuh Tufan'ından sonra olduğu gibi herhangi bir insani düzene izin verilmeyecek. Yönetim gökten olacak. İsa 1000 yıl boyunca Atanmış Kral olarak yeryüzünü yönetecek. Eski düzene ait tüm çarpıklıklar, kusurlar ortadan kaldırılıp tam bir cennet ortamı kurulacak. Ölmüş kişiler bu ortamda diriltilecekler.

    BU DÜNYA'NIN YOK EDİLECEĞİ, ŞEYTAN'IN UYDURDUĞU BİR YALANDIR.

    DÜNYA SONSUZA DEK İYİLER İÇİN KORUNACAKTIR.

    "KIYAMET" SÖZCÜĞÜNÜN GERÇEK ANLAMI DİRİLME DEMEKTİR.

    ÖLMÜŞ KİŞİLER -KÖTÜLER HARİÇ- YERYÜZÜNDEKİ BU CENNET ORTAMINDA DİRİLTİLECEKLER. İSA MUCİZELERİNİ BURADA YAPMIŞTI VE BUNLAR GELECEKTE B-U-R-A-D-A YAPACAKLARINA BİRER ÖRNEKTİLER.

    OLAYLARIN GELİŞİMİ

    YanıtlaSil
  79. ADIM ALEYNA DEMİRKAYA ( e posta istemesinler diye anonim yaptım da :D )Her gördüğünüz şeye illüminati demeyin unutmayın illüminati gizli bir örgüt her yerde kendini belli etmez ayrıca jusit , rihanna(illüminati prensesi) , demi , lady gaga ,beyonce , madonna(illüminati kraliçesi)jay-z , miley.... daha bissürü war türkiyeden tarkan , acun ve sertap erener illüminati One Direction'a illüminati diyenler yanılıyor ewt eskiden illüminatiydi ama SİMON COWELL yüzünden ( x factor jürisi ) simon One Direction'u illüminati yapmak için müzik piyasasında yardım etii we onları zorla illüminati yaptı :D BEN ONE DİRECTİON VE LOUIS TOMLINSON 'UN EN BÜYÜK HAYRANIYIM :D onların her şeyini biliyorum o yüzden benle One Direction illüminati diye tartışmayın Ayrıca Zayn Müslüman ve Louis de Müslüman olmak istiyo..! ve taylor swift illü değil bu çok tartışıldı onu sewmiyorum ama illü değil arkadaşlar :D

    YanıtlaSil
  80. ADIM ALEYNA DEMİRKAYA ( e posta istemesinler diye anonim yaptım da :D )Her gördüğünüz şeye illüminati demeyin unutmayın illüminati gizli bir örgüt her yerde kendini belli etmez ayrıca jusit , rihanna(illüminati prensesi) , demi , lady gaga ,beyonce , madonna(illüminati kraliçesi)jay-z , miley.... daha bissürü war türkiyeden tarkan , acun ve sertap erener illüminati One Direction'a illüminati diyenler yanılıyor ewt eskiden illüminatiydi ama SİMON COWELL yüzünden ( x factor jürisi ) simon One Direction'u illüminati yapmak için müzik piyasasında yardım etii we onları zorla illüminati yaptı :D BEN ONE DİRECTİON VE LOUIS TOMLINSON 'UN EN BÜYÜK HAYRANIYIM :D onların her şeyini biliyorum o yüzden benle One Direction illüminati diye tartışmayın Ayrıca Zayn Müslüman ve Louis de Müslüman olmak istiyo..! ve taylor swift illü değil bu çok tartışıldı onu sewmiyorum ama illü değil arkadaşlar :D

    YanıtlaSil
  81. Dünya Egemenliği

    "Alnına şu GİZEMLİ ad yazılmıştı:

    BÜYÜK BABİL,
    DÜNYA FAHİŞELERİNİN
    VE İĞRENÇLİKLERİNİN ANASI"
    ----

    MARDUK = BAAL

    BAAL = BEL

    BAAL = EFENDİ

    BAAL'IN KÜREĞİ: BEL KÜREĞİ

    ----

    SAHTE DİNLER = BÜYÜK BABİL

    Sahte dinler insanları GİZEMLİ simgelerle Marduk'a tapındırır. İnsanlar bu simgeleri olağan görürler ve gerçek anlamlarını bilmezler. Hatta bu simgeleri çoğu kere farketmezler bile!

    ŞEYTAN'IN, İNSANLARI KENDİSİNE TAPINDIRMAKTA KULLANDIĞI EN BAŞTA GELEN BİR SİMGESİ KÜREKTİR:

    BAAL - BEL KÜREĞİ

    TAPINILAN KÜREK

    TAPINANLARIN TAM KARŞISINDA DİK DURAN İBADET KÜREĞİ

    KÜREK, TARIM TANRISI DA OLAN MARDUK'U TEMSİL EDER

    BAZI KÜREKLERİN UÇLARI YUVARLAK ŞEKİLLİDİR, DİĞERLERİ DAHA SİVRİDİR, BAZILARININ UÇLARI DA ÜÇGENDİR

    İNSANLAR GERÇEKTE KİME TAPIYORLAR?

    GERÇEK YARATICIYA MI, YOKSA KÜREĞİN SAHİBİ MARDUK'A MI? (MARDUK = BAAL = BEL)

    HİÇ GERÇEK TANRI, BİR KÜREĞİ KENDİSİNE SİMGE YAPAR MI? !...

    HİÇ GERÇEK TANRI'YA TAPAN BİRİ, BİR KÜREĞE TAPAR MI? !...

    BİR İBADET YERİNDE KÜREĞİN NE İŞİ OLUR?

    EVET, KÜREK SEMBOLÜ MARDUK'A TAPINILSIN DİYE VAR!

    BEL KÜREĞİNİN OLDUĞU YERDE TAPINILAN TANRI MARDUK'TUR

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. KARTAL MARDUK VE MARDUK'UN KÜREĞİ - BAAL-BEL KÜREĞİ - MARDUK'A TAPANLARIN MABETLERİNDEKİ KÜREK

      ÖNCE SAPSIZ KÜREKLER TERS ÇEVRİLİP UÇLARI YUKARIYA GETİRİLİR;

      SONRA MA'NIN MA-BEDİNİN TAM MERKEZİNDEKİ DUVARA YERLEŞTİRİLİR;

      SONRA SAF BİR KALPLE ASİ KARTAL MARDUK'A BAAL-EFENDİ-RAB-LORD DİYE TAPINILIR!

      Sil
  82. Dünya Egemenliği

    Piyasada konuları gizemli çok ilginç birçok kitaplar, filmler ve romanlar vardır. Bunların tümü değilse de, içlerinden bazıları özel nitelikte ürünlerdir. Çünkü, içerdiği konu ve anlatımdaki bazı detaylar bunu açığa vurur. Fakat yine de, bunların içerdiği mesajları herkesin açık bir şekilde anlaması çoğunlukla mümkün değildir.

    Neden birçok kitaplarda, filmlerde ve romanlarda böyle gizemli içerikler olabiliyor? Ve neden bütün bunlar tam bir açıklıkla ortaya konmuyor? Daha önceden de belirttiğim gibi, birçok ürünün arkasında Şeytan ve cinler vardır. Ürünler çok çeşitli olabilir. Bazıları doğrudan insanları yanıltmak amacıyla üretilmiş fikirleri içerirler. Bunlar tam bir zehirdir ve bunlar insanlara sunulurken de özellikle iki yol önemlidir. Birisi, bunlar pazarlanırken, bunların bilimsel olduğu ve bu yüzden mutlak surette kabul edilmesi gerektiği şeklindedir. Ama gerçekte bu fikirler yalnızca bilimsel görünürler ve hiçbir şekilde gerçek bilime uymazlar. Ama, insanların büyük bir kısmı biliminsanları olmadıkları için, üzerlerinde bir baskı hissederler ve kabul etmedikleri takdirde aptal görüneceklerini düşünerek, pek te anlamadıkları bu şeyleri kabul ederler. Ne de olsa bütün bunları kendilerine aktaranlar bilimsel camianın ad yapmış önemli insanlarıdırlar. Şunu da unutmamak gerekir: Sunulan her sahte fikrin yüzde yüz yanlış olması da gerekmez. Önemli olan verilen bilgilerin içinde yeterl